SEYFULLAH HALİD BİN VELİD’İN (RA) HAYATI

0

SEYFULLAH HALİD B. VELİD

Hz. Halid’in gerçekleştirdiği fetihler sayesinde, miladi VII. yüzyılın başlarındaki iki büyük imparatorluktan birisi olan Sasaniler tarih sahnesinden silinmiş; Mecusiliğin ateşi ebediyen Söndürülmüş; diğeri Bizans ise, elini-ayağını Filistinden, Suriye’den, Güney Anadoludan, Mısır ve Kuzey Afrika’dan çekmeye mecbur bırakılmıştır.

Halid b. Velid’in Ailesi

Halid b. Velid’in hanımları ve çocukları hakkında çok az bilgi bulunmaktadır. Hemen tamamı Suriye’deki veba salgınında ölmüş olan kırk kadar çocuğu olduğu rivayet edilir. Bunların en meşhuru birçok savaşa katılan Humus valisi Abdurrahman’dır. Halid, Hz. Peygamberden 18 hadis rivayet etmiştir. Teyzesinin oğlu Abdullah b. Kays, Kays b. Ebu hazim, Mikdad b. Ma’dikerib kendisinden hadis alanlar arasında bulunmaktadır. Ona nispet edilen, Kurtubi adlı üç kılıç Topkapı sarayı müzesinde muhafaza edilmektedir.(Fayda, Dia Maddesi Halid b. Velid 1997)

Halid b. Velid’in Soyu

Halid b. Velid, Beni Mahzum kabilesinden olan Velid ile Beni Hilâl kebilesinden olan Lübâbe’den doğmuştur. Kureyş’e kadar olan Halid’in soyu şöyledir : Halid b. Velid b. Muğire b. Abdillah b. Ömer b. Mahzum b. Yakaza b. Murre b. Kâb b. Lüeyy b. Ğalip b. Kureyş(fihr)’dir. 5. Göbekten atası olan Mahzum bu kabileye ismini vermiştir.

Halid b. Velid’in Annesi Ve Babası

Halid b. Velid’in Annesi, Lübâbe es-suğra Asma bint el hâris el-hilâliyye’dir. Lübâbe’nin kız kardeşleri ise Esma bint Umeyss, Selma bint Umeyss ve Selâme bint Umeyss’dir. Halid’in toplamda 8 teyzesi vardır. Peygamber efendimiz(s.a.v) Halid’in teyzelerinden biriyle evlendiği için Halid’in eniştesi olmuştur. Halid’in annesinin Müslüman olup olmadığı konusunda ihtilaf olmakla birlikte genel görüş Müslüman olduğu yönündedir. Nerede vefat ettiği konusuda iki görüş olmakla birlikte genel görüş Medine’de değil de Suriye’de vefat ettiği yönündedir. Halid’in babası ise Mekkenin ileri gelenlerinden Velid b. Mugire’dir. İleride daha iyi bir şekilde göreceğiniz üzere kendisi çok önemli bir kişidir.

Halid b. Velid’in Kardeşleri

Asıl bilinen bir şey varsa o da Kur’an’ı kerimde geçen Velid b. Mugire’nin çocuklarının çok olduğudur. Bu da Halid’in kardeşlerinin çok olduğu anlamına gelmektedir. İlk kardeşleri Abduşems b. Velid’dir. İkinci kardeşi Âs b. Velid’dir. Üçüncü kardeşi olan ve çok yakışıklı bir genç olan Umâre b. Velid’dir. Dördüncü kardeşi Ebu kays b. Velid’dir. Müslümanlığı kabul edip sonradan putperestliğe dönen beş kişiden birisidir. Ebu Kays ,Hz. Ali veya Hz. Hamza tarafından öldürülmüştür. Beşinci erkek kardeşi ise Hişam b. Velid’dir. Hişam Müslüman olmuştur. Altıncı erkek kardeşi Velid b. Velid’dir. Velid’in Velid b. Muğire’nin kardeşleri arasında ilk Müslüman olması hasebiyle çok önemlidir. Velid Müslüman olduktan sonra kardeşleri onu Ayyâş b. Ebi Rebi’a ve Seleme b. Hişam gibi hapsettiler. Bir şekilde yolunu bulup kaçan Velid peygamber efendimiz(s.a.v)’in teşvikiyle tekrar Mekke’ye dönerek Ayyâş’ı ve Seleme’yi işkenceden kurtararak kaçmalarını sağlamıştır. Halid b. Velid’in her ikiside Müslüman olan iki kız kardeşi vardır. İsimleri fâtıma ve Fâhite’dir.

Halid b. Velid’in İslam Öncesi Hayatı

Halid b. Velid, 8/629 yılı başında Müslüman olmuştur. Yaklaşık olarak 14 yılını müslüman olarak geçirmiştir. Kendisinin doğuştan gelen bazı üstün özellikleri vardı ki bu onun öne çıkmasına büyük katkı sağlamıştır. Çok iyi silah kullanır ve yönetme kabiliyeti çok iyidir.

 Mekke Bölgesinin Genel Durumu

Halid b. Velid Mekke’de doğdu ve orada büyüdü. Mekke’nin tarihi Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail’e kadar dayanır. Cürhümlüler’in bu bölgeye gelmesiyle Hz. İsmail onlardan bir kızla evlenir. Bu kavim zamanla sapıklığa düşecektir. Cürhümlüler’den sonra bu bölgeye Huzaa kabilesi gelir ve Amr b. Luhay Suriye’de iken görüp etkilendiği putu buraya getirir ve insanların buna tapmaya başlamasını sağlayan ilk kişidir ve Tevhid inancını sarsan ilk kişidir. Son olarak Kusay B. Kilab( Peygamber efendimiz 5. Kuşak atası) bu bölgeye gelir ve hac ibadetini ile hacerülesved meselesini halleder. Ve Riyase sistemini devralır.

Efendimiz(sav) ile Halid’in Soyları

”Kusay, Halid b. Velid’in mensup olduğu Mahzum oğullarının kurucusu Mahzum’un amcasının oğludur; Kusay’ın babası Kilab; Mahzumun babası yakazadır. Kardeş olan Kilab ile Yakaza’nın babaları ise Murre’dır ki Hz. peygamber ile Halid’in soyları, yedinci cedlerinde birleşir.”(Fayda, Halid bin Velid 1990)

Mekke’nin Halid b. Velid’e Etkisi

Halid’in yaşadığı dönemde Kureyş gelişmiş ticari ağları olan ve ticareti güven içinde yapan bir konumdaydı. Yaşadığı bölge de en önemli geçim kaynaklarından biri hiç şüphesiz ticaretti. Çünkü Mekke’de çöl iklimi hakimdi. Yağış yok denecek kadar azdı. Ziraate elverişli olmadığı için insanlar yaşayabilmek için ticarete ihtiyaç duyuyorlardı. Kusay b. Kilab’ın önderliğinde çölden dünyaya açılmışlardı. Bu sayede yeni kültürleri, düşünceleri, fikirleri ve dinleri tanıma fırsatları olmuştu. Ayrıca fikirlerin, düşüncelerin ve ticaretin yapıldığı panayırlarda yılın belli dönemlerinde yapılmaktaydı. En önemli panayırları Ukaz Panayırı’dır. Ulusal bir nitelik taşıyan bu panayır’a Efendimiz(s.a.v.)’de katılmıştır. Bu ve buna panayırların birçok özelliği mevcuttu.[1]

Çölde hayatta kalmak, çocukların ve herkesin savaşçı olmasını gerektiriyordu. Çünkü baskınlardan kendilerini koruyabilmek ve diğer kabileler arasında güçlü olmak gerekiyordu. Ticaretin yanında Mekke de yaşam baskınlara ve elde edilen gelirlere dayadığı ve asabiyet gibi duygulardan dolayı her erkek üzerine düşen görevi üstlenmeliydi. Bunun sonucu olarak Halid b. Velid gibi büyük kumandanların yetiştiği bir yer olmuştu Mekke. O Mekke ki sadece Halid b. Velid’ler ile meşhur olmamış, o kutsal topraklar Hz. Peygamber efendimizin ilk tebliğ faaliyetlerine ve Kuran’ın ilk defa duyulduğu bir şehir olmuştur. Halid bin Velid’in ilk başlarda düşman olmasının İslam’dan nefret edip bu nefretide ileri safhalara taşımasının en önemli nedenlerinden biriside İslam’ın putperestliği yasaklamasıdır. Eğer İslamiyet’i seçerlerse atalarının dinlerinden dönmüş olacaklardı. Ve faiz ve kötü ahlakı yasakladığı için İslam, insanlar rahatlarından vazgeçmek istemiyorlardı. Bilhassa zenginler zekat verme ve parasını Allah yolunda harcamayı pek mantıklı bulmuyorlardı. Aslında İslamiyet’i seçmeyen büyük İslam düşmanlarına baktığımızda akıllarının olmadığından veyahut cahil olduklarından değil aslında çok zeki olduklarından İslamiyet’i seçmiyorlardı. Örneğin Ebu Cehil cahiliyetin babası diye bilinmesine rağmen peygamberimize ve diğer sahabilere yaptıklarına bakılınca anlaşılıyor ki çok zeki bir kişidir. İslamiyet’i kabul etmelerinin bir başka tarafı ise Arap kabileleri arasında ki üstünlüklerini kaybetme tehlikesi vardı. Çünkü Mekke ve çevresine 360’a yakın put dikmişlerdi. İslamiyet gelince bunların hepsi yıkılacağı için kimse Mekke’ye o kutsal topraklara gelmeyecekti. Bu olayda onların cahil olmayıp aksine çok zeki insanlar olduklarını yine göstermektedir.

Halid b. Velid Kureyş’te bulunan 10 kabileden biri olan Mahzum oğulları kabilesine bağlı bulunuyordu. Kusay b. Kilab’dan sonra ortaya çıkan anlaşmazlığın çözümlenmesi sonucu görev bölünmesinde Mahzum oğulları Kubbe ve Einne görevlerini elde etmişlerdir. Bu görev iki ayrı askeri görevden meydana gelmektedir.

Mahzum Oğulları İçerisinde Halid b. Velid Ve Velid b. Mugire

Mahzum oğulları Halid’in yaşadığı dönem içerisinde diğer kabilelere karşı en zengin kabile idi. Bu zenginliği Halid’in babası Velid b. Mugire’de görmekteyiz. Mahzum oğullarından birçok önemli şahsiyet yetişmiştir. Bunların en önemlilerinden biri hiç şüphesiz Velid’tir. Kâbe su ve diğer bazı felaketler sonucu harap olmuştu. Bunun üzerine onu yeniden düzeltmeye kara vermişlerdir. Fakat taşı eline aldıklarında taş yeniden gidip yerine yerleşince korkmuşlar ve ondan uzaklaşmışlardır. Ama Velid, Allah’a niyetlerinin halis olduğunu söyleyerek Kâbe’yi yıkmaya başlamıştır. Diğer Kureyşliler ertesi gün olmasını beklemişler. Çünkü onlar eğer Velid’e bir şey olursa yıkmaya kalkışmayacaklardı. Ertesi gün Velid’i sapasağlam görünce Kâbe’yi yıkmışlardı. Velid o kadar zengindir ki Erzaki şöyle söylemektedir.

Velid’in hem çok zengin olduğunu, hem de büyük bir şöhrete ulaştığını gösteren en mühim husus, kendisine ’’Idlukureyş’’ veya kısaca ’’El-’Idl’ unvanının verilmesidir. Ona tamamen zenginliği dolayısıyla verilen bu unvanın sebebi şudur: Kureyşliler, her yıl Kâbe’nin perdesini değiştirirlerdi. Velid bir yıl kendisinin, ertesi yıl ise Kureyş kabilesinin perdenin ücretini vermesini kabul etmişti. Bunun için kendisine ’’Idlu Kureyş ’’ yani ’’Kureyşin dengi denilirdi’’. Velid Kureyş için çok anlam ifade ediyordu. Çok zengin olmasının yanında çok da itibarlı ve sözü geçen bir kimse idi.

Velid’in ağzından çıkan sözlerin büyük bir kısmı gelenek örf veya kurala dönüşerek uygulanıyordu. Örneğin hırsızlık yapanın ellerinin kesilmesini ilk söyleyen, kendine içki içmeyi yasaklayan ilk insan olmuş ve Kâsame sisteminin[2] uygulanmaya geçmesini sağlamıştır. Bu Hz.Peygamberimiz (sav) tarafından da kullanılmıştır. Velid peygamber efendimizin büyücü, yalancı veya deli olmadığını biliyor bunu anlıyor ve idrak ediyordu. Ve peygamberimizin Kur’an okuması ve Kur’an’ı dinlemek onun hoşuna gidiyordu. Fakat Velid ile peygamber efendimiz konuşmaya onu İslam’a davet etmeye çalıştığında Ebu Cehil bir yolunu bulup amcasını yoldan saptırıyordu. Mekke de ölen Velid b. Mugirehacûna defnedildi.

Mahzum Oğullarının İslamiyet ile ilk Tanışmaları

Mahzum Oğullarından ilk İslam’ı kabul edenler Ebu Seleme ve eşi Ümmü Seleme Hazretleridir. Ebu Seleme peygamber efendimizin süt kardeşidir. Ebu Seleme eşiyle birlikte Habeşistan’a ilk Hicret edenler arasındadır. Daha sonra kocasının ölümü üzerine Efendimiz (S.A.V) ile evlenmiştir.

İlk Müslümanların bir diğeri Erkâm b. Ebil-Erkâm’dır. Çok zeki ve güvenilir birisi olan Erkâm, Hilful-fudüla da katılmıştır. Peygamber efendimiz onun evinde gizlenmiştir. İlk tebliğ faaliyetlerinde onun evinin merkez olması Müslümanlar açısından çok önemlidir. Bu gibi ve birçok güzel özelliğinden dolayı burası ’’Dâru’l-İslam’’ (İslam konağı) olmuştur.

Bir diğer kişi ise Seleme b. Hişam’dır. Ebu Cehil’in kardeşi olması bakımından önemlidir. Bu İslam’ın Ebu Cehil’in evine dahi girdiğini ve sınır tanımaksızın ilerlediğinin göstergelerinden birisidir sadece. Seleme abisinin ilerde ona uygulayacağı baskıyı, zulümü ve zorlu sıkıntıları düşünmeksizin İslamiyet’i seçmiş ve azim göstermiştir. Ve karşılığını da Cihat için gittiği Suriye de şehit olarak almıştır.

Mahzum kabilesinin önde gelen diğer ilk Müslümanları ise şunlardır. Haşim b. Ebu Huzeyfe, Hebbar b. Süfyan ve Abdullah b. Süfyan, Şemmas b. Osman, Ayyâş b. Ebi Rebi’a’dır.

 

Halid b. Velid’in Gençlik Dönemi

Halid’in doğum tarihi tam olarak bilinememektedir, Halid’in Hz. Ömer ile yaşıt olduğu bilinmektedir. Buna rağmen Hz. Ömer’inde yaşı tam olarak bilinememektedir. Ama kabul edilen genel görüşü Mustafa fayda şu şekilde açıklıyor:

Bazı muahhar kaynaklarda, Halid’in H. 21 yılında vefat ettiğinde altmış yaşında olduğu zikredilmiştir. Buna göre Halid b. Velid’in hicretten otuz dokuz yıl önce doğduğunu; Hz. Peygambere vahiy geldiğinde yirmiyedi; Hz. Peygamber’in hicreti esnasında otuz dokuz; Müslüman olduğunda ise kırk yedi yaşında olduğunu; hayatının son on dört yılını Müslüman olarak yaşadığını söyleyebiliriz. Bu tarihlerin kesin olmadığını;ayrıca birkaç yıl daha küçük olabileceğini de düşünebiliriz.(Fayda, Halid bin Velid 1990)

Buradan da anlaşılacağı üzere tam yaşını tespit etmek mümkün değildir.Buna göre kesin bir bilgi olmamakla birlikte genel olan görüş yukarıda zikredilen görüştür.

‘’Mekke’de aileler çocuklarını çölde yaşayan(bedevi)’lere çocuklarını bir süreliğine veriyorlardı. Şehirlerde yeni doğan erkek çocukların emzirilmek ve belirli bir yaşa kadar büyütülmek üzere havası ve suyu temiz, hayat tarzı da sade olan çöle gönderilmesi Kureyş ve diğer Araplar arasında yaygın bir gelenekti. Süt annesine verilmesinde temel sebep çocukların şehir yerine daha sağlıklı olan çöl havasında büyümelerini sağlamak, ayrıca konuşma çağındaki fasih Arapça öğrenmelerine imkan vermekti.’’(Avcı 2007)

Halid b. Velid ‘de bir bedeviye verilmişti. Orada çöl şartlarına alışan ve çölü seven Halid b. Velid, güçlü bir vücuda sahip olmuştu. Gücünü ve kuvvetini oradayken kazanmış, beş veya altı yaşlarında tekrar Mekke’ye dönmüştü.

Halid b. Velid ve Meziyetleri

’’ Kureyş’in askeri ve bilhassa süvari birliklerinin sevk ve idaresini üstlenmiş olan Mahzumoğulları, çocuklarını yetiştirirlerken onların at ve develere binmelerine, bu hayvanların yetiştirilmesine, savaş için gerekli olan diğer hususlara…’’(Ekrem 1974)Buradan anlaşılan Mahzum oğulları için güçlü insanın ayrı bir önemi vardır. Halid hem güçlü ve kuvvetli bir insan olması hasebiyle hem de babasından dolayı çok itibar görmüş ve üzerine titrenilmiştir. Babası da Halid’e bildiklerini aktarıyor.
Ona baskının nasıl yapılacağı çöl koşullarında nasıl ayakta kalınacağını anlatıyordu. Güreş de insanların güçlerini muhafaza etme ve daha da artırması açısından önemlidir. Halid b. Velid için de güreş çok önemliydi ve doğuştan yetenekli olan Halid b. Velid bu yeteneğini geliştirecek ortama da sahipti. Zaman zaman yapılan savaşlara katılarak savaş tecrübesi edinirdi. İlk olarak Uhud savaşında süvari birliğinin komutanlığını yapmıştır. Daha sonra yine görev aldığını bilmekteyiz. Bedir gazvesine katıldığı bilinmese de Uhud ve hendek’e katılmıştır. Halid’in okuma ve yazma bildiği tahmin edilmektedir. Çünkü kendisi Peygamberimiz(s.a.v.)’in Kâtipleri arasında olmakla birlikte babasından öğrenmiş olma ihtimali de vardır. Ama ortada kesin bir bilgi yoktur.

 Halid b. Velid’in Müslümanlarla Olan Savaşları

Halid b. Velid Ve Uhud Gazvesi:

Halid b. Velid’in ilk büyük rol oynadığı savaş Uhud Savaşıdır. 7 şevval 3/23 Mart 625 Cumartesi meydana gelen bu savaşta Peygamberimiz ve Halid’in stratejileri savaşın gidişatını belirlemiş ve değiştirmiştir. İslam orduları komutanı Efendimiz(s.a.v) iken müşriklerin komutanı Ebu Süfyandır. Bu savaşın sadece Halid b. Velid’le olan kısmını anlatacağım.[3]

Bedir savaşında yakınlarını kaybeden Mekke müşrikleri Ebûsüfyan’a gelerek kervandan elde edilen kâr’ın Hz. Muhammed(s.a.s)’den ve Müslümanlardan intikam almak için asker temininde harcanmasını teklif ettiler. Ebûsüfyan’da asıl öç almak isteyenin kendisi olduğunu; oğlu Hanzala ve kabilesinin ileri gelenlerinin Bedir’de öldürüldüğünü ifade ederek bu teklifi kabule hazır olduğunu bildirdi. Onlar Bedir’in intikamının yanında Suriye kervan yolunu tehdit altından kurtarmak istiyorlardı. Çünkü geçimlerini ticaretle sağlayan Mekkeliler için Suriye’ye giden kervan yolunun güvenliği çok önemli idi.(Sarıçam 2002)

Buradan da anlaşılacağı üzere Müslümanlardan intikam almak istiyorlardı. Bunu da Bedir Savaşına neden olan Kervandan elde edilen kârla yapmak istiyorlardı. O paranın harcanmasıyla elde edilen askerler ile kendileri toplamda üç bin kişi olmuşlardı ve yanlarında 15 de kadın vardı. Bu kadınlar hem intikam için hem de askerlere moral vermek için gelmişlerdi.

Kureyş ordusu Medine’nin kuzeyindeki Uhud dağının eteklerinde ki Kanat vadisinde, Ayneyn tepesinin etrafında, yüzleri dağa karşı, arkaları Medine’ye doğru olmak üzere karargâh kurdular. Ordunun başkumandanı Ebu Süfyan, sağ koldaki yüz suvari birliğinin başında Halid b. Velid, sol kolda, yine yüz süvarinin başında İkrime b. Ebi Cehil bulunuyordu.(Vakıdi 1654)

Savaş nizamı böyle idi. Bu savaşın burada olma nedeni Ensârdır. Çünkü Ensâr’ın meydan savaşı yapmak istemesi üzerine Peygamberimiz(s.a.v.) Uhud’da savaşmaya karar vermişti. Daha sonra yaptıkları bu ısrardan rahatsız olan Ensâr’ın gelip özür dilemesi, verilen kararı değiştirmedi. Çünkü peygamberimiz(s.a.v.) ’’eğer bir peygamber zırhını giyerse o zaman meydan savaşı yapar, sonucu Allaha kalmıştır’’ dediği rivayet edilmektedir.

Medine’den çıktıklarında 1000 kişi olmalarına rağmen meydan savaşı yapmak istemeyen bir grup geri dönmeye karar verdi. Dönme sebebleri ise Ensár’daki bir grup çocuğun aklına uyulduğunu düşünüyorlardı. Efendimiz(s.a.v.) Müslümanlar 700 kişi kaldılar. Peygamber efendimiz(s.a.v.) Ayneyn tepesine 50 okçuyu Abdullah b. Cübeyr komutanlığında olmak üzere bıraktı. Ve onlara ne olursa olsun yenseler dahi yerlerinden ayrılmamalarını kesin bir dille ifade etti. Sancağı da Mus’ab b. Umeyr’e verdi. Fakat savaş da müşriklerin dağılması üzerine galeyana gelen okçular yerlerinden ayrılıp ganimetlere doğru gelmeye başlayınca tepedeki zaafı fark eden Halid b. Velid orayı aldı ve oradaki 10 okçuyla birlikte Abdullah’ı da şehit etti. Düşmanların arasında kalan Müslümanlar kendilerini zor kurtardılar ve o savaşta Hz. Hamza şehit edildi. Peygamberimizin(s.a.v.) de mübarek dişi kırıldı.

Bu savaş Halid’in ününü artırdı. Savaş onun sayesinde şekil değiştirmişti. Çok zeki ve savaş kabiliyeti çok iyi olan Halid, bunu Uhud’da tasdik etmişti adeta. Aşagıdaki sözlerden bunu daha iyi anlıyoruz.

Halid ibnVelid, Mekkeli büyük bir komutandı; Müslümanların Uhud’da uğradıkları bozgundan sadece onun sorumlu tutulması gerekir. Ancak o, İslam’ı kabul ederken, Muhammed(As)’den, artık adının bir parçası haline gelen Seyfullah(Allah’ın kılıcı unvanını almıştır….’’(Hamidullah 2011)

Halid b. Velid Ve Hendek Gazvesi

Müşriklerin saldırılarına karşı koymak için Medine’nin etrafına Müslümanlar çukur kazmıştır. Bundan dolayı Hendek Savaşı denilmiştir. Müşrikler ilk defa gördükleri bu savaş taktiği karşısında şaşırmışlar ve ne yapacaklarını bilememişlerdir. Müşriklerin amacı Müslümanları ortadan kaldırmak ve bütün bu olan olaylara son vermek istiyorlardı. Bu yüzden büyük bir ordu topladılar, sayıları 10 bini buluyordu. Müslümanlar ise sadece üç bin kadardı.

Fakat alışık olmadıkları Hendek karşısında çaresiz kaldılar ve hendeği geçmeye çalıştılar. Geçmeyi başaranları ise Müslüman orduları karşılıyordu. Ve Müslümanlar zorluk çekmeden gelenleri öldürebiliyordu. Gece baskınları yapmaya karar verdiler. Fakat gece kahramanca savaşan Müslüman askerler karşısında Halid b. Velid ve süvariler muvaffak olamadılar. Belli bir zaman sonra bir şey çıkmayacağını anlayan ve bu büyüklükteki bir ordunun beklemesinin çok zor olacağından dolayı Ebu Süfyan dönmeye karar verdi ve Mekke’ye amaçlarına ulaşamadan geri döndüler.

HALİD B. VELİD HUDEYBİYE’DE

Peygamberimiz(s.a.v.) gördüğü rüya üzerine Umre yapmaya karar veriyor. Ve Mekke’ye doğru yola çıkarlarken itirazlara rağmen sadece yol silahları alınıyor. Ama peygamber(s.a.v.)’imiz bununla yetinmeyecek ve bazı tedbirler alacaktır. Büsr b. Ebu Süfyan El-kabi’nin Mekke’ye gönderilmesi ve Sa’d b. Zeyd el-Eşheli’nin keşif yapmak için görevlendirilmesi buna örnektir.

Efendimiz(s.a.v.) Büsrü tabiri caizse nabız yoklamak için göndermişti. Ona gitmesini ve haber vermesini söyledi. Çünkü ne gibi bir tavır takınacakları Müslümanlar için önemliydi. Büsr’ün haber vermesi üzerine müşrikler aralarında münakaşa yaptılar. Mekke’nin ileri gelenleri savaş halinde bulunduklarını eğer Müslümanların buraya girecek olursa yenilgiyi kabul edecek olduklarını söylediler. Bunun üzerine Halid b. Velid’i 200 kişilik bir orduyla üzerlerine yolladılar. Fakat Halid b. Velid elinde fırsat olmasına rağmen saldırmadı ve Müslümanların geçmelerine de izin vermedi. Bunun üzerine Hudeybiye antlaşması yapıldı. Antlaşmanın esaslı maddeleri şunlardır:

-Müslümanlar o yıl Kâbe’yi ziyaret etmeyecekler, Medine’ye dönecekler,

-Ertesi yıl umre için geldiklerinde, Kureyşliler,Mekke’yi üç gün boşaltacaklar,

-Mekke’ye iltica eden hiçbir kimse Medine’ye iade edilmeyecek; Buna mukabil:

-Medine’ye iltica eden Mekke’liler ise Kureyş’e iade edilecek,

-Diğer kabileler, istedikleri tarafla andlaşma yapabilecekler, onlara karşı, iki taraf da tarafsız kalacak,

-Andlaşma on yıl yürürlükte kalacak(Vakıdi 1654)

-Bu antlaşmalara ilk uymayanlar yine müşrikler olacaktır. Bu antlaşmadan sonra kısa da olsa bir güven ortamı oluşmuş artık insanlar savaş, şan ve şöhret gibi şeyleri pek de düşünmez olmuştur. Bu durum Halid’i hiç şüphesiz etkilemiştir.

Peygamberimiz bu antlaşmadan önce Halid’in ordularıyla karşı karşıya iken Namaz kılmıştır. Bu da Halid’in hidayetine vesile olan en mühim olaydır. Hudeybiyenin Halid ile olan kısmı aslında pek de çok olmamakla birlikte Halid, üzerindeki etkisi çok fazladır. İleride ele alacağım konuda daha ayrıntılı olarak Hudeybiye’nin Halid’in hidayetine etkisini anlatacağım.

   Halid b. Velid’in Hidayete Ermesi

Ne zaman Müslüman olduğuna çok farklı cevap verilmektedir. Genel görüş ise 1 Safer 8(21 Mayıs 629) tarihinde Müslüman olmasıdır. Onun yanında Amr b. El-Âs ile Osman b. Talha’nın da aynı zamanda biat etmeleri Müslümanları sevince boğacaktır.

Vakıdi kitabu’l-Megazi adlı eserinde Halid’in Müslüman oluşunu uzunca anlatmıştır. Ben kısaca şöyle özetledim ’’Halid peygamberle yapılan bütün savaşlarda bulunmuştu. Ve ne zaman peygamberle karşılaşsalar kendisini kötü ve orada bulunmaması gerektiğini hissediyordu. Korku namazında (Hudeybiye esnasında kılınan namaz) hakikati ve peygamberin korunmuş olduğunu anladığını görüyoruz. Ve hudeybiyeden sonra içinde bir boşluk hissediyor. Ve kendine soruyor ’’ Geriye ne kaldı? Gidiş nereye? Necaşi’ye mi? O da Muhammede tabi oldu! Ashabı onun yanında emniyet içindeler’’. Kardeşinin kendine yazdığı mektupdan çok etkileniyor. Ve Peygamberimiz de ona övgü dolu şeyler söylüyor. Kardeşinin bunu da nakletmesi üzerine Müslüman olmaya karar veriyor ve bir rüya görüyor onu Ebu Bekir’e yorumlatınca rahatlamasının yolunun Peygamberin(s.a.v.) yanına gitmesinden geçtiğini anlıyor. Gitmeden önce Refika bulmaya karar veriyor.  İkrime b. Ebi Cehil’i ve Safvan b. Ümeyye’ye düşündüklerini anlatıyor. Ve onlarda ölmelerinin daha iyi olacağını söylüyor.[4] Osman b. Talha’ya da gitmekten tereddüt ediyor[5]. Fakat daha sonra o benim için iyi bir arkadaştır diyerek onunla konuşuyor. Osman b. Talha’da[6] bir gün beklemesini sonra beraber gitmelerini söylüyor. Ertesi gün Hedde’ye vardıklarında orada Amr b. El-Âsar’a[7] rastlıyorlar. Ona İslam’a girmeye gittiklerini söyleyince kendisi de İslam’a girmeye gittiğini söylüyor ve böylece üçü beraber yola koyuluyorlar. Vardıklarında Efendimiz’in(s.a.v.) Sıcakkanlılığıyla karşılaşıyorlar. İlk olarak Halid b. Velid huzura çıkıyor ve daha sonra diğerleride huzura çıkarak efendimize(s.a.v.) biat ediyorlar.’’

Buradan Halid’in hiçbir baskı ve tehdit altında kalmadan kendi isteğiyle İslamiyeti seçtiğini görüyoruz. Ona hidayeti sağlayan şüphesiz Allah’dır. Ve Hudeybiye’nin onu bu kadar etkilemesi Hudeybiyenin önemi açısından çok önemlidir. Mustafa Fayda’nın şu sözleri Halid’in nasıl Müslümanlığı seçtiğini anlamamızda ve Hudeybiye’nin önemini anlamamızda yardımcı olacaktır.‘’Hz. Peygamber’i ve Müslümanları Mekke’ye sokmamak üzere Kureyş süvari birliğinin kumandanlığını yapan Halid, Müslümanların Hz. Peygambere bağlılıklarını nizam ve intizam içinde olduklarını, imanlarının selabeti yanında, namazlarındaki huzur ve huşû, Kâbe’ye ve onun Rabbi ’ne olan niyaz ve ilticalarını, onların nasıl bir aşk ve vecd içinde bulunduklarını fark etmişti. İşte böyle bir ruh hali içerisinde uzaktan Hz. Peygamberi ve Müslümanları takip eden ve öğle namazı esnasında gerçekleştiremediği saldırı için ikindi namazı vaktini bekleyen Halid’e, Rasûlullah’ın korku namazı kıldırmayı kararlaştırması şok tesiri yaptı; içinden geçenleri bilerek tedbir almak üzere korku namazına başvurması Halid’i sarstı; kendisini İslamiyet’e teslim edecek büyük bir şüphe, aklını ve gönlünü sarmaya başladı. O andan itibaren bu şokun tesiri altına giren Halid ile şirk birbirinden uzaklaşmaya başladı…’’(Fayda, Halid bin Velid 1990)

Mustafa fayda olayı çok güzel bir şekilde özetlemiştir. Bunların haricinde birde kardeşinin Halid’e efendimizin teşvikiyle mektup yazması da Halid’in Müslümanlığı kabul etmesi açısından önemlidir. Çünkü Hz. Peygamber Efendimiz tıpkı babası Velid b. Mugire’ye istediği gibi Halid’in de Müslüman olmasını istemiş ve gözü zaman zaman onu aramıştır. Halid Efendimizin(s.a.v.) o güzel sözlerine sevinmiş ve Mekke’den ayrılmak için acele etmek istemiştir. Ve kendine gidecek yere kadar eşlik edecek Refikalar bulması Halid’in işini daha da kolaylaştırmıştır. Bütün bunları göz önüne alarak olaylara baktığımızda görmemiz gereken şey, her şeyin Allah’ın istemesi sonucu sırasıyla ve tam zamanında mükemmel bir şekilde gerçeklemiş olmasıdır.

 Neden Halid (ra) Geç Müslüman oldu?

Neden geç bir vakit sayılabilecek bir vakitte Müslümanlığı kabul etmesini ise Âmr b. El-Âs şöyle ifade etmektedir. Bu ifade de hem kendisi ve hemde Halid gibi insanların Müslümanlığı neden geç ve güç kabul ettiğini açıklamaktadır. ’’Biz, öncelik ve yaş takip eden bir zümre ile beraberdik; onlar geniş yolu takip etmediler, biz de düzlüğe çıkıncaya kadar onlara tabi olduk; onlar, Nebi’yi inkar ettiklerinde, biz de, kendi durumumuzu düşünmeden, onlarla birlikte inkar ettik; onları taklit ettik. Onlar bu dünyadan çekip gidince, kendi kendimize kaldık; Hz. Peygamberin (s.a.v.) durumunu düşündük; baktık ki durum gayet açık. Böylece İslam sevgisi kalbimize düştü…’’

Buradan Müslümanların durumunu anlıyoruz. Onların içinde bulunduğu durumun zihniyetinden kurtulmak için çoğu zaman büyüklerinin ölmesi gerekiyor ki kendileri bir şey düşünüp taklidi bırakıp Hakk’a yönelebilsinler.

Hz. Peygamberimiz ilk olarak Halid’e kendi evini vermiştir. Ve Müslüman olduktan sonra onun askeri yeteneğine güvenen efendimiz tarafından Süvari Komutanlığına getirilmiştir.

Allah’ın kılıcı Ve Peygamber’in Şanlı ve Şerefli Kumandanı Olarak Halid b. Velid

 

Mute Savaşı

Halid’in Müslüman olarak katıldığı ilk savaştır.(629) Busra valisinin Hz. Peygamber’in elçisini öldürmesi üzerine çıkan savaştır. Sürahbil b. Amr el-Ğassâni’nin elçiyi öldürmesi üzerine Müslümanlar ordu toplayıp savaşa çıktılar. Bunu haber alan Sürahbil kardeşi Sedus’u Müslümanları karşılaması için yolladı. Sedus Müslümanlar tarafından öldürülünce Sürahbil korkuya kapılarak kalesine sığınarak Bizans İmparatorundan yardım istedi. Sasanilerle olan savaşlarından sonra ordusunu dağıtmayan Bizans İmparatoru Sürahbil’in yardımına 100 bin[8] kişilik bir kuvvetle gitti. Sürahbil’in kuvvetleriyle birlikte toplamda 200 bin kişi olan müşrik ordusu Müslümanlara saldırmak için yola çıktı. Müslümanlar aralarında bu durumu müzakere etmek için toplandılar. Gönüllerinde savaşmamak ve yardım beklemek gibi düşünceler varken Şair Abdullah b. Revâha ‘nın yaptığı güzel konuşmadan sonra şevkle nen Müslümanlar savaşmaya karar verdiler.

Mute savaşında Hz.Peygamber’in sırasıyla sancağı almasını istediği kişiler şehit olmuştu.[9] Ondan sonra Müslümanlar dağılmaya başladılar. Bunun üzerine Sâbit b. Akram sancağın etrafında Müslümanları toplayarak aralarından birinin sancağı almasını söyledi. Daha sonra ise Halid B. Velid buna layık görüldü. Halid o büyük zekasını kullanarak akşam olunca ordunun yerini büyük bir gürültüyle değiştirdi. Bunu yapmasında ki amaç orduya yardım geldiğinin sanılmasını sağlamaktı. Ve işe de yaradı. Ve müşrikler ertesi sabah karşılarında farklı kişileri görünce şaşırdılar. Halid’in asıl amacı düşmanın maneviyatını sarsmak, akıllarını karıştırmak ve bu karışıklıklardan yararlanıp Müslümanları zararsız bir şekilde geri çekmekti. Düşündüğü gibi de oldu Halid askerleri geri çekince müşrikler takip etmeye cesaret edemediler.

   Mekke’nin Fethi

Savaşın asıl başlama sebebi Hudeybiye antlaşmasındaki maddelerin İhlal edilmesidir. Kureyşliler Bekr kabilesiyle ittifak yapıp ona silah ve asker yardımı yapmıştır. Onlar da Huzâ’a kabilesine saldırmışlar. Bunun üzerine Huzâ’a kabilesinden Amr b. Sâlim gelerek Medine’den yardım istedi. Bunun üzerine efendimiz(s.a.v.) ona gitmesini ve yardıma geleceklerini söyledi. O gittikten sonra Ashabına savaş hazırlığı yapmasını söyledi.

’’Medine’deki Müslümanların savaşa hazırlanmalarını emretmesinin yanında Hz. Peygamber, Müslüman olmuş çeşitli kabilelere de elçiler göndererek kendisine Medine’de veya yolda iltihak etmelerini emretti; sonra da şehre giriş ve çıkışları kontrol altına alarak, seferin nereye ve kimlere karşı düzenlendiğini gizli tutmaya kararlaştırdı. Resûlullah’ın hedefi, Mekke haremine kan dökmeden girmek; bunun için de, büyük bir ordu ile Kureyş’i kendi topraklarında, ani bir baskınla muhasara edip teslim olmaya zorlamaktı.(Hişam (218/833))

Buradan anlaşıldığı üzere amaçları Mekke’nin fethidir. Büyük çaplı bir operasyon düşünülmekle ve bunun sonucunda kan dökmeden Mekke’ye girmek amaçlanmaktadır. Çünkü Mekke hem Müslümanlar hem de müşrikler için kutsal ve kan dökülmesi zorunlu olmadıkça yasaktı. Bütün bunları enine boyuna düşünen Efendimiz(s.a.v.) sonunda bu şekilde bir yıldırım saldırısı planlamıştı. Hz. Peygamber nereye gideceğini kimseye söylemiyordu. Bu onun zaman zaman uyguladığı taktiklerden sadece bir tanesiydi. Yıldırım baskını yapabilmesi için gizli olarak yaklaşmak ardından saldırmak gerekiyordu.

Mekke’liler bir şeylerden şüphelenmeleri üzerine Ebu Süfyan’ı ne olduğunu anlamak için yolladılar. Ebu Süfyan Müslümanların ordusunu görünce çok şaşırdı. Müslümanların 10 bin kadar orduları vardı. Ebu Süfyan uzun uğraşlar sonucu Müslümanlığı kabul etti. Savaş zamanına kadar Ebu Süfyan’ı yanlarında bekletme kararı aldılar. Daha sonra Ebu Süfyanı Mekkelileri uyarması Müslümanların kan dökmek istemediklerini söylemesi için gönderdiler. Ebu Süfyan gidip onlara karşılarında çok büyük bir ordu olduğunu bu orduya karşı koyamayacaklarını ve evlerinde olan insanların bir de Ebu Süfyan’ın evinde olan insanların zarar görmeyeceğini söyledi. Ebu Süfyanın daveti sonucunda Müşriklerin kararı hayır oldu. İkrime b. Ebi Cehil, Safvan b. Ümeyye gibi önde gelen müşrikler Müslümanları Mekke’ye girdirmeyeceklerine karşı yemin ettiler.

’’Fetihten önceki geceyi ZuTuvâ’da geçiren Hz. Peygamber, tepelerle çevrili Mekke vadisinin dört giriş yolundan, dört kol halinde ve beraberce şehre girmeyi kararlaştırdı. Hazırlıksız yakaladığı Mekke’lilerin, Mukavemet etmelerine imkan tanımamak için bu kararı veren Hz. Peygamberin asıl hedefi, Mekke haremine kan dökmeden girmek istemesiydi. Kureyş mukavemete teşebbüs etse bile, sayısı az olan ordusunu dört ayrı kola ayırmak mecburiyetinde kalacaktı.’’(Fayda, Halid bin Velid 1990)

Buradaki salt amaç fethi hızlandırmak ve kan dökmenin önüne geçmeye çalışmaktı. Fakat savaş istenildiği gibi gitmeyecek kan dökülecek, bu olay Hz. Peygamberi çok üzecektir. Ayırdığı bu dört kol Merkezi, Öncü, Sol kol ve Sağ kol birliğinden oluşuyordu.

Hareket emri ZuTuvâ’dan verildi. Halid sağ kol birliğini idare etmekle yükümlü idi. İlk harekete geçen o oldu. Halid’in birliği Mekke’nin en uzağındaki güney bölgesinden giriş yapacaktır. Halid’in elinde Müzeyne, Eslem, Cüheyne, Süleym ve Ğıfar kabileleri ile Muhacir ve Ensardan olmak üzere üç bin kişi vardı. Halid’e zorunda kalmadıkça savaşmamasını, amaçlarının kan dökmemek olduğunu da söylemeyi unutmadı Efendimiz(s.a.v.).

Efendimiz’ in başında bulunduğu ordu ve diğer ordular savaşmadan Mekke’ye girdiler. Fakat Halid’in ordusunu müşrikler karşılayınca savaş başladı. Ama düzenli bir ordu olmadığı için karşısındaki ordular, Halid’in karşısında dayanamayıp kısa sürede yenildiler. Mekke’nin önde gelen bazı müşrikleri(İkrime b. Ebi Cehil, Süheyl b. Amr ve Safvan b. Ümeyye) Hz. Peygamberden eman alarak Müslüman oldular.

Hademe eteklerinde meydana gelen savaşın sonucunda Halid, Sâfa tepesine gidince savaş son bulmuş oldu. [10]

  Uzza Putunun Yıkılması

Uzza putu Lât ve Menât gibi çok itibar gören putlardan olması hasebiyle çok önemlidir müşrikler için. Müşrikler bu puta çok saygı gösterir, onu ziyaret eder, onun önünde kurbanlar keser ve fal okları çekerlerdi.[11]

Mekke’nin kuzeyinde yer alan Nahle’de bulunan Uzza putu Halid tarafından yıkılmıştır. Halit bizzat peygamberimiz tarafından gönderilmiştir. Uzza 3 Semure ağacından ibarettir. Halid ilk gittiğinde 3 ağaçtan birini kesti. Geri geldiğinde Hz. Peygamber ona birini görüp görmediğini sordu. Birini görmemiş olan Halid’i geri yolladı.

’’Öfkeli bir şekilde Mekke’den tekrar Nahle’ye hareket eden Halid, Uzza’nın yanına varınca kılıcını çekti ve ikinci ağacın üzerine yürümeye karar verdi. Halid’in geldiğini gören putun bakıcısı Dübeyye, putun üzerine bir kılıç asıp dağa kaçtı. O sırada putun içerisinden çırılçıplak, saçı başı dağınık vaziyette, dişlerini gıcırdatan siyahi bir kadın Halid’in karşısına dikiliverdi; Halid’in tüyleri diken diken olmuştu.’’(Fayda, Halid bin Velid 1990)

Halid Allah’a güvenerek kılıcını çekti. Ve Siyahi kadını öldürdükten sonra Dübeyye’yi yakaladı ve onu da öldürdü.

Beni Cezime Vak’ası:

Halid b. Velid, Hz. Peygamber tarafından verilen görevleri layıkıyla yerine getirmektedir. Bu olay karşısında Halid’in haksız olduğunu söyleyenler, onun kin tuttuğu için yaptığını söyleyenler ve Halid’in tamamen suçsuz olduğunu söyleyenler vardır. [12]

’’Cezîmelileri İslam’a davet etmiş olan Halid b. Velid, onların Müslüman olduklarını ‘’Sabe’na’’ diye ifade etmelerine kızmış; onların takıyye yaptıklarını; ’’Müslüman olduk’’ ifadesinden, izzet-i nefislerine dokunduğu için kaçındıklarını düşünmüş ve Müslüman olduklarını kabul etmemişlerdir. Bunun tabiî neticesi olarak da kendilerinin önce esir alınmalarını, sonra öldürülmelerini emretmiştir. Halid b. Velid hazretleri, bu anlayış ve kararı ile, hiçbir zaman Hz. Peygambere ve onun emirlerine karşı gelmiş değildi ve bu husus hiçbir zaman aklından da geçmemiştir, bilakis o, kendisine itaatkar ve bağlı idi… Şiddetli ve kararlı hareket etmeye mütemayil askeri bir terbiye ile yetişmiş olan Halid b. Velid, Müslüman olduklarını açık bir şekilde ifade etmeyen Cezimelileri düşman gibi gördü. Ayrıca o, bu anlayış ve kararını icra mevkiine koyduğu sırada, hatalı olduğunu da biliyordu.(Fayda, Halid bin Velid 1990)

Bunun sonrasında Hz. Peygamberin Halid’e söylediği şeyler üzerinde de bir uzlaşım yoktur. Bizi ilgilendiren kısım Hz. Peygamberin insanlara karşı olan şefkati ve mazlumların nasıl yanında olduğudur. O özelliğini de her zaman mükemmel bir şekilde göstermiştir zaten.

 Davetçi Olarak Halid b. Velid
Huneyn İle Taif Gazveleri

Peygamber Efendimiz Mekke’nin fethinden sonra biraz o bölgede bekleyerek insanları İslam’a davet etmiş ve birçok kişinin Müslüman olmasını sağlamıştır. Birçok kabilenin İslamiyet’i seçmesine rağmen Hevazin ve Taifte yaşayan sakif kabileleri Müslümanlığı seçmiyorlar ve İslam’dan nefret ediyorlardı. Mekke’nin fethinden sonra bu durumu kabullenmek istememişlerdi. Bu iki grup kabile Kureyş’in savaşmayı bilmediğini, Müslümanlar savaşmak istiyorlarsa kendileriyle savaşmaları gerektiğini söyledi.

’’Hz. Peygamber, onların bu ittifak ve gizli faaliyetlerini haber aldı. Savaş hazırlıklarının hangi safhada olduğunu ve askeri güçlerinin seviyesini öğrenmek üzere, Ashabdan Abdullah b. Ebi Hadred el- Eslemi’yi tahkikat ve bilgi toplamak için vazifelendirdi. Abdullah, Hevazin ve Sakif kabilelerinin Evtas vadisinde toplandıkları haberini getirince Resulullah derhal savaş hazırlıklarına başladı ve 6 Şevval 8 (27 Ocak 630) Cumartesi günü Mekke’den hareket ederek Huneyn’e ulaştı ve savaş, 11 Şevval 8(1 Şubat 630) günü fecir vakti başladı.(Vakıdi 1654).

Halid Öncü birliğine kumanda ediyor ve emrinde yüz kişi bulunuyordu. Bu yüz kişi Süleym oğullarına mensuptu.

Müşrikler Müslümanlardan önce Huneyn vadisine geldiler. Arazinin özelliklerinden faydalanıp, Müslümanlar geldiği zaman onlara ok atmaya başladılar. Hava şartlarından dolayı oklar ve onun geldiği yeri görmek çok zor idi. Halid b. Velid ve onun yüz askeri kaçmaya Peygamberimizi(s.a.v.) yalnız bırakmaya başladılar. Hz. Peygamberin etrafında çok az sayıda sahabi kalmıştı. Dağılan askerler bazıları savaşı bırakıp gittiler fakat bazı dirençli askerlerin geri gelmesiyle Hevazinliler mağlup edildi. Halid b. Velid’de geri dönmüştü. O savaşta yaralanan Halid Hz. Peygamberin özel ilgisine mazhar oldu. Ağır bir yarası olmamakla birlikte Hz. Peygamberin nefesinden şifa bulmuştur.

Savaştan kaçan Hevazinlileri takip etmek ve onları cezalandırmak için Halid görevlendirdi. Halid onlara kurtulmalarının yolunun Hz. Peygambere uymaktan geçtiğini söyledi. Teslim olmadıkları takdirde bölgede bulunan Müslüman kabilelerin sürekli saldırılarına maruz kalacaklarını söyledi. Fakat müşrikler kabule yanaşmayınca bizzat Hz. Peygamberin de katılımıyla Taif on beş gün muhasara altına alındı. Bu muhasara da mancınık kullanıldı. Taiflilerin kendilerine 1 yıl yetecek kadar yiyecekleri olması hasebiyle ve Hz. Peygamber’in rüyasında muhasaradan bir sonuç alınamayacağını görmesi üzerine bu işten vazgeçildi.

Daha sonra Taif’te yaşayan bir heyet Hz. Peygambere gelerek Müslümanlığı kabul ettiklerini bildirdi. Sakif kabilesinde Lât putu vardı. Heyet bu puta bir süre dokunulmamasını istediyse de Hz. Peygamber buna izin vermedi. Bunun üzerine heyet o putu kendilerinin yıkamayacaklarını ve başka birinin onu yıkmasını istedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber Halid’i putu yıkmak için görevlendirdi.[13]

Halid b. Velid’in Mustalik Oğullarına gönderilişi

Peygamber efendimiz  630 yılında kabilelere zekat amilleri gönderrerek zekatları toplamayı amaçlıyordu. Beni Mustalik kabilesine el-Velid b. Ukbe b. Ebi Muaytı gönderdi. Bu kişi oraya vardığında zekat amillerini bekleyen 20 kişilik kafileyi gördü. O kafileyi kendilerine saldıracak zannederek geri döndü. Bu kişi Hz. Peygambere gelerek o kabilenin dinden döndüğünü söyledi. El-Velid’in bu hareketi üzerine şu ayet nazil oldu:

’’Ey iman edenler! Eğer fasıkın biri size bir haber getirirse, onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa sataşırsınız da yaptığınıza pişman olursunuz.’’(Hucurat,6)

Bu ayetin inmesi üzerine Hz. Peygamber Halid’i göndermeye karar verdi. Ondan önce bazı emirler verdi. Onları namaz vaktinde izlemesini eğer dinden dönmüşlerse savaşmasını söyledi. Halid oraya varınca casuslarını bilgi almak için yolladı. Geri gelen casuslar oranın halkının Müslüman olduklarını, namaz kılıp ve ezan okuduklarını söyledi. Halid oraya girince zekat mallarının hazır olduğunu gördü ve çok sevindi. El-Haris b. Dırar zekatı çok önceden hazırlamış zekat amilleri gelmeyince Hz. Peygamberin kendisine üzüldüğünü düşünmüştür. Halid bu durum karşısında çok sevinmiş ve artık aceleci hareket etmez olmuştur.

Tebûk seferi ile Dûmetu’l-CendelSeriyyesi(hic. 9 yılı, Recep ayı ekim 630)

Bu gazve efendimizin(s.a.v.) son gazvesi ve Halid b. Velid’in Hz. Peygamberin emrinde çıktığı son gazvedir.

Efendimiz’in bazı yalan haberler alması üzerine çıkan bir savaştır. Gassanilerin Müslümanlara saldırmak için asker oluşturduğu haberi Medine’ye gelince, Hz. Peygamber savaş hazırlıklarına başlanmasını söylemiştir. Bu hızlı ve yoğun çalışmalar sonucunda toplamda 30 bin asker toplanmıştır.

Hz.Peygamber uzun bir yolu aşıp Tebûk’e vardığında bu haberin yalan olduğunu öğrenmiş fakat geldiği gibi de tebliğ faaliyetlerine başlamıştır. Bu arada Tevbe süresi nazil olmuştu. Bu sürenin 29. Ayeti (Cizye) uygulanmaya başlandı. Cizye ehli kitaptan olan bir topluluğun Müslüman olmayı kabul ederse şayet ilgilendirmeyecek olan fakat eğer kabul etmezse Cizye ödemek zorunda kalacak olduğu bir şeydir. Cizye ödeyenlerin mal, can ve ırz gibi insani değerleri korunacak, kendilerine ait yaşam alanına sahip olacaklardı. Hz. Peygamber bazı kabilelere askerler göndererek Müslümanlığa davet etmiş, kabul etmeyenleri cizye vermeye davet etmiştir. Halid’i ise Dumetu’lcendel’e gönderdi. Halid dör yüz yirmi süvariyle Müslümanlara zulümde ileri giden birisi olan Ukeydir b. Abdullah’ı yakalamakla görevlendirildi. Hiç zorlukla karşılaşmadan bu görevi Halid yerine getirdi. Ukeydir Müslüman olmayı kabul etmedi fakat Cizye vermeyi kabul edince Dumetu’lCendel İslam toprağı olmuş oldu.

   Halid B. Velid’in Necrana Beni’l Haris b. Ka’b kabilesine gönderilmesi(631)

‘’Yüce Allah’ın Arap yarımadasındaki müşriklerin kesin olarak ortadan kaldırılmasını emir ve ihtar buyurduğu bu ultimatom tesirini göstermiş; birçok kabile Müslüman olmuştur. Ancak Necran’da yaşayan Beni’l Haris b. Ka’b kabilesi henüz Müslüman olmamış;Medine’ye gelip Hz. Peygambere biat etmemişti.(Fayda, İslamiyetin Güney Arabistan’da yayılışı 1982)

İslamiyet’i kabul etmeyen Necrana Hz. Peygamber Halid b. Velid’i yollamaya karar verdi. Eğer İslamiyet’i kabul ederse savaşmamalarını, davet içinde üç gün beklenilmesini söyledi Hz. Peygamber. Eğer üç gün sonunda davet kabul edilmezse Halid onlarla savaşacaktı.

Çok büyük bir kabile olan Beni’l-Hâris kabilesi Halid’in daveti üzerine islamiyeti kabul etti.

 Hz. Peygamber’den Sonra Halid b. Velid

Hz. Peygamberin bu dünyadan ayrılmasından sonra İslam dünyasında fesatlık çıkmaya başladı. Bazı kabileler yalancı ve hokkabazların arkasında koşmaya başladı. Vefat haberini alan Hz. Ebu Bekir hilafet makamına geçti ve insanlar kendine biat etti. Hz. Ebu Bekir’i destekleyenler ve karşı çıkanlar vardı. Halid ise Hz. Ebu Bekir’i desteklemiştir.

 Hz. Ebu Bekir Ve Halid b. Velid

Zekat amili olan Nevfel b. Muaviye’nin önü kesilip zekata el konulması üzerine, Hz. Ebu bekir’in kumandanlığında bunun hesabı sorulmaya gidildi. Sancak Halid’de idi ve toplamda yüz kişi idiler. Diğer Müslümanlar sonradan katılacaklardı. Vekil olarak Muhammed b. Mesleme bırakıldı. Mallara el koyan Hârice b. Hunani bir saldırı da Müslümanları geri püskürttü. Lakin yardımcı süvariler gelince Harice kaçmak zorunda kaldı. Ve diğer kabilelere haber göndererek asker yardımı istediler. Zülkassa’da bulunan Sahabilerin ileri gelenleri Hz. Ebu Bekir’in Medine’ye gitmesi gerektiğini söylediler. Hz. Ebu Bekir bunu kabul etti ve yerine başkumandan tayin edilmesi için sırasıyla Zeyd b. Hattab ve Salim’e söyledi. Bu ilk iki kişi şehit olmak istediklerini ve ön saflarda savaşmak istediklerini söyledikleri için Başkumandan olmak istemediler. Halife bu sefer Halid’i seçti ve Halid kabul etti. Halid’in bu Hz. Ebu Bekir’in emri altındaki ilk savaşıdır.

‘’Hz. Ebu Bekir, Halid b. Velid’e Zül-kassa’daTuleyha b. Huveyid el-Esed’inin üzerine yürümesini emretti. Tuleyha Peygamberlik iddiasına kalkışmıştı….’’(Fayda, Halid bin Velid 1990)

4 bin kişilik orduyla (18 Eylül 632) Halid, Zül-kassa’dan Bühaza’ya hareket etti. Önceden ajanlar yollayıp ezan okunup okunmadığını kontrol ettirdi.

Savaş başladığında Tuleyha’nın 40 yetenekli okçusu vardı. Ve bu kadar az sayıda okçu Müslümanları dağıtmayı başarmıştı. Bunun üzerine Halid ikazlara aldırmadan atından indi ve 40 savaşçı öldürülene kadar hiç durmadan savaştı.

 Sahtekar Müseylime ve Yemame Savaşı

‘’Halid b. Velid’in irtidad savaşları arasında, hedefleri, cereyan şekli ve neticesi bakımından en müşkül savaş, Yemame’de yalancı Müseylime’ye karşı yapılan Akraba savaşıdır’’.(Fayda, Halid bin Velid 1990)

Beni Hanife kabilesi Efendimiz(sav)’e gelerek biat etmişlerdi. Fakat en isteksiz ve gönülsüz olan kabile bu idi. Ve Hz. Peygamber öldüğünde yalancı Müseylime’nin etrafında toplanmışlardı. Bunun üzerine Halid Öncü birlik gönderdi. O öncü birlik 23 kişi yakaladı. Dinden dönmeyen Mücca adlı kişi hariç diğerleri öldürüldü. Müseylime askeri ve stratejik açıdan önemli bir yerde bulunuyordu.

Halid Akraba savaşında önce süvari birliğinin başında bulunan el-Berâ’yı Üsame b. Zeyd ile yer değiştirdi. Halife ayrıca 400 kişiyi yardıma yolladı.

Savaş çok çetin geçiyorlardı. Müslümanlar saldırıyor fakat tutunamadan hemen geri çekiliyordu. Halid ve ileri gelen Sahabilerin çekilmemesi üzerine kaçan Sahabiler tekrar geri dönüyorlardı. Savaşın kahramanlarından El-Bera’nın konuşması üzerine Müslümanlar müşriklere saldırdılar ve onları etrafı duvarlarla çevrili bahçeye sığınmaya zorladılar. El-Bera kahramanca duvarı atlayıp kapıyı açınca Müslümanlar içeri girdi ve birçok kişi öldürüldü. Müseylime’yi ise Vahşi öldürdü. Bu savaş sonucunda İslam dünyası büyük bir tehlikeden kurtulmuş oldu.

Bu savaş o kadar sevindirici ve üzücüydü ki ifade dahi edilemez. Çünkü Müseylime’den kurtulmak İslam dünyası için çok önemliydi. Buna rağmen hemen hemen her evden bir şehit vardı. Halife dahi ağlamıştı.

   Halid b. Velid’in Irak Fetihleri

‘’Halife, Yemame’de Müseylimet’ül kezzabı Akraba savaşında ortadan kaldıran Seyfullah Halid b. Velid’i, bir emir ile, Sasani İmparatorluğu ile savaşmakta olan Müsenna b. Harise’ye yardım etmesi için Irak’a gönderdi. Bu emir ile halife, yalnızca İslam tarihinin değil, bütün insanlık tarihinin görüp geçirdiği en büyük ve geniş, süratli ve tesirli, ama asıl bariz vasfı devamlı ve kalıcı olan Fütühat hareketlerini başlatmış oldu.(Fayda, Halid bin Velid 1990)

Sasani gibi büyük bir imparatorluğun fethedilmesine muvaffak olan Müslümanlar İran’ın Müslüman olmasını sağlamıştır.

İslam’a davet mektupları esnasında Efendimiz(sav) Sasani hükümdarına da mektup yollamıştı. Sasani hükümdarı mektupta kendi adının ‘’Resulullah’’tan sonra geldiğini söyleyerek mektubu yırtmıştı. Bunun üzerine Efendimiz(sav)’’Ey Allahım sende onun mülkünü parçala’’ diye beddua etmiştir.(Sa’d (230/844))

‘’Burada tarihi bir vakaya da işaret etmek uygun olacaktır. Resulullah’ın mektubunu yırtan Kisra, oğlu tarafından öldürülmek üzere cezasını çekmiştir. Ancak, Sasani saltanatının son yılları ve akibeti ise, bu cezadan çok daha ağır olmuştur. Miladi 628 yılından Halid’in Sasanilerin üzerine yürüdüğü 633 yılına kadar ki altı yıl içinde, o sırada iktidarda bulunan son İran Kisra’sı 3. Yezdicerd hariç, tam dokuz Kisra saltanatı ele geçirmiş; sonra da Rasulullah’ın bedduasının hazin bir tecellisi olmak üzere, hepsi sıra ile, kendi ailelerinden iktidarı ele geçirmek isteyen bir başkası tarafından öldürülmüştür.’’(Fayda, Halid bin Velid 1990)

Halid’den öncede sasani devletiyle savaşan Arap toplulukları olmuştur. Hatta yenenler bile olmuştur. Bekr b. Vail  kabilesi Sasanilerle savaşmış ve onları yenmiş bir kabiledir. Bu kabile Arapların Sasanileri yenebileceğini göstermiştir. Bu kabileden olan Şeybaniler Müslüman olduktan sonra düzenli olarak Sasaniler üzerine akınlar yapmaya başlamıştır. Bu kabilenin ileri geleni Müsenna b. Harise eş-Şeybani Medine’ye gelip halifeden kendi kabilesi adına kumandanlık istedi. Halife kabul edince Müsenna geri dönüp Hire çevresine akınlar düzenlemeye başladı. Bir süre sonra yardım çağrısında bulundu. Bunun üzerine halife Halid’e şu mektubu yolladı.

‘’Ebu Bekir, Yemame’de bulunan Halid b. Velid’e, Şam’a(Suriye’ye) gitmesini; ancak daha önce Irak’tan başlamasını;  önce oraya uğrayıp fetihler yapmasını emreden bir mektup yazdı. Halid’de Yemame’den ayrıldı ve Nibac’a gitti.’’(Kelbi 1969)

Vakidi ve Belaruzi’ye göre önce Medine’ye geldi sonra Irak’a gitti. Fetih hareketlerine ilk nereden başladığına dair çeşitli rivayetler vardır.

‘’… Onun Yemame’den Basra Körfezine geçtiğini ve fetihlerine oradan başlayarak Fırat sahillerini takip edip Hire’ye ulaştığını tesbit etmek içindir.’’(Fayda, Halid bin Velid 1990)

Sasani hükümdarının durumu hiç iç açıcı değildi. Çünkü sürekli taht kavgaları ve iç kargaşa hakimdi. Bu durum Sasani İmparatorluğunun güçsüzleşmesine yol açıyordu. Halid bundan çok iyi yararlanacak ve Sasani İmparatorluğunu fethedecektir.

İlk olarak Halid Ubülle’yi fethetti. Sonra sırasıyla Hureybe, Nehru’l-Murre, Zendeverd-Dürta, Hürmüzcer ve Ulleys’i fetheden Halid, Hire’ye dayanmış oldu.

   Halid b. Velid Hire’de

Hire halkı yukarıda saydığım bölgelerin fetihlerini duyunca kalelerine çekildiler. Zaten çokta savaşacak askerleri yoktu. Durum böyle olunca ve diğer nedenlerden ötürü Müslüman olmadan cizye ödemeyi kabul ettiler. Savaştan sonra o bölgelerde bulunan Halid, toprak sahiplerine mektuplar yolluyordu ve hiç durmadan fetih hareketlerine devam ediyordu. Aynu’tTemr’in de ele geçirilince Irak’ın fethi tamamlanmış oldu

‘’Halid b. Velid’in başkumandanlığı altında, Basra körfezinde Hire’ye, oradan Aynu’t-Temr’e kadar ki Fırat nehri boyunca uzanan çok geniş ve aynı zamanda sulak ve münbit toprakların İslam devleti hudutları dahilinde alınması büyük bir muvaffakiyettir. Müslümanların dünyaya açılmasına, İslam imanının insanlara sunulmasına, Müslümanların iktisadi bakımdan gelişmesine vesile olan bu fetihlerin, o sıralarda dünyamızın en büyük iki devletinden biri olan Sasanilere karşı, başarılmış olmasının ayrı bir ehemmiyeti vardır. Burada şu noktayı bilhassa tebarüz etmeliyiz ki, Sasanilere karşı İslam’dan önce bu bölgeler de yaşayan Araplar’ın, asırlarca devam ettirdikleri, ancak bir iman etrafında birleşemeyen ve İlay-ı kelimetullah gibi yüce bir hedefi istihdaf etmeyen mücadeleleri, ciddi hiçbir netice vermemişti.

  Halid b. Velid Ve Suriye

Halife’nin emri üzerine Halid, Bizansa karşı savaşmak için Iraktaki fetih hareketini durdurarak Suriye’ye gitti.(13 Mart 634)

Halife Yemen, Taif ve Necid’i cihada çağırması üzerine 9 bin kişiye ulaşan bir mücahid topluluğu oluşmuştur. Halife bunları üçer bin olmak üzere üç grup yapmış ve Amr b. El-As’ı, Yezid b. Ebu Süfyan ve Şürahbil b. Hasene’yi kumandan tayin etmiştir. Bu ordu çeşitli bölgelerde cihada başlamıştır. Halid ise sonradan bu üçlü gruba emri altındaki mücahitlerle birlikte katılacaktır.

Yezid b. Süfyan 70 b. Kişilik bir Bizans ordusuyla karşılaşmış ve halifeden yardım istemişti.  Bunun üzerine halife Halid’i bölgeye göndermeye karar verdi. Halid 800 kişiyle Hire’den ayrıldı ve DûmetülCendel’e gitti ve oradan çöl yolunu kullanarak devam etti. Dûmetü’l-Cendel’den sonra Kurâkıra, oradan da çölü geçerek Süvaya gitmeye karar verdi. Süva’dan sonra Dimeşk yakınlarına ulaştı. Buradan Mercurahıt karargahındaki Bizans ordusuna saldırarak onları mağlup etti.(24 nisan 634)

Busra’nın Fethi

Halid b. Velid, Halife’nin gönderdiği üç kumandan ile buluştu ve şehir fethe karar verdiler. Diğer kumandanlar Halid’i başkumandan tayin ettiler. Busra’nın orduları kısa sürede dağıtıldı ve Busra’lılar cizye ödemeyi kabul ettiler.

Busra’nın fethinden sonra Halid Filistin’e Amr b. El-As ile buluşmaya gitti. Bu haberi öğrenen Bizans kumandanı Tezarik 70 bin kişilik orduyla Ecnadeyn’e gitti. Halid’de bunu duyunca oraya gitti ve Amr ile orada buluştular. Toplamda 24 bin kişi oldular.(Belaruzi (279/892))

Muazzam Bizans ordusuna karşı savaş başladı(28 Cemaziyelüla 13).  Başkumandan Halid büyük bir başarıyla bu savaşı kazandı.  3 bin kişi öldürülürken sadece 14 şehit verildi.

Hz. Ebu Bekir, Ecnadeyn muharebesinin neticesini öğrendikten sonra, 22 Cemaziyelahir 13/23 Ağustos 634 tarihinde vefat etti.(Taberi (310/922)) Daha sonra Halifeliğe Hz. Ömer geçmiştir. Halid Hz. Ömer’in emri altında bir süre başkumandanlık yaptıktan sonra Hz. Ömer tarafından bu görevinden azledilmiştir.[14]

   Fihl Savaşı

Ecnadeyn savaşında yenilenlerin Fihl’e kaçması üzerine orada toplanmaya başladılar. Halid onları takip ediyordu. Fihl’e varınca tekrar savaş yaptılar.(13 yıl Zilkade-Aralık-ocak 634-633) Vuku bulan savaşı Halid kazandı. Askerler bu sefer Dimaşk’a kaçtılar.

 Dimeşk’in Fethi

      Askerleri takip eden Halid, Dimeşk’e ulaştı. Hz. Ömer tarafından azledildiği için Halid’in yerine Ebu Ubeyde kumandan yapılmıştı. Fakat fetih bitene kadar Ubeyde bu emri söylemeye utandı. Şehir kuşatıldıktan sonra cizye ödemeyi kabul etti.(Eylül 635) Daha sonra Hums Şehri ve bölgedeki diğer yerler fethedilmiştir. Yine Maraş da dahil olmak üzere Halid Ubeyde’nin emri altında fetih hareketleri yapıyordu.

 Yermuk Meydan Muharebesi

Müslümanların yaptığı bunca fetihten rahatsız olan Heraklius o kadar sinirlenmişti ki büyük bir ordu hazırlamaya karar verdi. Ona göre iki ihtimal vardı. Ya yenecek ya da bu bölgeyi bırakıp Anadolu’ya gidecekti.

Heraklius Hazırlıklarını tamamlamıştı. 100 bin kişilik bir orduyla Müslümanlara doğru yola çıktı. Bunun üzerine Müslümanlar hemen Yermukta toplanmaya karar verdiler. Ebu Ubeyde’nin emri altında 24 bin kişi olmuşlardı.

Savaş Halid’in belirlediği, daha önce Müslümanların hiç görmediği bir savaş nizamı sayesinde kazanılmıştır. Çok zorlu bu savaşta Müslümanlar muvaffak olmuşlardır.

‘’Halid b. Velid, bu büyük muharebede ki kahramanlığı, askeri kabiliyet ve dehası sayesinde, Bizans ordusunun bozulup dağılmasını sağlamış; ‘’Seyfullah’ın yanına, bir de ‘’Suriye Fatihi’’ unvanını almayı hak etmiştir. Böylece de o, yalnızca Müslümanların sevdiği büyük bir kahraman olmakla kalmamış, gerçekten ’’Allah’ın kılıcı’’ olduğuna inanmaya başlamış olan düşmanları da dahil olmak üzere, bütün dünyanın, her yerde ve her zaman takdir ettiği büyük bir kumandan olmuştur.’’(el-Ezdi (231/846))

Savaş sonucunda Herakleus can korkusundan İstanbul’a dönmüştür. Bunun sonucunda Suriye İslam beldesi olmuştur.

 Halid b. Velid’in Vefatı

‘’Halid b. Velid’in H. 17 yılındaki azlinden sonraki hayatı hakkında hemen hiçbir bilgiye rastlanmamaktadır. Meşhur olan rivayetlere göre, 21/642 yılında, Suriye de Hıms şehrine bir mil uzaklıktaki bir köyde vefat etti. Bugünde kabri orada bulunmaktadır ve türbesinin yanında bir de cami vardır. Timurlenk onun kabirini ziyaret etmiştir.’’(Işıltan 1960)

Halid b. Velid’in Başkumandanlıktan alınmasından sonraki hayatı hakkında elimizde pek fazla bir bilgi olmamakla birlikte nerede vefat ettiği ve mezar-ı şeriflerinin nerede bulunduğu hakkında pek fazla elimizde bilgi bulunmamaktadır ve uzlaşımda söz konusu değildir.

Sözü Geçen Çalışmalar

Avcı, Casim. Muhammedü’l-Emin. Ankara, 2007.

Belaruzi. Ensabu’l-Eşraf. Kahire, (279/892).

Ekrem, İbrahim. Halid b. Velid. Kahire, 1974.

el-Ezdi. Fütûhu’ş-Şam. Kahire, (231/846).

Fayda, Mustafa. Dia Maddesi Halid b. Velid. 1997.

—. Halid bin Velid. İstanbul: Çağ, 1990.

—. İslamiyetin Güney Arabistan’da yayılışı. Ankara: Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, 1982.

Hamidullah, Muhammed. İslam Peygamberi. İstanbul: Beyan, 2011.

Hişam, İbn. Es-Sîretü’n-Nebeviyye. Kahire 1955, (218/833).

Işıltan, Fikret. Urfa Bölgesi Tarihi. İstanbul, 1960.

Kelbi, İbnu’l. Kitabu’l-Asnam. Ankara, 1969.

Sa’d, İbn. et-Tabakatu’l-Kübra. Beyrut 1957-60, (230/844).

Sarıçam, İbrahim. Hz. Muhammed Ve Evrensel Mesajı. Ankara: DİB, 2002.

Taberi. Tarihu’r-Rusul ve’l- Mulûk. (310/922).

Vakıdi. Kitabul megazi. 1654.

[1] Ayrıntılı bilgi için bkz. Muhammedü’l Emin Casim Avcı

[2]Kâsame: Bir ölünün faili bulunmadığında o civarda bulunan elli kişiye onu öldüreni bilmediklerine ve onu öldürmediklerine yemin ettirilmesi olayına denir.

[3] Bedir savaşın Halid b. Velid’in katılmadığı görüşü yaygın olduğu için anlatmadım. Burada da konunun genel hatlarıyla birlikte Halid b. Velid’den bahsedeceğim.

[4] Müslümanlığı kabul etmeyen bu iki kişi Bedir’de babalarını ve yakınlarını kaybettikleri için Efendimize(s.a.v.) kin tutmaktadır.

[5] Tereddüt etmesinin nedeni ise Osman b. Talha’nın da babası Bedir’de öldürülmüştü.

[6] Osman b. Talha’da Umretû’l-kaza sırasında Müslüman olmaya karar vermiştir. Osman Kâbe’nin anahtarlarını elinde tutan Abdüddaroğullarındandır.

[7]Amr Arapların önde gelen dahilerinden birisi olmakla beraber iyi bir şair ve süvari kumandanıdır. Habeşiştan da Necaşi’ninİslama daveti üzerine Müslüman olmuştur.

[8] 200 bin ,250 bin gibi sayılar kaynaklarda mevcut olmakla beraber kaynaklarda ortak olan nokta Müşriklerin sayıca çok fazla olduğudur. Burada salt somut bilgi vermek amacıyla bunları yazdım.

[9] Bunlar sırasıyla Zeyd b. Hârise, Cafer b. Ebu Talip ve Abdullah b. Revana’dır)

[10]Halid’in Hz. Peygamber ile olan savaş öncesi ve sonrası diyalogu üzerinde pek de uzlaşılamadığı için onu buraya almadım. Ayrıntılı bilgi için bkz(M. Fayda, halid b. Velid)

[11] Fal oklarının üzerinde yap, yapma veya Allah yasakladı gibi şeyler yazar. Kişiler burda yazanlara göre hareket eder.  Ayrıntılı bilgi için bkz(Casim Avcı, Muhammed’ül Emin)

[12] Bu konuda çok fazla rivayet olmasına rağmen ortada uzlaşma olmadığı için ben Mustafa fayda’nın hepsini karşılaştırdıktan sonra yazdığı metini aldım.

[13] Burada iki farklı isim rivayet edilmiştir. Halid b. Velid ve Ebu Süfyan’ın bu putu yıkmakla görevlendirildiği rivayet edilmiştir.

[14] Bazı tarihçiler Hz. Ömer’in başa geçince ilk iş olarak Halid’i görevinden almak olduğunu söyleseler de Mustafa fayda buna karşı çıkmaktadır ve makul sebebleride vardır tabiki. Ayrıntı için bkz. M. Fayda ‘’Halid b. Velid

About Author

İstanbul Medeniyet Üniversitesi Tarih-YL / Filistin Çalışmaları [email protected] Polyglot, Dillere dair.

Leave A Reply