İlim ve Medeniyet
Yeni Nesil Sosyal Bilimler Platformu
Uluslararası ilişkiler, Orta Doğu ve benzeri derinlikli alanlarda kalem oynatırken, iki üç günlük yüzeysel araştırmalarla yetinilmemesi, yazının kalıcılığı açısından oldukça kıymetli olabilir. Temel gayemizin, kaleme aldığımız çalışmaların zamana direnecek nitelikte olması yönünde şekillenmesi güzel olur diye düşünmekteyim. Elbette güncel gelişmelerin hızı nedeniyle bazen yeterli materyal bulmakta güçlük çekilebilir; ancak özellikle ülkeleri tanıtan çalışmalarda, öğrencilerin "kalıcı araştırmalar yapmak" hususuna dikkat etmeleri emeklerinin zayi olmaması adına yerinde bir yaklaşım olabilir. Bir konuyu uzman bir hoca titizliğiyle, detaylı ve etraflıca araştırmak, yapılan işe verilen ehemmiyetin bir göstergesi olarak kabul edilebilir. "Yazıp kurtulayım" mantığından ziyade, her satıra değer katarak ilerlemek daha kalıcı sonuçlar doğurabilir.
Asıl meselenin insan gücü ve nitelikli bireylerin yetişmesi olduğu söylenebilir. Makineler günümüzde oldukça zeki bir seviyeye ulaşmış olsa da çocuklarımızın yapay zekanın bir kopyası haline gelmemesi, kişisel gelişimlerine odaklanmaları daha doğru bir yol olabilir. Üretim süreçlerini yapay zeka devralmış olsa dahi, toplumun okuma kültürünü koruması, bilinçli ve yetişmiş bireylerin çoğalması açısından önemli görülebilir. Vizyonun geniş tutulması, büyük medeniyet tasavvurlarının kapısını aralayabilir. Yapay zekayı bir "evlat" gibi sahiplenmemiz mümkün olmadığına göre, kendi evlatlarımızın bilgili ve başarılı olması yolunda çaba göstermek, geleceğe yapılabilecek en güzel yatırım olabilir. Entelektüel çabaların devam etmesi ve bilge insanlara olan ihtiyacın her zaman hatırlanması toplumun ruhunu diri tutabilir.
Yapay zekanın, ancak kişisel gelişimimizi desteklediği ve bu amaçla kullanıldığı ölçüde değerli olduğu düşünülebilir. Aksi durumda, var olan zekamızı yeterince verimli kullanamama riskiyle karşılaşılabilir. Okuma yetisine sahip olup bu yetiyi kullanmamak, bu kıymetli hazineyi değerlendirememek anlamına gelebilir. Bu noktada, vaktimizi ve kaynaklarımızı nasıl değerlendirdiğimiz sorusu üzerine düşünmek faydalı olabilir. Kılavuzumuzun sadece yapay sistemler olması durumunda, milli kazanımlarımızı arzu edilmeyen alanlara yönlendirme ihtimali doğabilir.
Örneğin, aylık 100 bin TL kazanan bir bireyin, bu kaynağı hem kendini geliştirecek hem de çevresini ve ülkesini ileriye taşıyacak şekilde yönetmesi, milli bir bilinç örneği olarak değerlendirilebilir. Kaynaklarımızı sadece lüks tüketime veya dış menşeli markalara kaptırmamak, bilinçli bireylerin toplumdaki varlığıyla mümkün olabilir. Zira teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, derinlikli analiz yapamayan ve ekonomik bilinci yeterince gelişmemiş bir toplumun, akıllı makinelerin gölgesinde kalması ihtimal dahilindedir. Bu nedenle, kaynaklarımızın doğru değerlendirilmesi ve bilinçli şahısların çoğalması, ortak geleceğimiz adına atılabilecek en güzel adımlardan biri olabilir.
Ozan Dur
Yorum Yaz