İlim ve Medeniyet
Yeni Nesil Sosyal Bilimler Platformu
Zihnin Dalgaları ve Eldekilerin Gücü: Neden Şükür Bir Beceridir?
Düşünceler birer varsayımdır; onlara yüklediğimiz anlamlar ise kaderimiz. Zihnimizi eksik olana değil, elindekinin kıymetine eğitmek neden aylar süren bir nörolojik yatırımdır?
Hayatımızın dertten, sıkıntıdan veya belirsizlikten tamamen arınmış "dört dörtlük" bir evreye ulaşmasını beklemek, suyun kurumasını beklemektir. Üniversite sırasındaki bir gençten 30'lu veya 40'lı yaşlarında hayatını oturtmaya çalışan bir yetişkine kadar hepimiz benzer bir yanılsamanın içindeyiz: Eksik olana odaklanmak.
Oysa odağımızı nereden nereye çevirdiğimiz, sadece bir bakış açısı meselesi değil; zihnimizin mimarisini yeniden inşa eden somut bir süreçtir.
Bir düşünce zihnimize ilk düştüğünde yalnızca uçucu bir fikirdir. Ancak biz onu gün boyunca yinelediğimizde, zihin bu bilgiyi "önemli" olarak etiketler. Birkaç ay boyunca istikrarlı bir şekilde tekrar edilen her düşünce kalıbı, zamanla sarsılmaz bir inanca ve ardından bir yaşam biçimine dönüşür.
Bugün memnuniyetsizlikten şikayet ediyorsak, aslında aylarca zihnimize "eksik olanı" fark etme eğitimi verdiğimiz içindir. Memnuniyet ve şükür de tam olarak böyledir; anlık bir duygu patlaması değil, aylar süren bir pratikle zihne öğretilen bir disiplindir.
Zihnimizden her gün binlerce düşünce ve kaygı geçer. Bunlar tıpkı okyanustaki dev dalgalar gibidir.
Bir gemi, etrafı ne kadar devasa bir okyanusla çevrili olursa olsun batmaz; ta ki o su geminin içine girene kadar.
Dış dünyadaki dertler veya zihnimizden geçen rahatsız edici fikirler de böyledir. Bir düşünce tek başına size zarar veremez. Sizi rahatsız eden, yoran veya dibe çeken şey o düşüncenin kendisi değil; sizin ona yüklediğiniz anlam ve mana değeridir. Başkası için sıradan olan bir olay, sizin ona biçtiğiniz değer yüzünden bir fırtınaya dönüşebilir.
3. Eldekinin Memnuniyeti, Geleceğin Çabası
Geçtiğimiz günlerde bir kadının kurduğu şu cümle zihnime kazındı: "Sahip olmadıklarıma bakarak, sahip olduklarımı göremez hale gelmişim."
Bundan 1400 yıl önce Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu hakikati en sade haliyle ifade etmişti: "Sizden kim huzur içinde, bedeni sağlıklı ve günlük yiyeceği garantide olarak sabaha ulaşırsa, sanki bütün dünya kendisine verilmiş gibidir."
Buradaki ince çizgi şudur: Elindekinden memnun olmak, pasif bir kabulleniş veya hedefsizlik demek değildir.
Şükür/Memnuniyet: Zaten sahip olduğumuz sağlığın, güvencenin ve temel imkanların farkında olarak zihinsel zemini sağlamlaştırmaktır.
Çaba: Sahip olmadığımız ama ulaşmak istediğimiz hedefler için rasyonel bir gayret göstermektir.
Eğer odağımızı tamamen "olmayana" kilitlersek, hedeflerimize ulaşsak dahi memnun olamayan bir zihin yapısı inşa etmiş oluruz.
Bugün Kendine Sorman Gereken Soru
Birkaç ay boyunca zihnini şu soruya eğitmek nasıl bir fark yaratırdı?
"Şu an hayatımda var olan hangi 3 temel şey, onlar olmasaydı dünyamı başıma yıkardı?"
Gemi dışarıdaki okyanusa rağmen yüzmeye devam edebilir. Yeter ki zihninize hangi suyun gireceğine siz karar verin.
Yorum Yaz