Gelin itilaf ahlakımızı yeniden güzelleştirelim. Kesretteki vahdete erelim, haklı çıkmasak da daima Hakk'a çıkalım.
Hitabetiyle meşhur, çoğunlukla celalli olan, sohbetlerinde bazen fırtına gibi esen bir vaiz ile Üsküdar'da karşılaşmıştık. Kısa bir hasbihalden sonra şöyle dedim hocaya:
- Hocam korkarım ki senin sonun herkesi tekfir etmeye kadar gidebilir, voltaj daima yükseliyor, bu noktada aman dikkat et olur mu?
Gülümsedi, şu cevabı verdi:
- Yok yok, öyle olmaz Allah'ın izni ile. Bizi yetiştiren hocalar bahsettiğin konularda hassastı, o tür bir uç noktaya gitmeyiz inşallah.
Ardından dayanamadım, biraz da latife olsun diye şöyle dedim:
- Hocam senin bu üslupla da nasıl olacak emin olamadım valla. Çok sert ve celallisin ama sanırım biraz durumlar onu gerektiriyor.
Verdiği cevap hâlâ yüzümü gülümsetir:
- Süleyman Kardeşim ben senin gibi yumuşak üsluplu olmayı denedim, olmadı, şartlar beni buna zorladı. Sen de benim gibi celalli konuşmaya çalışsan sana uymaz, garip durur. Sen öyle devam, ben de böyle devam, yapacak bir şey yok sanki.
Sonrasında çok defa görüştük, karşılaştık, farklı üslup ve tarzlara sahip olmamıza rağmen birbirimizi ötekileştirmedik, birbirimizden yüz çevirmedik. Birçok konuda aynı düşünmüyoruz lakin eksiği gediği olursa bizzat kendisine söylemekten hoşlanıyorum, kendisi de aynı şekilde gerek görürse uyarabiliyor beni.
Evet, çok normal gibi gelebilir bu yazdıklarım lakin son dönemlerde yaşananlardan sonra yeniden ihtilaf ahlakını masaya yatırmak zorunda olduğumuzu düşündük. Çünkü meselelere farklı yaklaşmak başka, birbirimize acımasızca yüklenmek başka şeydir. Fikirlerin çatışması güzeldir; bakış açımız genişler lakin nefisler çatıştığında ortaya tatsız bir gürültü çıkar.
Yaratılışımız gereği, kıyamet gününe dek çeşitlilik, farklılık devam edecek, bunda şüphe yok. Her bilenin üstünde bir bilen vardır sırrınca, akıllar akıllardan daima üstün olacak, sonsuz olan ilim deryası Allah'a doğru akacak.
Ham meyve nasıl dalına sıkı sıkı sarılırsa, ham insan da ister istemez olgunlaşmamış düşüncelerine bu denli bağlı olabiliyor. Bir nevi taassup da diyebileceğimiz bu hâl, kendi eksiğimizi göstermez oluyor, tartışmanın heyecanıyla muhatabımızı yenme içgüdülerimizi okşuyor. Sonrasında kalpler ayrı düşüyor, dil yaraları açılıyor, konuşulan konulardan ziyade insanların halleri, tavırları öne çıkıyor. Neticede ise gerçek ve hak açığa çıksın derken nefsin hilesine aldanıp haklı çıkmak için çabalanıyor.
Bu sayımız ihtilaflar karşısındaki duruşumuzu gözden geçirmemiz için hazırlandı. Ehil isimler eşliğinde, münazara, münakaşa, mücadele vs. gibi konularda sık yaptığımız hataları vurgulamak istiyoruz. Aynı zamanda ilham verici bilgiler eşliğinde gönlümüzü genişletmeye, farklılıklara farklı açılardan bakmaya davet ediyoruz okurlarımızı.
Herkes şakilesine (huy, mizaç, karakter vs.) göre hareket ediyor madem, kimin doğru yolda olduğunu da en iyi Allah biliyor demektir bu. Gelin ayrı düşünelim ama ayrı düşmeyelim, hayırda, iyilikte saf saf olalım, omuz omuza verelim. Gelin itilaf ahlakımızı yeniden güzelleştirelim. Kesretteki vahdete erelim, haklı çıkmasak da daima Hakk'a çıkalım...
Süleyman Ragıp Yazıcılar
Yorumlar
Yorum Yaz