Bahanelerin Arkasına Sığınmayı Ne Zaman Bırakacağız?

İSLAM

Mükemmel şartların oluşmasını beklemenin yalnızca bir eylemsizlik kılıfı olduğunu sarsıcı örneklerle ortaya koyan bu yazı; okuru bahanelerin arkasına sığınmayı bırakmaya ve elindeki imkânlarla hemen harekete geçmeye çağırıyor. Bilginin ancak eyleme dönüştüğünde anlam kazandığını vurgulayan metin; İslami ahlak, zaman yönetimi ve azim ilkeleri çerçevesinde, üniversite yıllarının imkânsızlıklardan dem vurma değil, şartları bizzat inşa ederek kendi yolunu çizme dönemi olduğunu hatırlatıyor.

Bahanelerin Arkasına Sığınmayı Ne Zaman Bırakacağız?

Görme engelliler göreyim de öyle sokağa çıkayım demiyorlar. Diyorlar mı?

Ne kadar yalın ama bir o kadar da sarsıcı bir soru, değil mi? Görme engelli olmasına rağmen hafız olan, üniversiteler bitiren binlerce insan var. Biz ise sıklıkla imkânsızlıklardan dem vuruyoruz. “Keşke param olsa...” diyoruz. “Peki, paran olsa ne yapacaksın?” diye sorulduğunda cevap hazır: “Spor yapacağım!” Oysa spor yapmak için paraya gerek yok; açarsın YouTube’dan bir kardiyo videosu, olduğun yerde başlarsın. Şartları beklemek, sadece eylemsizliği kılıfına uydurmaktır.

Unutmayalım: Önemli olan ne kadar bilgi biriktirdiğimiz değil, o bilginin ne kadarını eyleme dönüştürebildiğimizdir.

Hepimiz biliyoruz; doktorlar “Yemekten hemen sonra uyumayın, mideye zarar verir” diyor. Biliyoruz ama yine de uyuyoruz; sonra da mide koruyucu haplara sarılıyoruz. Bilmek yetmiyor, uygulamadığımız bilgi sadece zihinsel bir yüke dönüşüyor.

Altın Kural ise şu: Allah’a Söyleyemeyeceğin Bahaneyle İnsana Gelme

Bahaneler konusunda benimsediğim İslami ve samimi bir ilke var: Allah’a karşı bahane olarak sunamayacağınız bir şeyi, insanlara da bahane olarak söylemeyin.

İşimizi yaparken şu hadis-i şerifi hatırlamak gerekmiyor mu? Peygamberimiz (s.a.v.), “Müslüman bir iş yaptığı zaman onu en güzel şekilde yapar” buyuruyor. Bir işin başına geçtiğimizde kendimize dürüstçe sormalıyız: Gerçekten en güzel şekilde yapıyor muyuz? İnsanları geçiştirebiliriz belki ama Allah’ı kandıramayız.

Hemen her gün “Hiç vaktim yok” diyoruz. Fakat istatistikler ortada: Türkiye’de gençler günde ortalama iki saati internette öylesine gezinerek harcıyor. Vakit var; eksik olan şey, niyet ve disiplin.

200 Laf, Yarım İş Etmez!

Bakın, imkânsızlık nedir bilir misiniz? Görme engelli bir koşucu, sırf hedefine ulaşabilmek için bir başkasının eline kendi elini iple bağlıyor. O şekilde 10 kilometrelik koşu hedefini tamamlıyor. Kendine onlarca bahane üretebilecekken, o hedefine ulaşmak için şartları bizzat kendi oluşturuyor.

Atalarımızın dediği gibi: 200 laf, yarım iş etmez.

Üniversite yılları; bahanelerin arkasına saklanma değil, kendi yolunu çizme yıllarıdır. Şartların mükemmel olmasını beklemeyi bırakın. Elinizdeki imkânlarla, bulunduğunuz yerden ve hemen şimdi eyleme geçin.

Ozan DUR
Ozan DUR

Ozan Dur, İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Tarih Bölümü’nden mezun olup, İngilizce, Osmanlıca, Farsça, Arapça ve İbranice öğrenerek dil alanında uzmanlaştı. Humboldt Üniversitesi, İmam Humeyni Üniversit ...

Yorum Yaz