Yabancı dil öğrenirken gramer kurallarını ezberlemek yerine, önce gerçek cümlelerle karşılaşıp ardından bu cümlelerin yapısını keşfetmek daha etkili olabilir mi? Bu yazıda Semih Uçar’ın “gramerden cümleye değil, cümleden gramere gidin” yaklaşımını; İngilizce, Rusça ve Farsçadan örneklerle ele alıyorum. Grameri tamamen terk etmeden, onu yaşayan dilin içinde öğrenmenin nasıl daha doğal, kalıcı ve sürdürülebilir bir öğrenme süreci oluşturabileceğini inceliyorum.

Gramerden Cümleye Değil, Cümleden Gramere: Dil Öğrenmede Farklı Bir Yöntem

Bugünlerde Semih Uçar’ın “10 Dilde Devr-i Âlem” kitabını okuyorum. Kitapta yeni karşılaştığım bir yöntem üzerine yazmak istedim. Bu kitabı da bitirdiğimde Semih Uçar’ın kendi yazdığı kitapların tamamını okumuş olacağım. Daha önce “Dil Yolcusu” kitabını çok beğenmiş ve öğrencilere de tavsiye etmiştim.

Semih Uçar, polyglot ve çok yönlü bir kişiliktir. Türkiye’de yabancı dillerin doğru ve etkili bir şekilde öğrenilmesi için yıllarca emek sarf etmiştir. Ben de kendisini ilk olarak bu çalışmaları vesilesiyle takip etmeye başlamış, sonrasında kendisiyle bir röportaj yapmıştım. Bu yazımda ise onun dikkat çektiği önemli bir konuya, gramer öğrenme meselesine değinmek istiyorum.

Gramer Ne Kadar Öğrenilmeli?

Grameri genellikle gramer kitaplarından öğreniyoruz. Gramer kuralları aslında her zaman çok zor değildir; fakat onları doğrudan ezberlemeye çalıştığımız için öğrenme süreci zorlaşabiliyor. Bir Arap atasözündeki benzetmeye uyarsak gramer, yemekteki tuz miktarı kadar olmalıdır. Tuz yemeğin vazgeçilmezidir ama fazla olduğunda yemeğin tadını bozar. Gramer konusunda da benzer bir dengeye ihtiyacımız vardır.

Fakat biz bazen gramere boğuluyoruz. Dili öğrenemeyince tekrar başlıyor ve bu defa yine ilk iş olarak gramer konularını tekrar etmeye yöneliyoruz. Böylece aynı döngünün içerisinde kalabiliyoruz.

Bunun tam tersi olan, grameri tamamen önemsiz görmek de doğru değildir. Gramer önemsiz değildir; ancak dil öğrenirken mümkün olduğunca keyifli ve sürdürülebilir yöntemler tercih edilmelidir. Kişi dili severek ve ilgi duyarak öğrendiğinde daha uzun süre çalışabilir. Bu nedenle elimize bir gramer kitabı alıp baştan sona kuralları ezberlemeye çalışmak çoğu insan için sürdürülebilir bir yöntem değildir.

Kelime Öğrenirken de Benzer Bir Hata Yapıyoruz

Aynı durum kelime ezberleme konusunda da karşımıza çıkıyor. Büyük bir coşkuyla yüzlerce kelime öğrenmeye çalışıyoruz fakat bir süre sonra kelimeler devasa bir yekûna ulaşıyor ve motivasyonumuz azalıyor.

Burada gerçekçi hedefler koymak önemlidir. Eğer kelimeler doğrudan ezberlenecekse günlük küçük ve sürdürülebilir hedeflerle ilerlemek daha faydalı olabilir. Örneğin kişinin seviyesine ve zamanına göre günlük 3-10 kelime öğrenmek, kısa sürede yüzlerce kelime ezberlemeye çalışmaktan daha uygulanabilir olabilir.

Hedeflerin net olması da önemlidir. “Bu hafta çok çalışacağım.” demek yerine “Bu hafta her gün 10 yeni kelime öğreneceğim.” demek daha somut bir hedeftir. Hedeflerimizi ölçülebilir ve gerçekçi hâle getirdikçe ilerlememizi takip etmemiz de kolaylaşır.

Cümleden Gramere Gitmek

Eskiden gramer ağırlıklı sistemlerle yabancı dil öğreniliyordu. Bu sistemlerle başarılı olan insanlar elbette vardı; ancak öğrenemeyenlerin sayısı da az değildi. Günümüzde ise birçok kurumda iletişim, okuma, dinleme ve bağlam üzerinden öğrenmeye daha fazla önem veriliyor. Bazı üniversitelerin dil öğretim süreçlerini ve çıktılarını da bildiğim için modern yöntemlerin öğrenci açısından önemli avantajlar sağladığını düşünüyorum.

Semih Uçar ise kitabında dikkat çekici bir noktaya temas ediyor: Gramerden cümleye değil, cümleden gramere gitmek.

Biz çoğu zaman bunun tersini yapıyoruz. Önce gramer kuralını ezberliyor, ardından o kurala uygun cümleler oluşturmaya çalışıyoruz. Semih Uçar ise önce zihnimizde cümlelerin bulunmasını, ardından gramer yapısının bu cümleler üzerinden fark edilmesini tavsiye ediyor.

Mesela İngilizcede önce:

I have lived here for five years.

cümlesini öğrenebiliriz. Bu cümleyi farklı metinlerde ve bağlamlarda tekrar tekrar gördüğümüzde “have lived” yapısına aşinalık kazanmaya başlarız. Daha sonra Present Perfect konusunu çalıştığımızda kural bize tamamen yabancı gelmez. Çünkü kuralın karşılığı olan yapıyla daha önce karşılaşmışızdır.

Böylece gramer, soyut bir kurallar bütünü olmaktan çıkar ve daha önce gördüğümüz cümleleri açıklayan bir sisteme dönüşür.

Rusça Öğrenirken Bunu Tecrübe Ettim

Ben Rusça çalışırken başlangıçta gramere fazla yoğunlaştım ve bir süre sonra ilerleme kaydedemediğimi fark ettim. Fakat metinler üzerinden gramer öğrenmeye başlayınca daha hızlı ilerledim. Önce cümleleri ve kullanımları görüyor, ardından bunların arkasındaki gramer yapılarını anlamaya çalışıyordum.

Semih Uçar’ın bahsettiği yöntemin bende de işe yaradığını söyleyebilirim. Özellikle zamanların öğrenilmesinde bu yöntemin oldukça faydalı olduğunu düşünüyorum. Bir yapıyı onlarca farklı cümlede gördükten sonra gramer kitabından kuralını okumak, o kuralın zihinde daha kolay yerleşmesini sağlayabiliyor.

Bu yönteme uygun ders kitapları ve materyaller hazırlanırsa daha etkili sonuçlar ortaya çıkabileceğini düşünüyorum.

Farsçada da Benzer Bir Yol İzledim

Farsça öğrenirken de farkında olmadan benzer bir yöntem uyguluyordum. Hocam derste bir gramer konusunu işliyor, ben de sonrasında bulabildiğim çok sayıda hikâye okuyordum. Derste öğrendiğim yapıyla hikâyelerde tekrar tekrar karşılaşınca o gramer konusu zamanla zihnime yerleşiyordu.

Yani grameri sadece kural olarak öğrenmiyor, onun yaşayan dil içerisindeki karşılıklarını da görüyordum.

Birçok polyglot da son yıllarda zihnimizde hazır cümlelerin ve cümle kalıplarının bulunmasının önemine dikkat çekiyor. Çünkü konuşurken her cümleyi sıfırdan gramer kurallarını düşünerek oluşturmuyoruz. Zihnimizde yerleşmiş kalıplardan ve daha önce defalarca karşılaştığımız yapılardan yararlanıyoruz.

Bu nedenle grameri tamamen terk etmek yerine ona bakışımızı değiştirmek daha doğru olabilir. Gramer amaç değil, dili daha iyi anlamamızı ve kullanmamızı sağlayan bir araçtır.

Önce dili görelim, okuyalım, dinleyelim ve cümlelerle karşılaşalım. Ardından bu cümlelerin neden o şekilde kurulduğunu gramer aracılığıyla anlamaya çalışalım.

Belki de dil öğrenirken sormamız gereken soru “Bugün hangi gramer konusunu ezberlemeliyim?” değil, “Bugün hangi cümleleri gerçekten öğrenip kullanabilir hâle gelmeliyim?” sorusudur.

Semih Uçar’ın Yönteme Dair Görüşleri

Semih Uçar, “10 Dilde Devr-i Âlem” adlı kitabında bu yöntemi şu sözlerle anlatıyor:

“Yıllardır derslerimde ve kitaplarımda ısrarla söylüyorum:

Gramerden cümleye değil, cümleden gramere gidin.

Tümevarım değil, tümdengelim yapın.

Gerçekten dil öğrenin, okuyun, dinleyin, konuşun, yazın. Grameri bu esnada hap bilgi olarak alın.

‘Parçaları (gramer özelliklerini) öğreneyim, sonra lazım olunca birleştirip kullanırım (cümle kurarım)’ demeyin, çünkü beynimiz buna cevap vermiyor.

Önce bütünü zihninize kazıyın (cümleyi öğrenin), sonra cümlenin parçaları üzerine düşünün (gramer özelliklerini öğrenin).

Önce cümleyi zihninize kazıyın. Bu sayede zaten o cümlenin içerdiği gramer özelliklerini de doğal olarak zihninize kazımış olacaksınız.

Grameri cümleyle zihninize kazıyın, matematik formülü ezberler gibi kural ezberlemeye çalışarak değil.

Önce zihninizde cümle olsun. Sonra bu cümlenin neden bu şekilde kurulduğu üzerine düşünecekseniz düşünün, yani gramer bakımından da inceleyin. Eğer cümle zihninizdeyse yaptığınız gramer incelemesinin de çok faydası olur, öğrenmenizi hızlandırıp güçlendirir. Ama değilse, belli bir gramer kuralını öğrenmeye çalışmanızın gerçekten yazarken veya konuşurken bir faydasını göremezsiniz.

Özellikle konuşma ve okuma becerisi açısından oldukça faydalıdır. Çünkü grameri soyut bir bilgi olarak değil, yaşayan dilin içerisinde öğrenirsiniz. Daha sonra gramer kitabından kuralı öğrenmek ise zihninizde zaten oluşmuş olan örüntüyü sistemleştirir.”

Semih Uçar, 10 Dilde Devr-i Âlem

Örnek: Present Perfect Üzerinden Cümleden Gramere Gitmek

Mesela Present Perfect öğreneceğiz.

Gramerden cümleye gitmek şöyle olur:

Önce kuralı öğrenirsin:

Present Perfect = have/has + V3

Sonra bu kurala göre cümle üretmeye çalışırsın:

I have finished my homework.
She has visited London.
We have seen this movie.

Burada başlangıç noktan gramer kuralıdır.

Ama cümleden gramere gitmek şöyle olur:

Önce doğal İngilizce cümlelerle karşılaşırsın:

I have finished my homework.
I have read this book.
She has visited London.
He has learned English.
We have seen this movie before.

Bu cümleleri anlamlarıyla beraber öğrenirsin:

I have finished my homework. → Ödevimi bitirdim.
She has visited London. → Londra’yı ziyaret etti.
We have seen this movie before. → Bu filmi daha önce gördük.

Sonra cümlelerin yapısına dikkat etmeye başlarsın:

I + have + finished
I + have + read
She + has + visited
He + has + learned
We + have + seen

Buradan zihnin örüntüyü fark eder:

“I/we/you/they ile have, he/she/it ile has geliyor ve arkasından fiilin üçüncü hâli kullanılıyor.”

İşte cümleden gramere gitmek tam olarak budur.

Hatta çok basit seviyede daha güzel bir örnek:

I am tired. → Yorgunum.
I am hungry. → Açım.
I am happy. → Mutluyum.
You are tired. → Yorgunsun.
He is tired. → O yorgun.

Öğrenci önce bunları öğrenir. Sonra:

I → am
You → are
He/She → is

örüntüsünü fark eder. En sonunda öğretmen, “İşte bunun gramerdeki adı to be fiilidir.” der.

Yani yöntem kabaca:

20–30 cümle gör → anlamlarını öğren → benzer yapıları fark et → gramer kuralını çıkar → en son kuralı sistemleştir.

Bu yüzden “grameri öğrenmeyin” demek değildir. Grameri bağlamdan kopuk olarak başlangıç noktası yapmayın; cümlelerin içerisinden hareket ederek öğrenin demektir.

Örnekten de anlaşıldığı üzere Semih Uçar farklı bir metodoloji sunmaktadır. Bu yöntemi ben Rusçada belli oranlarda kullandım ve işe yaradı. Bu yöntemi kullanırken gramere ehemmiyet vermemek tuzağına düşmemek lazım. Ayrıca cümleler üzerinden değil, sadece basit hikâye ve metinler üzerinden de çalışabilirsiniz. Cümleleri çevirmeye çalışırken de tek tek kelimelerden cümleyi anlamaya çalışmanız ve emin olmadığınız durumlarda yardım almanız isabetli olur.

Not: Örnek kısmı yapay zekâya yaptırılmıştır ve Semih Uçar’dan alıntı yaptığım bu yazı bana aittir.

Ozan Dur

Paylaş: