KISACA LATİN AMERİKA VE KARAYİPLER – 3

0

Latin Amerika ve Karayipler’de Sorun Alanları

ABD Hegemonyası

Latin Amerika Montrö Doktrininden sonra ABD hegemonyası altında ezildi. Bağımsızlıklarına kavuşan yeni devletler ABD’nin bölgedeki baskın tavırları neticesinde bağımsız politika üretemez hale geldi. Bu baskı günümüzde de devam etmektedir. Bu baskıya karşı çıkan devletler yok değildir. Küba ve Venezuela gibi devletler ABD yaptırımlarının bedelini ağır ambargo ve abluka ile ödemektedir. Haliyle ABD hegemonyası ve bu hegemonyaya itaatsizlik devletlerin ekonomisini olumsuz anlamda etkilemiştir.

Uyuşturucu Kartelleri ve Mafya

Uyuşturucu ve uyuşturucu ile mücadele meselesi Latin Amerika bölgesini karakterize eden konuların başında gelmektedir. Bölgedeki uyuşturucu sorunu, devletlerin bazı yapısal sorunlarının da bir sebebidir. Öyle ki demokrasinin kurumsallaşamaması, rüşvet, yolsuzluk, sürekli insan hakları ihlalleri ve yargı bağımsızlığı gibi yapısal sorunlar ile uyuşturucu sorunu arasında bir bağlantı kurmak mümkündür.

Ekonomik Kriz ve Yoksulluk

Başta Orta Amerika Alt Bölgesi olmak üzere birçok ülke ekonomik kriz içerisinde boğulmaktadır. Ekonomik yapılandırmalar için Dünya Bankası, IMF ve Amerikan Merkez Bankası’ndan alınan borçlar ödenemeyince ülkeler mali açıdan iflas etmiş ve büyük bir ekonomik kriz içerisine girmişlerdir.

Darbeler, İç Savaş ve Siyasi İstikrarsızlık

ABD arka bahçesi gibi gördüğü Latin Amerika ülkelerindeki yönetimlere, 1898’den bu yana müdahale etmektedir. Bolivya, Haiti, Küba, Porto Riko vb. ülkelerin birçoğuna gerek tehdit, gerekse darbe yoluyla birçok müdahale etmektedir. Bu da bölgenin en öne çıkan gündemleri arasındadır.

 

Sol/Sosyalist Yönetimler

Devletçi politikalar güden sol/sosyalist Latin Amerika ve Karayip ülkelerinin bir kısmının ekonomik yönden zayıf kaldığı görülmektedir. Serbest piyasa ekonomisine yer vermeyen ve yatırımcılara kapısını kapatmış devletler uluslararası refah seviyesinin altında kalmıştır. Gelişmişlik düzeyleri bakımından bu bölgelerin daha farklı siyasi ve ekonomik modele geçmeleri elzemdir.

 

Latin Amerika ve Karayipler’de Mutluluk

Mutluluk kavramı olaylar karşısında kendini iyi hissetmek, yaşanan hayattan keyif almak veya bir başka deyişle hayata karşı daima pozitif durmak, olarak tanımlanmaktadır. Bu tanım yerinde ve doğru bir tanımdır. Zira mutluluk gibi soyut bir kavramın kelimelerle ifadesi ancak bu şekilde anlatılabilir.

Mutluluk duygusu dış faktörlerden etkilenen bir duygudur. Yere ve coğrafyaya göre de spesifik olarak farklılık gösterebilir. Bunun dışında ekonomik faktörler, yaş aralığı, istihdam düzeyi, inanç ve dinsel bağlar, sosyal yaşantı ve toplumsal kodlar mutluluğu etkileyen, yönlendiren unsurlardan sadece birkaçıdır.

Dünyanın En Mutlu Bölgesi Latin Amerika, En Mutsuz Bölgesi İse Orta Doğu - İK Magazin

Coğrafi olarak bir bölgenin mutluluğundan genel olarak bahsetmek veya mutluluk gibi bireysel diyebileceğimiz bir reaksiyonun bir topluma mâl edilmesi, uluslararası ilişkiler literatüründe pek rastlanan bir durum değildir. İstisnai bir durum olarak karşımıza çıkan Latin Amerika halkları, bahse konu toplumsal mutluluk diye tabir ettiğimiz kavramla özdeşleşmiş bir yapı içerisindedir. Gözleme dayalı yapılan araştırmalar şunu göstermekte ki kültürel açıdan renkli bir coğrafyaya sahip olan Latin Amerika insanı, ülkelerdeki ekonomik ve sosyal yapıya tezat teşkil edecek derecede bir mutluluk anlayışına sahiptir. Kişi başına düşen milli gelirin düşüklüğü, Latin Amerika ve Karayipler’in uluslararası sınavlardaki zayıf karnesi, uzun süren siyasi istikrarsızlık ve işsizlik, demokratik uygulamalardan yoksunluk veya kısıtlanmalar, uyuşturucu ile mücadele gibi kıtayı çevreleyen ve boğma noktasına getiren hiçbir ciddi sorun Latin Amerika insanının mutluluk ile arasında bulunan bağı zayıflatamamıştır.

Easterlin Paradoksu olarak adlandırılan görüşe göre; yüksek gelirin kısa vadede mutluluk sağlayabileceği fakat uzun vadede kişideki gelir seviyesinin yükselmesinin mutluluk getirmeyeceği söylenir. Bu paradoks Latin Amerika ülkeleri incelendiğinde doğru bir tespit olarak karşımıza çıkar. Zira ekonomik seviye açısından dünya ülkelerinden geri kalan Latin Amerika ülkelerinde mutluluk duygusu gözümüze çarpmaktadır. Milli gelir düzeyi düşük olan Kosta Rika yapılan tespitlere göre dünyanın en mutlu ülkesi olarak gösterilmiştir. Yine bu bölgede yer alan Haiti dünyanın en mutsuz ülkesi olarak kayıtlara geçmişse de kıta genelindeki mutluluk seviyesinin yüksekliği arasında kaybolarak silik bir görüntü çizmektedir.

Kültürel aktivitelerin bol olduğu Latin Amerika kıtasındaki mutluluğun en büyük göstergelerinden biri de karnavallar, festivaller, özel gün ve kutlamalardır. Gerek mutfağının zenginliğini bahane ederek, gerekse ölülere saygı duymayı bir ritüel haline getirerek festival ve karnaval olarak kutlayan bu çok kültürlü, renkli halklar mutluluğunu bu tarz etkinliklerle dışarı yansıtmaktadır. Dünya kültüründe önemli bir yeri olan çok hareketli dansları da onları diğer milletlerden ayıran en önemli özelliklerin başında yer alır.

Sonuç olarak Latin Amerika halkları bütün olumsuzluklara rağmen yaşama olan inançları bakımından müstesna topluluklardır. Mutluluk duygusunun ne kadar değerli olduğunu göstermesi bakımından yaşantılarının, hayata pozitif bakan yönlerinin diğer dünya hakları tarafından incelenip örnek alınması gerekir.

M. Fatih Özmen

About Author

Siyasal Bilimler | Uluslararası İlişkiler | Edebiyat [email protected]

Leave A Reply