İlim ve Medeniyet

ASSAM “ULUSAL VATANDAŞLIK KAYDI” KRİZİ

Hindistan’ın kuzeydoğusuna bulunan Assam eyaleti, doğusunda Nagaland ve Manipur eyaletleri, kuzeyinde Arunachal Paradesh eyaleti, güneyinde Meghalaya eyaleti ve güneydoğusunda ise Bangladeş’in bulunduğu  bir eyalettir. 2018 tahminlerine göre yaklaşık 34 milyon nüfusu bulunan Assam eyaletinde 7 milyonun üzerinde Müslüman yaşıyor. Bölgede yoğunlukta olan gruplar; Assameseler, Bodoslar ve Bengalliler’dir.

ULUSAL VATANDAŞLIK KAYDI PROJESİ VE MUHTEMEL BEKLENTİLER

Assam, Hindistan’da Ulusal Vatandaşlık Kaydı’nın tutulduğu tek eyalet konumunda. Geçtiğimiz günlerde Hindistan’ın kuzeydoğusundaki Assam eyaletinde dört milyon kişinin vatandaşlıktan atılmasına yol açabilecek bir liste yayımlandı. Ulusal Vatandaş Sicil Kurumu (NRC) listesinde, eyalete Doğu ve Batı Pakistan arasındaki savaşın çıktığı 24 Mart 1971 itibariyle eyalete geldiğini kanıtlayabilenlerin isimleri yer alıyor.  Hiçbir kanıtlama kriterinin bulunmadığı bu listenin dışında kalan yaklaşık 4 milyon kişinin vatandaşlıktan çıkarılabileceği açıklandı. Assam eyalet hükümetinin yaptığı açıklamalara göre bu projenin amacı ise 1971 sonrası Hindistan’a gelen Bangladeşli yasa dışı göçmenlerin tespit etmek ve Assam’dan sınır dışı etmektir.

Diğer taraftan Hindistan’ın iktidar partisi, nesiller boyu Hindistan’a yaşayan Bangladeş asıllı Müslümanları vatandaş saymazken, 2016 yılında çıkardığı bir kanunla Hindistan’da 6 yıldan daha fazla yaşayan Müslüman olmayan Afganistan ve Bangladeşli göçmenlere Hindistan vatandaşlığı verilmesini kararlaştırmıştı.

Hiçbir hukuki gerekçesi olmayan ve insan haklarının ihlaline yol açan bu uygulama ile Myanmar’da olduğu gibi Assamlı dört milyon insan anayasal güvenceleri ellerinden alınarak vatansızlaştırılma tehdidi ile karşı karşıya kaldılar. Hiç şüphe yok ki; gündeme getirilen Ulusal Vatandaşlık Kaydı listesinin bir siyasi proje olduğu ve 2019 seçimlerinde Hindu milliyetçisi seçmenlerin desteğinin alınması üzerine şekillendirildiği ortadadır. Nitekim hükümette bulunan BJP partisi üyesi başbakan Modi bu durumu olağan karşılamış ve gerekçelerinin bölgeyi istikrara kavuşturmak olduğunu açıklamıştır.

Assam Ulusal Vatandaşlık Kaydı ilk defa 1951 yılında hazırlanmıştı. Ancak 1985 yılında dönemin Başbakanı Rajiv Gandhi tarafından yukarıda bahsedilen sorunlar ve anlaşmazlıklar sonucunda imzalanan Assam Anlaşması ile düzensiz göçmenlerin önünün tutulacağı garantisi verildiği söylenmektedir.

Yetkililer, listenin, 1985 yılında dönemin Başbakanı Rajiv Gandhi tarafından imzalanan Assam Anlaşması’nın şart koştuğu gibi düzensiz göçmenlerin saptanması amacıyla ve eyalette 25 Mart 1971 tarihinden bu yana düzensiz göçmen olarak yaşayanların devre dışı bırakılması esasına göre güncellendiğini savunuyor. Anlaşma çerçevesinde, eyalete 24 Mart 1971’den önce geldiğini kanıtlayamayanların yasal haklarının ellerinden alınması ve sınır dışı edilmesi öngörülüyor. Listeye dahil olmak isteyenlerin, kendilerinin veya atalarının 1951’de Ulusal Vatandaşlık Kaydında yer aldığını kanıtlaması gerekiyor.

 

Dolayısıyla Hindistan yüksek mahkemesinin gözetimi altında yapıldığı açıklanan ve 1951’den bu yana ilk defa güncellenen Ulusal Vatandaşlık Kaydı’nın, ‘yasadışı göçmenleri’ sınır dışı etmek için düzenlendiği ifade ediliyor.

İlk kez 1950 yılında Assam’da gündeme gelen Ulusal Vatandaşlık Kaydı, 2014 yılında Hindu Milliyetçi Parti Baharatiya Janata Partisi’nin (Hindistan Halk partisi- BJP) seçim vaatleri arasında yer almıştı.  BJP 2014 yılından itibaren  Assam’da Bengalli nüfusunun arttığını gündeme getirmiş ve bununla mücadele etmek adına Hindistan Yüksek Mahkemesi’nin gözetimi altında sözde ‘yasadışı göçmenleri’ sınır dışı etme projesi hazırlamıştır.

Özellikle son dönemlerde Assam’da artan Müslüman nüfusun, Assam eyaletinin demografik yapısında Hindular aleyhine bir değişime neden olduğu iddia edilmektedir. Bu değişimin temel nedeni de 1971 yılında yaşanan Bangladeş bağımsızlık savaşı sırasında bölgeye yapılan göçler olarak görülmektedir.

Ulusal Vatandaşlık Kaydı’na alınmayan dört milyon insan Eğer 1971 yılından önce atalarının veya kendilerinin Assam’da yaşadıklarını ispat eden bir resmi belge sunamazlarsa bir yıllık sürecin sonunda vatandaşlık statüsünü kaybedecek (Ancak Bangladeş bunların yasadışı göçmen oldukları iddiasını reddederek daha başlamadan mülteci almayacağını açıklamış oldu). Ancak bilinmesi gerekir ki bunun ispatlanması oldukça meşakkatli bir iştir.  Çünkü Nüfusunun neredeyse yarısı kırsalda yaşayan Hindistan’da 2000’li yıllara kadar -hatta yer yer bugün dahi- doğum ve ölüm kayıtları alınamıyordu. Dolayısıyla bölgede hali hazırda kimliksiz yaşayan çok sayıda vatandaşın olması devlet desteğinden bağımsız bir şekilde kayıtların ispatlanmasının önünü tıkamaktadır.

Ayrıca yerel medya kaynaklarına göre Assam hükümeti tarafından esir kampları kurulduğu ve çevresinde ise askeri üslerin kurulduğunu açıklamıştı. Bu veriler dikkate alındığında 1971 den önce Hindistanlı olduklarını ispat edemeyenlerin sınır dışı edilmelerine kadar esir kamplarında tutulacağı düşünülmektedir. Şayet süreç böyle işlemeye devam ederse, 1990’larda bölgede yükselen krizlerin tekrar yükselmesi dahi söz konusu olabilir. Nitekim bu uygulama bu haliyle devam ederse milyonlarca aile mensubu birbirinden kopacak, kitlesel kıyımlar ve sürgünler yaşanacak.

 

SEÇMEN LİSTESİNDE MÜSLÜMANLARIN YER ALMAMASI

Hindistanlı yetkililer geçen Temmuz ayında Assam eyaletinde çalışma, oy verme ve vatandaşlık haklarından faydalanacak insanların listesini hazırladı. Vatandaş olduklarını ispat etmeleri için verilen bir yıllık süre dolmadan 4 milyon kişinin ismi seçmen listelerinde yer almadı. Listede yer almayanlardan biri de Hindistan ordusunda 30 yıldır yüzbaşı olarak görev yapan 51 yaşındaki Azmal Haque oldu.

Azmal Haque Ulusal Vatandaşlık Listesi’nde yer almamasını hayretle karşıladığını söylerken şu açıklamada bulundu: “Kendimi aşağılanmış hissettim ve Hindistan hükumeti tarafından dışlandım. Hem Hindistan ordusunun bir parçası olup hem de Hintli kabul edilmemek. Yabancı bir insan nasıl silahlı kuvvetlere girebilir ve aynı zamanda göçmen kabul edilir” .

 

ASSAM’DA YAŞANAN KRİZİN ARKAPLANI VE GÜNÜMÜZ OLAYLARI

Assam’da çoğunlukta olan grup Bengalliler değil yerli kabilelerdir. Sosyo-ekonomik sorunlar ve Kuzeydoğu Hindistan’ın gelişme problemlerine ek olarak sömürge döneminden kalan yapısal bozukluklar Assam’da meydana gelen çatışmaların genel nedenlerindendir. İngilizlerin bölgede Bengal halkına da bazı haklar tanıması, bölgede Hindu milliyetçisi Assameseler tarafından hoş karşılanmamıştır.  Aynı zamanda Assameseler’in çeşitli meslek gruplarında Bengalliler’den geri kalması bölgede ayrımcılık olarak tanımlanırken 1971 yılındaki Pakistan-Bangladeş savaşı ile birlikte bölgeye yapılan göçlerle bu durum yerini hoşnutsuzluk ve sosyal çatışmalara bırakmıştır. Bölgede devam eden hoşnutsuzluk üzerine yaşanan çatışmalar zamanla etnik bir cepheleşmeye dönüşmüştür.

Bu durum bu olaylardan dolayı 1979’da öğrenci derneği olarak kurulan ULFA’nın bağımsızlık talebi ile çatışmalarda ön plana çıkmasına neden olmuştur. Bağımsız Assam devletinin kurulmasını amaç edinen örgütün halk nezdinde oldukça rağbet görmüş olmasına karşın Hindistan merkezi hükümeti buna sert önlemler ve operasyonlarla karşılık vermiş ancak örgütü tam olarak ortadan kaldıramamıştır.

1990’da Bağımsızlık Talepleri ile Silahlı Mücadeleye Başlayan ULFA

Hindistan hükümetinin ULFA’yı ortadan kaldırmakta başarısız olması ve ULFA’nın bölgede kontrolü ele geçirmesi üzerine Hindistan hükümetinin çağrılarıyla ULFA ve Hindistan hükümeti arasında 2005 yılında barış müzakereleri başlamıştır. Ancak müzakereler sonuçsuz kalmıştır. 2009 yılında ULFA başkan yardımcısının Hindistan Hükümeti tarafından tutuklanması üzerine saldırılarını arttırmaya başlayan ULFA hükümet güçlerine büyük zararlar verdi. Ancak 2011 yılında Hindistan hükümetinin isteği üzerine barış müzakereleri tekrar başlamış ve bu sefer barışın sağlanmasında başarılı olunmuştur. Bağımsızlık taleplerinin çıkmasına neden olan konularda Hindistan hükümetinin somut adımlar atmayı taahhüt etmesi barışın sağlanması açısından büyük önem ifade etmektedir.  Bu taahhütler arasında geçtiğimiz günlerde açıklanan ‘Ulusal Vatandaşlık Kaydı’ projesi ile göçmen ve Bangladeş kökenli oldukları iddia edilen çoğunluğu Müslüman Assamlı vatandaşların sınır dışı edilmesi de vardı.

 

Assam Paylaşılmış Bir Bölgedir

Assam ilk olarak 1874 tarihinde Bengal bölgesinden koparıldı ve 1912 de bir eyalet statüsü kazandı.  Assam ayrıca ilki 1963 yılında olmak üzere birçok defa parçalanmış ve bunlardan yeni eyaletler ve bölgeler tesis edilmiştir.

24 Mart 1971 Bangladeş bağımsızlık savaşı sonrasında bölgede meydana gelen istikrarsızlık ve savaş ortamı Bengalliler’in bir kısmını Assam ve Hindistan’ın çeşitli eyaletlerine göç etmek zorunda bırakmıştır.

Ancak Bengali nüfusun tamamının ya da büyük çoğunluğunun bu savaş neticesinde buraya geldiğini söylemek doğru olmayacaktır. Nitekim Assam, 1947 yılında İngilizlere karşı bağımsızlığını ilan eden ve iki ulus teorisi bağlamında din merkezli kurulan Pakistan ve Hindistan arasında paylaşılmıştır.

Aynı zamanda günümüzde Bangladeş olarak bilinen ülke 24 Mart 1971 yılına kadar Doğu Pakistan adı ile Pakistan’ın bir parçası durundaydı. Ancak 1971 yılındaki iç savaşa Hindistan’ın da dahil olması sonucu Bangladeş’in bağımsızlığını kazanmasıyla gerek savaş sırasında savaştan kaçanlar gerekse bağımsızlık sonrası Bangladeş’te meydana gelen istikrarsızlık ortamından kaçan insanlar Hindistan’ın Assam eyaletine göç etmek zorunda kalmıştır. Ancak üzerinden yaklaşık 47 yıl geçmiş olmasına rağmen bu göçmenler bugün yasadışı ilan edilmiş ve vatansız kalma tehdidiyle karşı karşıya kalmışlardır.

Assam ve Hindistan merkezi yönetimine göre geçtiğimiz günlerde açıklanan Ulusal Vatandaşlık Kaydı belgelerinin dayanak noktası bu yasadışı olduğu iddia edilen göçlerdir. Assamlı Hindu milliyetçisi hükümet, ulusal vatandaşlık listesi bağlamında kimliksizleştirilmeye çalışılan yaklaşık dört milyon insanın ‘yasadışı’ olarak Hindistan’a geldiğini ve burada Bangladeş çıkarlarına hizmet ettiklerini iddia ediyor. Bundan dolayı da Hindistan Yüksek Mahkemesi’nin gözetiminde ‘yasadışı göçmen’ oldukları ileri sürülen dört milyon insan Ulusal Vatandaşlık Kaydı’na alınmamakla-vatansızlaştırılmakla karşı karşıya kalmıştır.

 

Assam Yeni Arakan Olmasın!

Ancak korkulan taraf ise bunun Hindu milliyetçi desteğinden daha ileriye giderek yeni bir Arakan dramına yol açmasıdır. Zira açıklanan bu listeye göre 1 yıl içerisinde 1971 savaşından önce bölgeye geldiğini kanıtlayamayanların sınır dışı edilmesi gündemdedir. Bu kapsamda Assam Eyaleti’nin Adalet Bakanı ve BJP üyesi Siddharta Bhattacharya; “Herkese vatandaşlıklarını kanıtlama hakkı verilecek. Ancak başaramazlarsa, yasal süreç işleyecek” dedi.

Aynı şekilde Hindistan’ın İçişleri Bakanı Rajnath Singh de “Nihai listede ismi olmayanların kanuni olarak mücadele etme ve vatandaşlıklarını ispat etme hakkı vardır,” demektedir. Ne güvence ama! Zengin ve güçlü olanların dahi hukuki meseleleri zorlukla yürüttüğü bir ülkede fakir ve eğitimsiz kitlelere hukuki olarak mücadele etmelerini söylemek yalnızca zalimane ve insanlık dışı olmakla kalmaz aynı zamanda onların bahtsızlıklarıyla dalga geçmek anlamına gelir.

Bengalliler için mücadele eden ve bölgede saygın bir konumda bulunan Nazrul Ahmed Ali Ulusal Vatandaşlık Kaydı’nın tamamen başka amaçlara hizmet ettiğini  ve bu uygulamanın amacının açıkça Müslümanlardan kurtulmak olduğunu ifade etmiştir. Aynı zamanda Nazrul Ahmed Ali, Myanmar’da Arakanlılar’a yapılan bugün burada bize yapılmaya çalışılmaktadır diyerek bölgenin yeni arakan olma tehdidiyle karşı karşıya olduğunu ileri sürmüştür.

Oldukça tutucu olan Kongre dahil olmak üzere bütün muhalefet partileri tepkilerini gösterdiler ama tepkileri sadece kuru gürültüye sebebiyet verdi ve gelecek seçimlerin velvelesinde unutulacak gibi duruyor.

Bu uygulama, “Nelli Katliamı”ndan bu yana Hindu aşırı milliyetçiliğinin en büyük bir hamlesi olacak gibi duruyor. Nelli Katliamında yaklaşık 2 bin masum Müslüman Assam’daki sayısı bir düzineden fazla olan köyde öldürüldü ve bedenleri 36 yıl önce toplu bir mezara gömüldü. Bir kez daha zamanın acımasız elleri, o korkunç soykırımdan sağ kurtulanları ve milyonlarca insanı sarsmayı başarmıştır.

Batı Bengal eyalet başkanı bu duruma sert çıkarak bu durumdan en kötü etkilenen eyaletin Batı Bengal ve Bangladeş olacağını açıkladı. Mamata Banerjee birkaç kişiyi örnek vererek hepsinin seçim kağıdı, pasaport, kamu bankası hesapları ve Aadhaar kartı olmak üzere yasal dokümanlara ve kimlik belgelerine sahip olduklarını ama yine de Hint vatandaşı olarak kabul edilmediklerini söylemektedir.

Assam’da alınan hukuk dışı kararın ardından başta Hindistan’dan olmak üzere dünyanın birçok yerinden Aktivistler,  Assam’ın yeni bir Arkan’a dönüşmemesi adına tepki niteliğinde açıklamalarda bulundu. Bölgedeki önde gelen Müslüman Aktivistlerden Nazrul Ali, açıklanan Ulusal Vatandaşlık Kaydı’nın tamamen farklı amaçlara hizmet ettiğini belirterek, “Açıkça Müslümanlardan kurtulma tehdidinde bulunuyorlar. Myanmar’da Rohingyalara olanlar burada bize olabilir”  açıklamasında bulundu. Aynı zamanda yeni bir Arakan dramının yaşanmaması için verilen hukuksuz karara karşı başta Birleşmiş Milletler olmak üzere uluslar arası insan hakları kuruluşlarının olaya tepki göstermesinin gerekliliğine değinildi.

Bu noktada başta BM olmak üzere, evrensel insan haklarını savunan tüm kuruluşların bu kararın bozulması için mücadele vermesi gerekmektedir. Zira verilen kararın farklı amaçlara hizmet ettiği ve önlem alınmazsa çok daha kötü senaryoların ortaya çıkacağı muhakkaktır.  Dolayısıyla başta Müslüman devletler olmak üzere, vicdan sahibi tüm devletlerin, evrensel insan hakları savunucularının ve bu amaca hizmet eden Sivil Toplum Kuruluşlarının konuyu uluslararası kamuoyunun dikkatine sunarak verilen kararın geri alınması için mücadele etmesi gerekmektedir.

Exit mobile version