Kolaylığın Tuzağı, Kararlılığın Gücü ve "Aciliyet" Bilinci

İSLAM

İnsan beyninin "bilişsel cimrilik" adı verilen konfor alanına kaçma eğilimini ve hedefsizlik tuzağını nörobilimsel prensiplerle inceleyen bu yazı; gerçek tatminin arkasında emek ve risk yatırımı yattığını vurguluyor. YDS/KPSS gibi süreçlerde sıkça sığınılan "bir kendimi deneyeyim" hafifliğinin zihinsel bir savunma mekanizması olduğunu kişisel bir tecrübeyle ortaya koyan metin; Parkinson Yasası ve aciliyet duygusu çerçevesinde, okuru yarım yamalak çabaları bırakmaya, kaybetme riskini göze alacak bir kararlılıkla gerçek zaferlerin peşinden gitmeye davet ediyor.

Kolaylığın Tuzağı, Kararlılığın Gücü ve "Aciliyet" Bilinci

İnsan beyni, evrimsel yapısı gereği her zaman en az enerji harcayacağı, yani en "kolay" olan yolu tercih etmeye programlıdır. Bilimin "Bilişsel Cimrilik" dediği bu durum, zorluktan kaçıp konfor alanında kalma refleksidir. Tam da bu noktada, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) "Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız" hadis-i şerifi, insan psikolojisini yöneten muazzam bir rehber olarak karşımıza çıkar. Ancak bu prensip, hedefsizlikle karıştırılmamalıdır. Gerçek kolaylık, sürecin doğru yönetilmesi ve hedeflerin bölünerek beynin ürkütülmemesidir; yoksa işi tamamen oluruna bırakmak değildir.

Pek çok insan, hayatındaki dönüm noktalarında beynin bu kolaycılık tuzağına düşer. KPSS veya YDS gibi kritik sınavlara hazırlanırken sıkça duyduğumuz "Bu yıl öylesine bir gireyim, kendimi deneyeyim" cümlesi, aslında beynimizin sorumluluktan kaçmak için ürettiği bir savunma mekanizmasıdır.

İtiraf etmek gerekirse, bir dönem ben de bu yanılgıya düşmüştüm. Net bir hedef koymadan, büyük bir kararlılık hissetmeden YDS’ye girmeye karar verdim. İçsel olarak, "Nasıl olsa büyük bir iddiam yok; başarısız olsam da üzülmeyeceğim" diyerek kendimi rahatlattım. Sonuçta sınavdan 70 gibi, baraj üstü ve değerli kabul edilen bir puan aldım.

Peki, bu gerçekten tam anlamıyla bir "başarı" mıydı?

Modern psikoloji ve nörobilim, arkasında ciddi bir emek yatırımı ve risk barındırmayan ödüllerin beyinde gerçek bir tatmin (dopamin) yaratmadığını söyler. İnsan ruhu, kazanmanın sevincinden ziyade, "kaybetmenin acısına" (Loss Aversion) odaklıdır. Eğer bir sürecin sonunda, başarısızlık ihtimali canınızı yakmayacaksa, o sürecin adı kararlılık olamaz. Büyük bir kararlılık ortaya koymadığınızda, aldığınız sonuç ne kadar iyi olursa olsun, ruhunuzu besleyen gerçek bir zafer duygusu hissettirmez.

Bu tecrübeden çıkardığım en büyük ders, hayatımıza "aciliyet" kavramını kazandırmamız gerektiğidir.

Parkinson Yasası der ki: "Bir iş, tamamlanması için ayrılan sürenin tamamını kapsayacak şekilde genişler." Eğer bir hedefi gelecekteki belirsiz zamanlara, son senelere erteler ve "bir kendimi deneyeyim" hafifliğiyle yaklaşırsak, beyin o işi asla ciddiye almaz ve gevşer.

Beynimizin kolayı seçme eğilimini alt etmenin tek yolu; önümüze net bir hedef koymak, zamanın daraldığının farkında olmak ve zihnimize yapay bir aciliyet duygusu yüklemektir. Unutmayın; kaybetme riskini göze alacak kadar kararlılık yoksa, sonucun getireceği gerçek bir mutluluk da yoktur. Kendinizi denemek için değil, kazanmak ve o başarının hakkını vermek için yola çıkın.

Ozan DUR
Ozan DUR

Ozan Dur, İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Tarih Bölümü’nden mezun olup, İngilizce, Osmanlıca, Farsça, Arapça ve İbranice öğrenerek dil alanında uzmanlaştı. Humboldt Üniversitesi, İmam Humeyni Üniversit ...

Yorum Yaz