HİNDİSTAN – BANGLADEŞ İLİŞKİLERİ: EFENDİ – DOST METAFORU

0

Öz

1947 yılında İngilizlerin Hint alt kıtasından çekilmesi ile birlikte Hindistan ve Pakistan bağımsızlıklarını kazanırken din temelli bu bölünmede Bangladeş, Doğu Pakistan ismi ile Pakistan’ın bir eyaleti olarak kaldı. Tarihler 1970’i gösterdiğinde yapılan seçimlerde ilk kez Doğu Pakistan tek başına iktidar olabilecek sayıda sandalye kazanmasına rağmen Cumhurbaşkanı Yahya Han ülkenin milli güvenliğinin tehlikeye gireceği düşüncesi ile meclisin toplanmasına izin vermemiştir. Bu durum Doğu Pakistan’da ayaklanmalara neden olmuş ve 1971 yılında Hindistan’ın da dahil olduğu bir savaşla Bangladeş Mucibur Rahman liderliğinde bağımsızlığını ilan etmiştir. Bağımsızlığını kazandığından beri dış politikası iktidarda olan partilere göre şekillenen Bangladeş’te, geçmişin de etkisiyle Pakistan genelde göz ardı edilirken, bağımsızlığında kilit rol oynayan Hindistan dış politika ortağı olarak tercih edilmektedir. Ancak Hindistan her ne kadar Bangladeşliler nezdinde bağımsızlığın en büyük destekçisi olarak görülse de, Hindistan ve Bangladeş ilişkileri efendi-dost metaforu çerçevesinde sorunlu bir şekilde bugüne kadar süregelmiştir. Hindistan-Bangladeş ilişkilerinin ele alındığı bu çalışmada taraflar arasındaki ilişkilerin seyrini belirleyen genel sorunlara değinilerek Hindistan’ın Bangladeş dış politikasında tercih edilebilirliği temel nedenleriyle birlikte ele alınmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Hindistan – Bangladeş ilişkileri, Hindistan – Bangladeş Su Sorunları, Bangladeş Dış Politikası, Bangladeş’teki Siyasi Partiler.

 

  1. Giriş

Küreselleşen ve hiyerarşi kavramının belirginleştiği uluslararası sistemde, küçük devletlerin güvenlik stratejilerinin, korku kompleksinden etkilenen ve hayatta kalmaya yönelik politikalardan oluştuğu görülmektedir. Bangladeş’in Hindistan ile olan ilişkilerine bakıldığında da güvenlik endişesinin, yani devletin bekası durumunu temel alındığı anlaşılmaktadır. Çin ve Hindistan gibi büyük bölgesel aktörlerin bulunduğu jeopolitik bir havzada, çıkarlarını korumak amacıyla fırsatçılık politikası ve denge siyaseti yürüten Bangladeş, farklı aktörler arasındaki fırsatları kendi çıkarları adına kullanma eğilimindedir.

Bağımsızlığından bu yana Bangladeş-Hindistan ilişkilerinin seyrini belirleyen ana etkenin, adı geçen ülkelerdeki iktidarların ideolojileri ile doğru orantılı olduğu görülmektedir. Bu ilişkiler rejim değişiklikleriyle beraber sık sık seyir değiştirirken taraflar arasında bitmeyen bir huzursuzluk ve güvensizlik durumunun da devam ettiği görülmektedir. Hindistan, ilişkilerinin ilk yıllarında Bangladeş’in Pakistan’a yanaşmaması için birçok konuda Bangladeş’le birlikte hareket etmesine rağmen, Bangladeş içindeki Pakistan yanlısı İslami gruplar yüzünden ülkenin Hindistan’a yakınlaşmasını sağlayamamıştır. Nitekim Bangladeş’in bağımsızlığında oynadığı belirleyici rolüyle Hindistan-Bangladeş ilişkilerinin dominant tarafı haline gelen Hindistan, 1972 yılında Bangladeş’le Dostluk ve Barış Anlaşması imzalayarak ülkede her açıdan ağırlığını hissettirmeye çalışmıştır. Bu tarihten sonra ilişkileri ‘efendi-dost metaforu’ bağlamında şekillendirmeye çalışan Hindistan, ilişkilerde efendi konumunda olmasına karşın Pakistan ve Çin’e karşı Bangladeş’in en iyi dostu olduğunu da vurgulamıştır. Ancak bağımsızlıktan 4 yıl gibi kısa bir süre sonra egemen-devlet olma yönündeki iç bütünleşmesini tamamlayamadan- 1975 yılında, ülkenin kurucu lideri Şeyh Mucibbur Rahman’ın suikasta uğraması ile birlikte bir Bangladeşli kimliği yaratmak adına yürütülen politikalar, uzun vadede ülkedeki halkları bir araya getirmekten ziyade onları daha da ayrıştıran politikalara dönüştüğü iddia edilmektedir.

1971 yılından bu yana Hindistan ve Bangladeş arasında Soğuk Barış (Cold Peace) durumu devam ettirilmiştir. Genel çerçeveye bakıldığında taraflar arasındaki ilişkilerin zaman zaman gerilim ve çatışmalara dönüşmesi, söylem bazında iki komşu arasındaki güvenlik sorunu ve güven eksikliğinden kaynaklanmaktadır. İki ülke sınır çizgisinin muallak kalması, sınıraşan nehir sularının paylaşılamaması, transit koridor meselesi ve Bangladeş’ten Hindistan’a yapılan illegal göçlerin taraflar arasındaki ilişkilerin seyrini belirleyen temel meseleler olduğu görülürken, her iki ülkede faaliyet gösteren direnişçi grupların birbirlerinin ülkesini kullanması da tarafları karşı karşıya getirmektedir.

Söz konusu sorunların gölgesinde gelişen bu ikili ilişkilerin, ülkelerin birbirine jeopolitik açıdan bağımlılığı söz konusu olduğunda göz ardı edilebildiği görülmektedir. Hindistan toprakları ile üç taraftan çevrelenmiş Bangladeş’in Hindistan’a bağımlılığının yanı sıra Hindistan’ın da kuzeydoğu eyaletlerine olan ulaşım ve ticaretinde gerek güvenlik gerekse mali açıdan Bangladeş’e jeopolitik bir bağımlılığının olduğu söylemek mümkündür.

Elde ettiği mali ve siyasi destekler neticesinde özellikle Modi döneminde Hindistan’a bu yönde birçok ayrıcalık tanıyan Hasina Vecid, bu yolla Bangladeş’in dış politikada Hindistan ile hareket etmesine de zemin hazırlamaktadır.

Dış politika söylemlerinin iktidardaki parti ideolojilerine göre şekillendiği Bangladeş’te, 1971 yılına kadar bir parçası olduğu Pakistan’dan ziyade Hindistan ekseninde bir dış politika tercihi yapıldığı görülmektedir. 1947’den 1971’e kadar Pakistan tarafından sömürülme ya da iyi yönetilememe düşüncesindeki mevcut iktidar Partisi Awami Ligi’ne göre Hindistan’ın Bangladeş bağımsızlık savaşında belirleyici rol oynaması ve Bangladeş’in seküler bir ülke olması gibi nedenler Hindistan’ın dış politikada tercih edilmesinin ana nedenlerindendir. Diğer taraftan içerisinde Cemaati İslami ve Bangladeş Milliyetçi Partisi (Bangladesh Narionalist Party – BNP)’nin de olduğu, ülkenin ana muhalefeti konumunda olan koalisyonun din temelli bir milliyetçiliğin esas alınıp dış politikada Pakistan ile birlikte hareket edilmesi gerektiğini savunmaktadır.

Bu çalışmada Hindistan-Bangladeş ilişkilerinin modern tarihi ışığında Hindistan’ın Bangladeş bağımsızlık savaşında oynadığı belirleyici role de değinilecektir. Devamında taraflar arasındaki ilişkileri belirleyen temel etkenler ele alınarak günümüzde güncelliğini koruyan sorunlar üzerinde durulacaktır. Hindistan-Bangladeş ilişkilerinin ele alındığı mevcut çalışmalarda genel olarak Bangladeş’in coğrafi açıdan Hindistan’a bağımlılığına değinilirken bu çalışmada aynı zamanda Hindistan’ın da jeopolitik açıdan Bangladeş’e bağımlı olduğu tartışılacaktır. Son olarak Pakistan ile paylaştığı ortak din ve kültüre rağmen 1971 yılından beri ekseriyetle dış politikada Pakistan’ın arka planda kalmasına değinilerek Hindistan’ın dış politikada tercih edilebilirliği temel nedenleriyle birlikte incelenerek genel değerlendirmenin yapıldığı sonuç kısmı ile çalışma tamamlanacaktır.

2. BENGAL BÖLGESİ VE HİNDİSTAN – BANGLADEŞ İLİŞKİLERİNİN MODERN TARİHİ

Aynı coğrafyada ortak kaderi paylaşan Hindistan ve Bangladeş’in ilişkileri iki ülkenin bağımsızlığından çok öncesine dayanmaktadır. Babürlerin Hindistan’ı fethetmesiyle aynı merkezden yönetilmeye başlanan bugünün ülkeleri, daha sonra 1857 Büyük Sipahi ayaklanması bastırılınca direk Kraliçe ve İngiliz hükümetine bağlanarak 1947 yılına kadar tek bir merkezden yönetilmiştir.  İngilizler döneminde Bengal eyaleti olarak anılan bölge Bihar ve Orisa illerini de kapsayan 78 milyonluk bir nüfusa sahipti. Ancak İngilizlerin böl yönet politikasının bir parçası olarak Bengal eyaleti 1905 yılında Lord Kurzon’un onayıyla ikiye bölünerek Batı Bengal, Bihar ve Orisa Doğu Bengal’den koparılmıştır. Tarihi Bengal ülkesinin ikiye bölünmesi başta Doğu Bengal olmak üzere Kongres öncüleri tarafından Hindistan’ın birçok yerinde protesto edilmiş ve protestolar birçok bölgede İngiliz mallarına karşı boykot kararı alınmasıyla neticelenmiştir. Olayların artması aynı zamanda Hindistan’ın dominyon olması yönündeki istekleri de artırmıştır. Bu olaylar neticesinde geri adım atmak zorunda kalan İngiliz yönetimi, Bengal’in ikiye bölünmesi yasasını geri çekerek Bihar ve Orisa hariç Bengal ülkesinin tekrar birleştirilmesine karar vermek zorunda kalmıştır.[1]

İngilizler döneminde yerelde olmasa da merkezde aynı hükümet tarafından yönetilen ülkelerin ilişkileri 1947 yılından sonra da devam etmiştir. 1947 yılına gelindiğinde İngilizlerin alt kıtadan çekilme kararına müteakiben bölge halkları bağımsızlıklarına kavuşmuşlardır. Din temelli “iki ulus” teorisine dayalı bölünme sonucunda da Hindistan ve Pakistan’ın 1947 yılında bağımsızlıklarını kazanması, yıllardır İngiliz sömürgesi altında yaşayan Hint altkıtası halkı için önemli bir andı. Bölünme planına göre Bangladeş halkının Müslüman olması hasebiyle aralarında ortak bir kara sınırı bulunmamasına rağmen Pakistan’a bağlanması kararı alınmıştır. Din temelli bu ayrışma sonucunda Bangladeş toprakları 1971 yılına kadar Doğu Pakistan adıyla Pakistan’ın bir eyaleti olarak kalmıştır.[2] 1947 yılından sonra Doğu Pakistan adıyla Pakistan’a bağlı olduğu zamanlarda dahi bölgesel bütünlüğün bir sonucu olarak Hindistan’la ilişkilerini devam ettiren Bangladeş halkı 1970’lerden sonra bağımsızlık söyleminde bulunmaya başlamışlardır.[3]

1970 Pakistan genel seçimlerinde Doğu Pakistan’dan başbakan adayı olan Mucibur Rahman, kazanması halinde Bangladeş için özerklik vaadinde bulunduğu görülmektedir.[4] Yapılan seçimlerden 313 sandalyenin 167’sini[5] kazanan Mucibur Rahman’ın partisi birinci parti olarak çıkarken 88 sandalye kazanan Zulfikar Ali Butto, ana muhalefet lideri konumunda kalmıştır. Seçimi Doğu Pakistan’dan bir partinin kazanmasını kabullenmeyen Cumhurbaşkanı Yahya Han meclisin toplanmasına izin vermeyerek seçimlerin iptal edilmesini istemiştir.[6] Pakistan’ın bütünlüğünün tehlikeye düşeceği düşünceleri ile başbakanlık görevini Mucibur Rahmana devredilmemesi, Doğu Pakistan’da eyalet genelinde olaylar çıkmasına neden olmuş ve merkezi hükümet aleyhine ayaklanmalar boy göstermiştir.[7] Olaylara öncülük ettiği gerekçesiyle Mucibur Rahman’ın Pakistan ordusu tarafından tutuklanması ve 25 Mart 1971 tarihinde Dakka’da sıkıyönetim ilan edilmesi de olayların daha da büyüyerek bir bağımsızlık mücadelesine dönüşmesine yol açmıştır.[8]

26 Mart’ta tutuklanan Mucibur Rahman’ın tutuklanmadan önce Bangladeş’in bağımsızlığını ilan ettiğini duyurması, halkı Pakistan ordusuna karşı savaşmaya iten başlıca sebepler arasındadır. Artan baskı ve önde gelen parti yöneticilerinin tutuklanması özellikle öğrenciler nezdinde büyük yankı uyandırmıştır.[9] Doğu Pakistanlılar ve ordu arasında çıkan çatışmaların büyümesi Hindistan’ın da olaya müdahil olmasına neden olmuştur. Çatışmalardan kaçan Bengallerin Hindistan’a kaçmaya başlamasıyla büyük bir göç akını ile karşı karşıya kalan Hindistan, göçlerin Hindistan’ın iç huzur ve istikrarını bozduğu ve Pakistan’ın bunun müsebbibi olduğu gerekçesiyle 1971 yılında Doğu Pakistan topraklarına girmiştir.[10]

Hindistan’ın, Bangladeş topraklarında işgalci tutumlar içerisinde olduğunu ileri süren Pakistan hem Doğu hem de Batı Pakistan’da Hindistan’a karşı savaş ilan etmiştir. Doğu ve Batı Pakistan’ın Hindistan topraklarıyla bölünmüş olması, iki taraf arasında kara ve deniz sınırın olmaması ve Hindistan hava sahasının savaş durumunda Pakistan’a kapalı olması sonucu Doğu Pakistan’daki askerlere destek gönderemeyen Pakistan, her iki cephede de savaşı kaybetmiştir. Yaklaşık 93 bin Pakistan askerinin Hindistan’a esir düşmesiyle[11] 15 Aralık 1971 tarihinde ateşkes ilan edilmek zorunda kalınmış ve neticesinde de Doğu Pakistan, Bangladeş ismiyle bağımsızlığını ilan ettiğini duyurmuştur.[12] Bangladeş’in bağımsızlığını kazanmasında belirleyici rol oynayan Hindistan bu tarihten sonra Bangladeş ile ilişkilerini dost ülke rolünü de devam ettirmeye çalışmıştır.

2.1. Bangladeş’in Bağımsızlığını Kazanmasında Hindistan’ın Rolü

Bangladeş bağımsızlık savaşında dönemin Hindistan Başbakanı İndira Gandhi’nin rolü büyüktür. İndira Gandhi, Bangladeş topraklarının Pakistan’dan koparılıp bağımsız bir devlet olması amacıyla dünyanın önde gelen çeşitli ülkelerini ziyaret ederek destek arayışına çıkmıştır. Başta sorunu ABD, İngiltere ve SSCB gibi ülkelerin desteğiyle çözmeye çalışan Gandhi,  ABD’den umduğu desteği bulamayınca yüzünü Sovyet Birliğine çevirmiştir. 9 Ağustos 1971 tarihinde Sovyet Rusya ile Dostluk ve Barış Anlaşması imzalayan Hindistan, Sovyet desteğini arkasına alarak ABD’den Pakistan’a gelecek yardım karşısında Sovyet güvencesini arkasına almıştır. Daha sonra da kademeli olarak Bangladeş bağımsızlık savaşının bir tarafı olmuştur. [13]

Pakistan askerlerinin Doğu Pakistan’da vuku bulan ve sonradan iç savaşa dönüşen olaylarda kanlı bir operasyon yürüttüğünü belirten Gandhi, çatışmaların başlamasının hemen ardından Hindistan hava ve kara sahasını Pakistan’a kapatarak Pakistan’ın Bangladeş’e takviye destek göndermesinin önüne geçmiş ve Bangladeşli direnişçilere ekonomik ve askeri mühimmat desteği sağlamıştır. Gandhi, ekonomik ve askeri destek sağladığı Awami Birliği lideri Mucibur Rahman öncülüğündeki Bengalli direnişçilerin başarılı olamadığını görünce Hindistan ordusuna iç savaşa müdahale emri vermiştir.[14]

Pakistan’ın uluslararası kamuoyunda olayın bir iç savaş olduğunu belirtmesi karşısında Hindistan, hem çatışmanın boyutunun iç savaş olmaktan çıktığını hem de Pakistan’ın milyonlarca Bengallinin Hindistan’a göç etmesine neden olduğunu ileri sürerek müdahalesine meşru bir zemin oluşturmaya çalışmıştır. Devamında savaşın bir Hindistan-Pakistan savaşına dönüşmesi sonucu BM Güvenlik Konseyi ve dönemin büyük güçlerinin de çağrısıyla ateşkes ilan edilmiş ve Bangladeş’in bağımsızlığı netleşmiştir.

Bu şartlar altında bağımsızlığını kazanan Bangladeş, bağımsızlık gününde Hindistan’a politik ve askeri desteklerinden dolayı şükranlarını sunmayı eksik etmemiştir.[15] Bağımsızlını takip ettiği ilk yıllarda tarafların ilişkisi minnet duygusu etrafında şekillenmiş ve Bangladeş Hindistan’ı, Pakistan’a karşı güvenli bir liman olarak lanse etmiştir. Ancak Mucibbur Rahman’ın suikastını izleyen yıllarda Bangladeş’in milli çıkarları ağır basmaya başlamış ve Dakka, Hindistan’ın kendisini ilişkilerin efendi tarafı olarak görmesini eleştirerek eşit-egemen ülke vurgusunu yapmaya başlamıştır. Bu dönemden sonra ilişkiler Bangladeş’in birçok konuda hakkını talep etmesi sonucu gelgitli bir yapıya dönüşerek günümüze kadar gelmiştir.

3. HİNDİSTAN-BANGLADEŞ İLİŞKİLERİNİN GİDİŞATINI BELİRLEYEN SORUNLAR

Hindistan, her ne kadar Bangladeşliler nezdinde bağımsızlığın en büyük destekçisi olarak görülse de, Hindistan ve Bangladeş ilişkileri çözülemeyen sorunlarıyla bugüne kadar süregelmiştir. Bağımsızlığını müteakiben nükleer denemeler başta olmak üzere Hindistan’ın hırslı bir şekilde silahlanmasından rahatsızlık duyduğunu belirten Bangladeş, sınır aşan sular ve sınır çizgisi konularında da Hindistan ile anlaşmazlık içerisindedir. Öte yandan Hindistan ise 1971 yılından beri Hindistan’a göç etmiş olan mültecilerin Bangladeş’e geri dönmeleri konusunda hayli ısrarcı olmuş ve günümüzde bu surun NRC ile devam etmektedir. Aynı zamanda Bangladeş’in yasa dışı göçlere karşı da bir tutum almadığını belirten Hindistan, Hindistan’da eylem gerçekleştiren birçok örgütün Bangladeş topraklarında barındığını iddia ederek bu konuda Bangladeş’e gerekli önlemleri alma konusunda baskı uygulamaktadır.

3.1. Suların Paylaşımı

Dünyanın hemen her bölgesinde sınıraşan suların paylaşımı kıyıdaş ülkeler arasında büyük sorunlara ve hatta çatışmalara yol açmaktadır. Bu bölgeler arasında Güney Asya önemli bir paya sahiptir. Gerek Hindistan – Pakistan, gerekse Hindistan-Bangladeş su sorununun yoğun yaşandığı ikili ülkeler arasındadır.

Hindistan ve Bangladeş, büyüklü küçüklü 50’nin üzerinde nehir sularını paylaşmaktadır. Söz konusu nehirlerden bazıları tarımla geçinen hem Hindistan hem de Bangladeş halkı için ve ekonomisi için hayati önem taşımaktadır. Nüfus yoğunluğu ve artan ülke nüfusları da dikkate alındığında her iki ülkenin suya ihtiyacı her geçen gün artmaktadır.[16] 2030 yılında dünyanın en kalabalık ülkesi olması beklenen Hindistan, söz konusu nehirlerin sularına büyük ihtiyaç duymaktadır. Hindistan bu ihtiyacını karşılamak adına Pakistan’a akan sular üzerinde kurduğu barajlar gibi Bangladeş’e doğru akan nehirler üzerinde de çok amaçlı barajlar inşa etmektedir. Bu durum bir taraftan her iki ülkenin karşı karşıya gelmesine yol açarken zaman zaman da iktidardaki hükümetler arasında sözlü çatışmalara yol açmaktadır.

Günümüzde iki ülke arasındaki suların paylaşımı konusunda tartışmaların odağında yer alan başlıca iki sorun bulunmaktadır. Bunlardan biri Farakka Barajı diğeri ise Teesta Nehri sularının paylaşımıdır. Farakka barajı meselesine bakıldığında bu meselenin, 1972 yılında Hindistan Başbakanı İndra Gandhi ve Bangladeş başbakanı Mucibur Rahman arasında imzalanan Dostluk, İşbirliği ve Barış Anlaşmasına aykırı olduğu yönündeki itirazların günümüze kadar devam ettiği görülmektedir.[17] Anlaşmaya göre iki ülkenin nehir sularının paylaşımıyla ilgili ortak bir komisyon kurulması gerekmekte ve Hindistan’ın inşa edeceği barajlarla ilgili tarafların hassasiyetleri dikkate alınarak adil bir dağıtımın yapılması planlanmaktadır.[18]

1980’lerden sonra sanayileşme sürecini hızlandıran Hindistan’ın suya olan ihtiyacı artınca, anlaşma hükümlerini ihlal etmeye başlaması 1996 yılında bir su anlaşmasının imzalanmasını gerektirmiştir.[19] Ganj nehri sularının taraflar arasında bölünmesini garantileyen anlaşmaya göre Bangladeş’le paylaşılacak nehir sularının Farakka barajından akması planlanmıştır.[20] Ancak anlaşma hükümleri dikkate alındığında, Bangladeşli yetkililer, Hindistan tarafının anlaşmayı tek taraflı ihlal ettiğini ve suların akışını mevsimsel olarak azaltıp arttırdığını iddia etmektedir.[21] Bu durumun Hindistan’a oranla ekonomik olarak suya daha çok ihtiyaç duyan Bangladeş ekonomisine zarar verdiğini belirten Bangladeş tarafı, durumun ayrıca bölgede kuraklık ve mevsimsel toprak aşınmalarına da neden olduğunu belirtmektedir.[22] Hindistan tarafı ise bu iddialar karşısında Bangladeş’in meseleyi olduğundan daha pesimist gördüğü ve suyun anlaşmada öngörülen şekilde paylaşıldığını iddia etmektedir.[23]

Teesta Nehri meselesine bakıldığında ise, Teesta Nehrinin Hindistan-Bangladeş arasında anlaşmazlığa neden olan sınıraşan diğer bir nehir olduğu görülmektedir. Bangladeş başbakanı Şeyh Hasina, Teesta nehrinin sularının paylaşımı meselesinin çözümü adına 2010 yılında bir anlaşma taslağı geliştirerek kuraklık mevsiminde suların her iki ülke arasında adil bir şekilde paylaşılması gerektiğini belirtmiştir.[24] Hindistan tarafının anlaşma taslağına olumlu bakmasının ardından bir yıl içerisinde bununla ilgili bir anlaşmanın imzalanması kararlaştırıldı. Ancak imzalanan anlaşmaya rağmen, Bangladeş tarafı Hindistan’ın yağış mevsimlerinde baraj kapılarını açması sonucu Bangladeş tarım arazilerinin sular altında kaldığını belirtmektedir. Taraflar arasında uzun zamandır süre gelen nehir sularının paylaşımı meselesi, iklim değişikliğinin etkileri de göz önüne alındığında çözülmesi gereken temel sorunlarının başında gelmektedir.[25] Günümüzde ikili ilişkilerin en çok hasar gördüğü meselelerin başında gelen su paylaşım meselesi, Hindistan’ın Doğuya Bakış (Look East) politikasının başarıya ulaşması için çözülmesi gereken temel meselelerin başında gelmektedir.

3.2. Ekonomik-Transit Koridor Meselesi

Bangladeş’in 3 taraftan Hindistan toprakları arasında bulunması Hindistan’a bağımlı olduğu anlamına gelirken aynı zamanda Hindistan topraklarını bölmesi açısından bir nevi Hindistan’ın da Bangladeş’e jeopolitik açıdan bağımlı olduğunu göstermektedir. Bangladeş’in konumu, Hindistan ana karası ile Kuzeydoğu eyaletlerini ayıran bir yapıdadır. Bangladeş topraklarının batısında kalan Hindistan’ın Batı Bengal eyaletinin başkenti Kalkuta ile Bangladeş topraklarının doğusunda kalan Tripura eyaletinin başkenti Agartala arasındaki mesafe Bangladeş üzerinden tanınan transit yol ile 1.880 kilometreden yaklaşık 740 kilometreye inmektedir. Hava sahasının Hindistan’a açık olmasının yanı sıra Hindistan özellikle ekonomik aktiviteler için Bangladeş toraklarını kullanmayı amaçlıyor.[26]

Hindistan’ın kuzeydoğusundan taşınan malların anakaraya en kısa yoldan ulaşması için Bangladeş topraklarının transit kullanıma açık olması gerekmektedir. Hindistan’ın, Bangladeş topraklarını, kuzeydoğu eyaletleriyle bağlantı kurmak için demiryolu ve karayolu geçiş koridorlarına izin vermesi yönünde Bangladeş’e baskı politikası uygulamasına rağmen, Bangladeş, bu durumun ulusal güvenliğine olası bir tehdit oluşturacağı gerekçesiyle sürekli bir çekince ileri sürerek sorunu ertelemektedir.[27]

Bangladeş’in ulusal güvenlik endişelerinin yanında Hindistan’ın çift taraflı bir rotanın terörizmi destekleyebileceği yönündeki görüşleri ile engellenmektedir.[28] Hindistan, genel olarak kendisine tek taraflı bir transit geçişin verilmesini ve bunun sadece ekonomik amaçlarla kullanılacağını belirtmektedir. Bangladeş’in geçişten önemli ölçüde mali fayda elde ederek Hindistan ile olan ticaret açığını kapatmak istemesinin geniş kapsamlı bir geçiş transit yolu ayrıcalığının tanınmasında etkili olabileceği görülmektedir. Ayrıca Bangladeş, Hindistan ile aralarında yaşadığı suların paylaşımı ve sınır meseleleri başta olmak üzere diğer önemli meseleleri transit yolu meselesinin çözümü için bir şart olarak koşması durumu da bulunmaktadır.[29]

Son yıllarda Hindistan ve Bangladeş’in sınır ötesi ulaşım sistemini büyük ölçüde geliştirmeyi başardığı görülmektedir. Narendra Modi Hükümetinin Bangladeş’e ekonomik vaatlerde bulunması ve mali destekler söz konusu olduğunda, Modi ile iyi ilişkiler içerisinde olan Şeyh Hasina’nın 2017 yılında meseleyi büyük ölçüde kabul ettiği görülmektedir.[30] Modi iktidarı döneminde büyük ölçüde üzerinde anlaşılan iki ülke arasındaki ulaşım koridorunun şimdilik bazı sektörlerde faaliyete geçtiği görülmektedir.[31] Ancak Hindistan’a 14 mil genişliğinde bir koridor sağlayarak ekonomik ve ticari alanlarda bazı fırsatlar elde etmeye çalışan Bangladeş’te söz konusu durum, iktidar partisine göre yeniden şekillenmektedir.[32] Dolayısıyla Hindistan’ın istediği şekilde geniş kapsamlı bir transit koridoru hakkının tanınmasının ileri dönemlerde de iki taraf hükümetinin de politik ajandalarını işgal edeceği düşünülmektedir.

3.3. Direnişçi Grupların Varlığı

Hindistan, ülkenin kuzeydoğu eyaletlerinde yıllardır meydana gelen saldırılardan sorumlu isyancı grupların, üs olarak Bangladeş topraklarını kullandığına dair iddiaları Hindistan-Bangladeş ilişkilerindeki temel meselelerden birini oluşturmaktadır. Bangladeş’in isyancı gruplara karşı herhangi bir operasyon yürütmediğinden yakınan Yeni Delhi, Hindistan’da eylemlerle bulunan grupların Bangladeş’te barındığına ve Pakistan istihbarat teşkilatı ISI tarafından eğitilip yönlendirildiğini ileri sürmektedir.[33] Bangladeş topraklarının isyancı gruplar için güvenli bir liman haline geldiğini belirten Yeni Delhi’nin bu nedenden dolayı Dakka ile ilişkilerinde sorun yaşadığı bilinmektedir. Bangladeş ise ülkenin güneyindeki Chittagong kesiminde son birkaç yıldır bir ayaklanma ile mücadele ettiğini belirterek söz konusu isyancı grupların Hindistan topraklarında barındığına ve gerekli lojistik desteği Hindistan merkezli gruplardan aldığını belirterek bu konuda Yeni Delhi’yi suçlamaktadır.[34]

Söz konusu durumlarda her iki taraftaki isyancı grupların da sınır güvenliği ve kontrolünün zayıf olduğu bölgede, birbirlerinin ülkesine sığındığı veya kaçak silahların taşınması adına sınır ötesi yolları kullanarak yayılma etkisi göstermesi muhtemeldir. Son dönemlerde tarafların sınır ötesi terörizm konusunda birlikte hareket ettiklerine dair söylemlerin[35] yanı sıra bu durumun tarafların yakın ilişkiler geliştirmesinin önünde bir engel olarak kalmaya devam ettiği görülmektedir.

3.4. Yasadışı göç olayları

Hindistan, yasadışı göçü önlemeyerek Hindistan’ın özellikle kuzeydoğu eyaletlerinin demografik yapısını değiştirdiği yönünde Bangladeş’i suçlamaktadır. Hindistan tarafından “demografik saldırganlık” olarak adlandırılan bu durumda her yıl yaklaşık 25.000 Bangladeşlinin sınırlardan yasadışı yollarla geçerek Hindistan’a girdiğini ve bunun önemli bir kısmının bir daha geri dönmediği ifade edilmektedir. Hindistan yasadışı göçleri engellemek adına gerekli önlemeleri almadığı yönünde Bangladeş’i suçlarken durumun Hindistan toraklarında terörizmi hızlandırdığından kaygı duyduklarını belirtmektedir.[36] Bangladeş söz konusu suçlamaları reddetse de Hindistan, Bangladeş’ten yasadışı yollarla gelenlerin sayısının yaklaşık üç milyon olduğunu ve Hindistan’da yaşayan Bangladeşli vatandaşların sayısının ise yaklaşık 15 ila 17 milyon arasında olduğunu iddia ederek Bangladeşin tersi iddialarını çürütmeye çalışmaktadır.[37]

Ampirik bakımdan da tam olarak doğrulanmayan bu iddialar iki ülke ilişkileri açısından bir çatışma metaforu olarak hala varlığını korumaktadır. Ancak gerek Bangladeş’in içinde bulunduğu toprakların bölünmüş topraklar olması gerekse bölgenin sosyo-ekonomik ve kültürel birlikteliğinin bu durumun tetikleyicileri arasında bulunduğunu belirtmek gerekmektedir. 1971’de Bangladeş’in bağımsızlığından önce çıkan çatışmalardan kaçan milyonlarca Bengallinin Hindistan’a sığındığı bilinirken söz konusu sığınmacıların önemli bir kısmının geri dönmediği iddia edilmektedir. Son dönemlerde Assam eyaletinde uygulanan nüfus sayımıyla ülkedeki yasadışı göçmenleri azaltmaya yönelik çalışmalar yürüttüğünü iddia eden Yeni Delhi’nin Dakka ile ciddi sorunlar yaşadığı görülmektedir. Ancak tarafların belirli noktalarda birbirlerine bağımlılıkları bulunması nedeniyle bu sorunların Hindistan’ın statükocu dış politika mantığı bağlamında çözüm ve çatışma olmadan sürdürüldüğü görülmektedir. Söz konusu sorunların çeşitliliğine rağmen değinilen nedenlerden dolayı sadece Bangladeş’in Hindistan’a bağımlılığı bulunmamakta aynı zamanda Hindistan’ın da jeopolitik açıdan Bangladeş’e bağımlılığı bulunmaktadır. Bu durum gerginlik dönemlerinde ülkeleri karşı karşıya getirirken aynı zamanda ilişkilerin tamamen kopmamasının da önemli bir teminatıdır.

4. İLİŞKİLERİN TEMİNATI: JEOPOLİTİK BAĞIMLILIK ÖRNEĞİ

Eğer jeopolitiği coğrafi konum/durum olarak tanımlarsak bu durum Bangladeş-Hindistan ilişkilerinin anlaşılması açısından önemli olacaktır. Nitekim Bangladeş topraklarının yaklaşık   yaklaşık %90’ının Hindistan topraklarıyla çevrildiği görülürken geriye kalan kara sınırının %10’luk kısmı ise Myanmar sınırındadır. Sadece Hindistan ve Myanmar’a kara sınırı olan Bangladeş’in Bengal körfezine kıyısı vardır. Ancak Bengal Körfezi’nde Hindistan donanmasının bulunduğu göz önüne alındığında Bangladeş’in Hindistan’a karşı jeopolitik açıdan avantajlı durumda olmadığı görülmektedir.

Ancak sınırların çok girift olduğu bu bölgede jeopolitik kavramının da tek taraflı kullanıma elverişli olmadığı dikkatlerden kaçmamaktadır. Söylenenin aksine sadece Bangladeş’in konumu itibari ile Hindistan topraklarına bağımlı değil aynı zamanda Hindistan’ın da Bangladeş’e bağımlı olduğunu görülmektedir. Nitekim Hindistan’ın Kuzeydoğu eyaletlerini, Hindistan ana karasından ayıran Bangladeş toprakları, Hindistan’ın söz konusu eyaletlerle etkileşim kurması açısından hayati öneme sahiptir. Hindistan’ın bu eyaletlerle tek ulaşımı yani kara sınırı literatürde tavuk boynu[38] olarak da geçen Sikkim eyaleti geçidi olduğu görülmektedir. Ancak bölgenin coğrafi koşulları göz önüne alındığında oldukça dağlık olan bölgede Hindistan’ın diğer eyaletleri ile arasındaki erişimi zor ve sıkıntılı şekilde sağlamadığı ve bunun için Bangladeş topraklarını transit olarak kullanma ihtiyacı duyduğu görülmektedir.[39]

Aynı zamanda olası bir Çin saldırısına karşı Bangladeş topraklarının stratejik önemi daha da artmaktadır. Hindistan’ı diğer eyaletlerine bağlayan Sikkim eyaleti geçidinin ani bir saldırı ile ele geçirilmesi, Hindistan’ı lojistik destek sağlamak adına Bangladeş topraklarına mahkum etmektedir. Aynı durumun Bangladeş Pakistan ayrışmasında kullanıldığını gözen kaçırmamak gerekiyor. Nitekim olası bir Çin saldırısında Hindistan’ın Bangladeş topraklarını kullanarak -ki bu antlaşmaya göre 14 mildir- diğer bölgeleriyle ilişkisini devam ettirmesi daha da kolaylaşacaktır. Bu durum da Bangladeş topraklarının Hindistan açısından stratejik önemini daha rahat ortaya koymaktadır.[40]

Dolayısıyla Hindistan’ın yedi kız kardeş olarak da bilinen bu eyaletlere ulaşımında Bangladeş topraklarını transit olarak kullanmak zorundadır. Diğer bölgeleri ile olan ticareti ve ekonomik aktivitelerini devam ettirmesi için Bangladeş’e fiziki açıdan bağımlıdır. Bangladeş bunun için Hindistan’a 14 mil genişliğinde bir koridor sağlayarak ekonomik ve ticari alanlarda bazı fırsatlar elde etmeye çalışmakta ve bu durumu Hindistan’ın zayıf noktası olarak telakki edip fırsatçılık politikası yürütmektedir.[41]

1947 yılında İngilizler, Hint alt kıtasını terk ederken arkalarında aceleyle çizilmiş ve bugüne kadar devam eden sınır sorunları bırakmışlardır. Söz konusu sorunlardan biri de her iki ülkenin de diğerinin toprakları içerisinde belli bölgelerinin bulunması meselesidir. Nitekim Hindistan’ın Bangladeş toprakları içinde irili-ufaklı yaklaşık 110 bölgesi yani ayrı toprak parçası bulunurken, Bangladeş’in ise sınır çizgisinin gerisinde kalan 51 bölgesi bulunmaktadır. Bangladeş Hindistan’ın diğer eyaletlerine ulaşımda sağladığı kolaylıklar karşılığında kendi bölgelerine ulaşmak adına Hindistan’dan koridorlar açmasını kabul ettirdiği görülmektedir. Her ne kadar Hindistan milliyetçileri tarafından halen eleştirilse de Hindistan–Bangladeş arasında zorunluluktan kaynaklanan bir bağımlılığın bulunduğu görülmektedir. Bu zorunluluğun taraflarca kazan-kazan stratejisine dönüştürüldüğü görülürken[42] aynı zamanda Hindistan’ın, Bangladeş’in en önemli dış politika ortaklarından biri olarak tercih edilmesinde önemli bir rol oynadığı belirtilmektedir.

5. HİNDİSTAN’IN DIŞ POLİTİKADA TERCİH EDİLEBİLİRLİĞİ

Hindistan ve Pakistan’la aynı medeniyeti, tarihi, coğrafya ve kültürel mirası paylaşan Bangladeş, bağımsızlığını kazandığından beri dış politikasında çeşitli nedenlerden dolayı 1971 yılına kadar bir parçası olduğu Pakistan’dan ziyade Hindistan ekseninde tercih ettiği görülmektedir. Hindistan’ın tercih edilebilirliği bağlamında Bangladeş’in dış politikasında; öncelikle 1947’den 1971’e kadar Pakistan tarafından sömürülme ya da iyi yönetilememe düşünce ve iddiası bulunmaktadır. Bunların yanı sıra; Hindistan’ın Bangladeş bağımsızlık savaşında belirleyici rol oynaması, Bangladeş’in, Hindistan-ABD ve Pakistan-Çin ittifaklarından hangisine yakın olduğu, Hindistan’ın Bangladeş malları için potansiyel pazar durumunda olması ve Bangladeş’in seküler bir portreye bürünme çabası gibi nedenlerden dolayı Pakistan’dan ziyade Hindistan’ın dış politika ortağı olarak tercih edildiği görülmektedir.

5.1. Hindistan’ın Bangladeş Bağımsızlık Savaşında Belirleyici Rol Oynaması

Bangladeş’in 1971 yılında bağımsızlığını kazanmasında Hindistan’ın önemli katkıları olmuştur. Gerek çatışmalardan kaçan milyonlarca mülteciye sınırlarını açması ve Bangladeşli direnişçilere siyasi ve askeri destek sağlaması gerekse savaşa doğrudan taraf olarak Bangladeş’in bağımsızlığını elde etmesinde kilit rol oynayan Hindistan, bu yolla bölge halkının teveccühünü kazanmıştır.  Savaşta yaklaşık üç bin beş yüzden fazla Hindistan askerinin hayatını kaybetmesi, Bangladeş cephesinde Hindistan’a karşı bir bağlılık duygusu uyandırmıştır.[43] Ayrıca savaşın sürdüğü dönem boyunca Sovyet Birliğinin verdiği destekler de Bangladeş’in Hindistan’ı güvenli bir liman olarak görmesinin önemli bir nedeni olarak kaşımıza çıkıyor. Nitekim o dönemde Batı Bloku’nun Güney Asya’daki temsilcisi konumunda olan Pakistan’ın aynı zamanda Çin ile yakın işbirliği, Bangladeş’i Sovyetler Birliği ile iyi ilişkiler içerisinde olan Hindistan’a yanaşmaya sevk ettiği söylenmektedir.[44]

5.2. Hindistan – ABD ve Pakistan-Çin ittifaklarının Bangladeş Dış Politikasında Belirleyiciliği

Soğuk Savaş yıllarında Pakistan, tercihini Batı Bloku’ndan yana kullanırken Hindistan ise Bağlantısızlık Hareketi ile iki tarafla da ilişkilerini sürdürme politikasını gütmüştür. Ancak Hindistan’ın Bağlantısızlık Hareketi’ne öncülük etmesi onun ABD ve SSCB arasında tarafsız bir politika yürüttüğü anlamına gelmemektedir. Bu dönemde Hindistan her ne kadar tarafsız gibi gözükmeye çalışmış olsa da büyük ölçüde sosyalist bloğa yakın durmuştur. Nitekim Soğuk Savaş yıllarında Hindistan savunma sanayisinin büyük çoğunluğu SSCB’den temin edildiği dikkate alındığında bu durumun gerçekliği de anlaşılmaktadır.[45]

Bu dönemde bağımsızlığını kazanan Bangladeş’in Hindistan’ın izlediği yolu takip etmesi onu Pakistan’dan uzaklaştırmış ve Sovyet Rusya’ya yakınlaştırmıştır. Ancak Bangladeş’in SSCB yanlısı bir politika gütmesi, Hindistan-ABD ilişkilerine bağlı olarak Soğuk Savaş sonrası değişiklik göstermiştir. SSCB’nin Afganistan’dan çekilmesi ve akabinde dağılması Batı Bloku zaferini beraberinde getirdiği gibi ABD’nin Pakistan’a olan ihtiyacını da azaltmıştır. Diğer taraftan güç kaybeden Rusya’ya bağımlılığını azaltmaya çalışan Hindistan’ın, dışa açılım politikası izleyerek başta ABD olmak üzere batı ülkeleri ile iyi ilişkiler geliştirmeye başladığı görülmektedir. Hindistan’ın bölgedeki potansiyelinin farkında olan ABD, Soğuk Savaş döneminde Hindistan’a yaptığı yardımları Soğuk Savaş sonrasında da devam ettirerek bölgedeki güç mücadelesini Hindistan üzerinden yürütmeye başlamıştır. Hindistan’ın ABD ile iyi ilişkiler içerisine girmesi beraberinde Bangladeş’in de ABD yanlısı bir politika izlemesine yol açmıştır. Her ne kadar bu durum doğrudan belirtilmese de ABD’in Soğuk Savaş ve sonrası dönemde Bangladeş’e yaptığı dış yardımlar da bu tercihte önemli bir rol oynamıştır.[46]

Diğer taraftan 2000 sonrasında tek kutuplu düzeni sarsacak şekilde büyüme kaydeden Çin, ABD’nin muhtemel bir rakibi haline gelmiştir. Bu durumda ABD’nin, Çin’i bölgede çevrelemek istediğinde -tıpkı SSCB zamanında olduğu gibi- bunu yine bölgedeki vekilleri aracılığıyla bunu yapmaya çalıştığı görülmektedir. Bu minvalde Hindistan ile yakın ilişkiler içerisinde olan Bangladeş, Çin’i karşısına almayacak şekilde ABD eksenine girmiştir. ABD ise her alanda işbirliğini arttırmaya çalıştığı Hindistan’ın yanı sıra Hindistan’ın bölge politikasına uygun davranıp Bangladeş ile de iyi ilişkiler geliştirerek ülkenin Çin’in eksenine girmesini engellemeye çalışmaktadır.[47]

Pakistan’a bakıldığında ise ülkenin, Soğuk Savaş’tan beri Çin ile olan ilişkilerini her alanda arttırdığı ve günümüzde taraflar arasındaki ilişkilerin tek taraflı bağımlılık seviyesine geldiği görülmektedir. Özellikle son dönemlerde ünlenen Çin Pakistan Ekonomik Koridoru, CPEC projesi ile Çin eksenine kapılan Pakistan’ın, Hindistan ekseninde bir dış politika geliştiren Bangladeş ile ilişkileri söylem ve değerler bazında kalmıştır. Ayrıca günümüzde başbakanlığı döneminde Şeyh Hasina, babası Mucibur Rahman döneminde olduğu gibi Pakistan’la yakın ilişkiler kurmaktan kaçınmış, Pakistan’ın Bangladeş’te siyasal etkinlik kurmasına da şiddetle karşı çıkmıştır.[48] Dolayısıyla mevcut konjonktürde Pakistan-Çin müttefikliğine karşı Hindistan-ABD eksenini tercih eden Bangladeş’in önümüzdeki seçimlerde Awami Ligi’nin kazanması durumunda bu politikasını yürütmekte kararlı olduğu görülmektedir.

5.3. Hindistan’ın Bangladeş Malları için Potansiyel Pazar Durumunda Olması

Hindistan, paylaştığı uzun kara sınırı, son yılların dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinden biri olması ve Bangladeş için mallarını satabilecek büyük tüketici pazarı olması ile büyük bir fırsat, ideal bir komşu anlamına gelmektedir. Hindistan’ın Bangladeş malları için büyük bir pazar konumunda olması, ilişkilerindeki önemli belirleyicilerden biridir. Özellikle 1971 yılında bağımsızlığını kazandığında Pakistan ile dibe vuran ilişkiler, Bangladeş’in en büyük komşusu ve hazır bir pazar konumunda olan Hindistan ile ekonomik ilişkiler geliştirmesine yol açmıştır. Son yılların en hızlı büyüyen ekonomilerinden biri olan Hindistan’ın aynı zamanda 1,3 milyardan fazla nüfusuyla büyük bir tüketici pazarı olması Bangladeş için mallarını satabilecek ve her türlü ihtiyacını tedarik edebilecek büyük bir pazar olarak görülmesine neden olmuştur.[49]

Diğer taraftan Pakistan’a bakıldığında 1971 yılından sonra kopan bağlar, ilişkilerin uzun bir süre sınırlı-politik düzeyde kalmasına neden olmuştur. Pakistan’ın coğrafi bakımdan Bangladeş’ten uzak olması ve aralarında Pakistan ile mütemadiyen çatışma halinde olan Hindistan’ın yer alması, taraflar arasında ekonomik ilişkilerin ilerletilmesinde bir engel olarak görülmektedir.

Ayrıca Hindistan, bağımsızlığından beri Bangladeş’in en büyük dış yardım tedarikçilerinden biri konumundadır. Bağımsızlığından beri Hindistan, Bangladeş’in ortak dini değerleri paylaştığı Pakistan eksenine kaymaması için gerek dış yardımlarla gerekse alt yapıdan askeri alana kadar sağladığı kredilerle Bangladeş’i kontrol altında tutmaya çalışmaktadır. Bu durum uzun vadede Hindistan tarafından borç diplomasi politikasına dönüştürülmüştür. Ancak Hindistan, Bangladeş’e verdiği kredilerle ilişkilerin asimetrik bir düzeyde gelişmesini sağlamasının yanı sıra Bangladeş’in bu krediler sayesinde ekonomik sorunlarını sınırlı düzeyde de olsa gidermeye çalıştığı görülmektedir.[50]

5.4. Bangladeş’in Seküler Bir Portreye Bürünme Çabası

Bağımsızlığından bugüne Bangladeş’te siyaseti şekillendiren iki ana akımım bulunduğu görülmektedir. İlki, günümüzde Başbakan Şeyh Hasina’nın liderliğini yürüttüğü Büyük Koalisyon’dur. Büyük koalisyon’un en önemli ortağı ise Bangladeş bağımsızlık mücadelesinin yürütücü partisi, Mucibur Rahman’ın partisi Awami Ligi’dir. Günümüzde başbakanlık görevini yürüten Hasina Vecid, Mucibur Rahman’ın kızı olmanın yanı sıra 1981 yılından beri Awami Ligi’nin de başkanlığını yürütmektedir. Awami Ligi’nin önderliğini yaptığı koalisyonun en önemli birleştirici unsurlarına bakıldığında; Bengal milliyetçiliği, sekülerizm ve sosyalizm’e dayalı ekonomik modeli gibi unsurların ön plana çıktığı görülmektedir.[51] Genel çerçevede ele alındığında ise Şeyh Hasina Vecid’in liderliğini yürüttüğü bu koalisyonun temel motivasyonu radikal-siyasal İslam’ı reddetmesi ve Bengal milliyetçiliğine dayanan ancak diğer dini azınlıkların haklarını koruduklarını öne süren seküler Bangladeş fikri olduğu belirtilmektedir.[52] Dolayısıyla gerek 1947-1971 arası dönemde Pakistan tarafından iyi yönetilmeme gerekse Pakistan’ın sözde radikal İslami gruplara ve fikirler ev sahipliği yaptığı düşüncesi, özellikle 11 Eylül saldırıları sonrası seküler ve ılımlı bir İslam ülkesi olarak görünmeye çalışan Bangladeş’in dış politikasında Pakistan’ı Hindistan’a nazaran göz ardı etmesinde önemli bir rol oynamaktadır.[53]

Büyük Koalisyon’un karşısında bulunan ve Bangladeş’in ana muhalefeti konumunda olan 18 Parti Koalisyonu ise Pakistan’a sahip olduğu değerlerden dolayı dış politikada öncelik verilmesi gerektiğini savunmaktadır. Liderliğini Bangladeş Milliyetçi Partisi’nin (BNP) yürüttüğü koalisyonun benimsediği milliyetçilik, etnik olarak Bengal milliyetçiliği değil İslam’ı dışlamayan, İslam ortalığına dayalı yapıda bir milliyetçilik olduğu görülmektedir.[54] Dolayısıyla en son 2001-2006 döneminde iktidarda bulunan BNP’in temel siyasasında Bangladeş’in Pakistan’a yakınlaştırılması ve dış politikasında Pakistan ile benzer politikalar çerçevesinde hareket etmesi gerektiği görüşü mevcuttur. Nitekim Hindistan’a karşı Pakistan-Bangladeş ittifakının gerekli olduğunu belirten BNP gibi Cemaati İslami Partisi de şeriat kuralları altında Bangladeş ve Pakistan’ın ortak bir politika yürütmesi taraftarıdır. Cemaati İslami’nin Bangladeş’in Pakistan’dan ayrılmasına karşı çıktığı ve bağımsızlıktan sonra bir süre faaliyetlerinin yasaklandığı dikkate alındığında[55], partinin içinde bulunduğu 18 partili koalisyonun Hindistan ile çok boyutlu işbirliğine karşı çıkması anlamına geldiği düşünülmektedir.[56]

Siyasal İslam karşıtlığıyla bilinen Bangladeş’in kurucu lideri Mucibur Rahman’ın kızı Şey Hasina liderliğindeki Büyük Koalisyon, Bangladeş içerisindeki Cemaati İslami gibi İslamcı gruplara karşı çıkmakla birlikte Pakistan’ın ülkedeki siyasal etkinliğine de karşı çıkmaktadır. Dolayısıyla ülkedeki dini Bengal milliyetçi grupları dahi Pakistan işbirlikçisi olarak nitelemekten geri kalmayan koalisyon, kendisini ülkede azınlık konumunda olan Hindu’ların koruyucusu olarak gösterip her alanda Hindistan’a yakınlaşma politikası gütmektedir. Mevcut konjonktürde iktidarını devam ettirmesi durumunda Şeyh Hasina’ın dış politikada Hindistan’ı tercih edeceği beklenmektedir. Seküler ve ılımlı Bangladeş portresi çizerek dış politikada Hindistan – ABD İttifakına yanaşan Şeyh Hasina’nın Pakistan’ı terör örgütlerine ev sahipliği yapan radikal İslamcılığın kök bulduğu bir ülke olarak görmektedir.

  1. Sonuç

Sonuç itibari ile Hindistan-Bangladeş ilişkilerinin iki ülkenin bağımsızlıklarından çok öncesine dayandığı ve taraflar arasındaki ikili ilişkilerin günümüze kadar dalgalı bir şekilde devam ettiği anlaşılmaktadır. 1971 yılında Bangladeş’in bağımsızlığını kazanmasında kilit rol oynayan Hindistan’ın o tarihten beri ülkeyi Pakistan – Çin eksenine kaydırmamak için çok yönlü bir bölge gücü politikası yürüttüğü ayrı bir gerçektir. 1972 yılında taraflar arasında imzalanan 25 yıllık dostluk ve işbirliği anlaşması ile Bangladeş’teki konumunu uzun vadede garantilemek isteyen Hindistan’ı Bangladeş’i kontrol altında tutarak Doğuya Bakış politikasına işlerlik kazandırmaya çalışmakta. Hindistan, Bangladeşliler nezdinde bağımsızlığın en büyük destekçisi olarak görülse de Hindistan ve Bangladeş ilişkilerinin günümüze kadar ülkelerdeki iktidar partileri tarafından şekillendiği ve inişli-çıkışlı bir seyirde gün yüzüne çıkan bazı sorunlarla bugüne kadar yürütüldüğü anlaşılmaktadır. Bağımsızlık partisi olarak da görülen Awami Lig’in önderliğini yürüten Hasina Vecid Hindistan yanlısı bir dış politika yürütürken kendisini ülkedeki azınlıkların temsilcisi olarak da görmektedir. Ancak aralarında BNP ve Cemaati İslami partisinin de bulunduğu koalisyonunun Hindistan’dan dost olmayacağını ve Pakistan ekseninde bir dış politika yürütülmesi gerektiğini savunmaktadır.

1971 yılından beri Bangladeş – Hindistan ilişkilerinin seyrini belirleyen etkenin özellikle Bangladeş’te iktidarda olan partinin ideolojisi olduğu görülmektedir. BNP’nin iktidarda olduğu dönemlerde özellikle Hindistan tarafından gerçekleştirilen nükleer denemeler başta olmak üzere Hindistan’ın hırslı bir şekilde silahlanmasından rahatsızlık duyduğunu belirten Bangladeş’in, sınır aşan sular, sınır çizgisi ve ticarette büyük açık vermesi konularında da Hindistan ile anlaşmazlık içerisinde olduğu gözlenmektedir.

Aralarında asimetrik bir ilişki olmasına rağmen ikili ilişkilerde jeopolitik açıdan karşılıklı bir bağımlılığın söz konusu olduğu belirtilmektedir. Bangladeş’in karadan üç taraftan Hindistan topraklarınca çevrildiği gerçeğinin yanı sıra kıyısı bulunduğu Bengal Körfezi’nde de donanması bulunan Hindistan’a jeopolitik açıdan bağımlı olduğu görülmektedir. Diğer taraftan Hindistan’ın Kuzeydoğu eyaletleri ile anakarasını bölen Bangladeş topraklarının da Hindistan’ın bölgedeki ekonomik faaliyetleri için önemli bağımlılık unsuru olduğu ön plana çıkmaktadır. Elde ettiği mali destekler neticesinde Hindistan’a bir koridor ile transit hakkı tanıyan Bangladeş’in söz konusu bu ayrıcalığı dönem dönem pazarlık konusu haline getirerek iki ülke arasındaki tartışmalı konuları sürekli gündemde tutması ikili ilişkilerin efendi-dost metaforu kapsamında inişli çıkışlı haline devam edeceği yönündeki kanaatleri pekiştirmektedir.

 

Aydın GÜVEN

KAYNAKÇA

Ahmed, Zahid S. and Zahoor, Musharaf (2019).  Bangladesh-Pakistan relations: hostage to a traumatic past, Commonwealth & Comparative Politics, DOI: 10.1080/14662043.2019.1575032.

Ali, Syed Muazzem (2018). The Current and Future State of India–Bangladesh Relations, Strategic Analysis, 42 (5), pp:529-537.

Amin, Shahid M.. Pakistans Foreign Policy a Reappraisal. Karachi: Oxford University Press, 2010.

Andrio, Drong,  (2016). India’s Role In The Emergence Of Bangladesh: As An Independent State, Vestnik RUDN. International relations, 16 (4), pp:736-744

Ankit Panda (2013). Geography’s Curse: India’s Vulnerable ‘Chicken’s Neck’, The Diplomat, (2013), https://thediplomat.com/2013/11/geographys-curse-indias-vulnerable-chickens-neck/, Erişim T: 25.04.2020.

Balaji, Madhumita Srivastava (2019). India- Bangladesh Relations: An Enduring Economic Partnership, Vivekananda International Foundation, Occasional Paper.

Bangladesh and India: Agreement on sharing of the Ganges waters at Farakka and on augmenting its flows (with schedule). Signed at Dacca on 5 November 1977, https://treaties.un.org/doc/Publication/UNTS/Volume%201066/volume-1066-I-16210-English.pdf,  Erişim T: 10.04.2020.

Bayur, Y. Hikmet, Hindistan Tarihi, C. 1 ve 3, TTK, Ankara, 1987.

Datta, Sreeradha (2019). India-Bangladesh Relations In A Changing World, UNISCI Journal, No: 49, pp:191-208.

David Ludden, (2011). “The Politics of Independence in Bangladesh.” Economic and Political Weekly, 46 (35),79-85.

Dutta, Piyali (2010). India-Bangladesh Relations: Issues, Problems and Recent Developments, IPCS Special Report,97, Institute of Peace and Conflict Studies. New Delhi.

Islam, Anisul M. (2017). “Bangladesh-India Trade: Some Preliminary Results”, Athens: ATINER’S Conference Paper Series, No: AGR2017-2314, s. 9-10.

Islam, S.M Rabiul, Kabir, Md. Rezwanul, Akter, Shoara (2018). Bangladesh India Relations and Look East Policy of Bangladesh to China, Journal of Research in Humanities and Social Scienc, 6 (4). pp.: 48-53

Islam, Shariful, (2018). Bangladesh-US Relations In The Post 9/11 Era: Economic And Geo-Strategic Dimensions, South Asia Journal ,Special Issue, pp: 77-85

Jahan, Rounaq, Political Parties In Bangladesh, CPD-CMI Working Paper, 8, Dhaka. 2014. s.10-12.

Jones, Reece (2009). Sovereignty and statelessness in the border enclaves of India and Bangladesh, Political Geography 28, pp:373–381

Karim, Mohd Aminul, (2009). Bangladesh-India Relations: Some Recent Trends, ISAS Working Paper, No. 96.

Kashem, Abul and Islam, Shariful (2016). Narendra Modi’s Bangladesh Policy and India–Bangladesh Relations: Challenges and Possible Policy Responses, India Quarterly, 72 (3)  pp:250–267.

Kumar, Upendra (2017). Religion and Politics: A Study of Bangladesh Jamaat-e- Islami, Asian Journal of Research in Social Sciences and Humanities, 7 (5), pp. 146-165.

Long, Roger D. A History of Pakistan. Karachi: Oxford University Press, 2015.

Mahmood, Amna and Farooq, Sadaf (2015). Bangladesh-Pakistan Relations: A Hostage to History, American International Journal of Contemporary Research, 5 (2), pp:66-77.

Majumdar, Anindya Jyoti (2014). Making Sense of India-Bangladesh Relations, India Quarterly,  70 (4), pp. 327-340.

Mannan, Abdul, (2018). Islam’s role in Bangladesh–Pakistan Alignment against India under the BNP’s Rule. India Quarterly: A Journal of International Affairs, 74(2), 138–159.

Mohinder Pal Singh (2019). What if China wrings India’s ‘Chicken’s Neck’ – the Siliguri corridor? Here are some countermeasures, https://timesofindia.indiatimes.com/blogs/toi-edit-page/what-if-china-wrings-indias-chickens-neck-the-siliguri-corridor-here-are-some-countermeasures/, Erişim T. 25.04.2020.

Ogden, Chris, Hindistan Dış Politikası, Çev. Aslan Yavuz Şir, İyi Düşün Yayınları, İstanbul: 2016

Owen, John E. (1972), The Emergence Of Bangladesh. Current History. 63 (11), pp: 206-233.

Thorp, John P., (1987), Sheikh Mujibur Rahman: A Cyclone and the Emergence of Bangladesh, South Asia Research, 7 (2), pp:143-167.

Treaty Of Peace And Frıendship Between The Government Of India And The Government Of The People’s Republic Of Bangladesh, March 19, 1972, https://www.mea.gov.in/bilateral-documents.htm?dtl/5621/Treaty+of+Peace+and+Friendship, Erişim T: 10.04.2020.

Veena, Sikri, (2009). India-Bangladesh Relations : The Way Ahead, India Quarterly: A Journal of International Affairs, 65 (2), pp:153-165.

Zaglul Haider (2009). A Revisit to the Indian Role in the Bangladesh Liberation War, Journal of Asian and African Studies, 44 (5), pp. 537-551.

 

 

[1] Y. Hikmet Bayur, Hindistan Tarihi, C. 3, TTK, Ankara, 1987, s. 469-471.

[2] Y. Hikmet Bayur, a.g.e., 657-658.

[3] John P. Thorp, (1987), Sheikh Mujibur Rahman: A Cyclone and the Emergence of Bangladesh, South Asia Research, 7 (2), pp:144-146.

[4] John P. Thorp, a.g.m., 144-146. ve Drong Andrio,  (2016). India’s Role In The Emergence Of Bangladesh: As An Independent State, Vestnik RUDN. International relations, 16 (4), s.737.

[5] Bazı kaynaklara göre bu sayı 168’dir. Bkz: John E. Owen. (1972), The Emergence Of Bangladesh. Current History. 63 (11), s.209.

[6]  Roger D. Long  (2015).  A History of Pakstan, Karachi: Oxford University Press, s.521-522. ve 736-737.

[7] Shahid M. Amin (2010). Pakistans Foreign Policy a Reappraisal. Karachi: Oxford University Press, s.63.

[8] Amna Mahmood, and Sadaf Farooq, (2015). Bangladesh-Pakistan Relations: A Hostage to History, American International Journal of Contemporary Research, 5 (2), s.68 ve Davıd Ludden, (2011). “The Politics of Independence in Bangladesh.” Economic and Political Weekly, 46 (35),81-82. ve Drong Andrio, a.g.m., s.737.

[9] Drong Andrio, a.g.m., s.737 ve John P. Thorp, a.g.m., 144-146.

[10] Zaglul Haider (2009). A Revisit to the Indian Role in the Bangladesh Liberation War, Journal of Asian and African Studies, 44 (537), pp. 539-540.

[11] Shahid M. Amin, a.g.e., s. 67.

[12] Zaglul Haider, a.g.m., s.539.

[13] Drong Andrio, a.g.m., s .738-742.

[14] Amna Mahmood, and Sadaf Farooq, a.g.m., s.68. ve Drong Andrio, a.g.m., s .737-738.

[15] Drong Andrio, a.g.m., s .739-743.

[16] Mohd Aminul Karim, (2009). Bangladesh-India Relations: Some Recent Trends, ISAS Working Paper, No. 96.

[17] Piyali Dutta (2010). India-Bangladesh Relations: Issues, Problems and Recent Developments, IPCS Special Report, 97, Institute of Peace and Conflict Studies. New Delhi. s.4-5.

[18] Treaty Of Peace And Frıendship Between The Government Of India And The Government Of The People’s Republic Of Bangladesh, March 19, 1972, https://www.mea.gov.in/bilateral-documents.htm?dtl/5621/Treaty+of+Peace+and+Friendship, Erişim T: 10.04.2020.

[19] Bu antlaşmanın Hindistan tarafından yapılmasının yani Hindistan’ın olaya yanaşmasının nedeni 1971 yılında imzalanan ve 1996 yılında sona eren, Hindistan’ın Bangladeş’teki hakim konumunu garantileyen dostluk ve barış antlaşmasıdır. Hindistan 1997 yılında bitecek olan anlaşmayı tekrar 25 yıllığına uzatarak Bangladeş’i kontrol altında tutmak isterken Bangladeş ise anlaşmanın yenilenmesine yanaşmamıştır.

[20] Bangladesh and India: Agreement on sharing of the Ganges waters at Farakka and on augmenting its flows (with schedule). Signed at Dacca on 5 November 1977, https://treaties.un.org/doc/Publication/UNTS/Volume%201066/volume-1066-I-16210-English.pdf, Erişim T: 10.04.2020.

[21] Sreeradha Datta (2019). India-Bangladesh Relations In A Changing World, UNISCI Journal, No: 49, s.203-204. ve Mohd Aminul Karim, a.g.m.

[22] S.M Rabiul Islam, et al. (2018). Bangladesh India Relations and Look East Policy of Bangladesh to China, Journal of Research in Humanities and Social Scienc, 6 (4), s.49-50.

[23] Piyali Dutta, a.g.e., s.4-6.

[24] S.M Rabiul Islam, et al., s.50.

[25] Piyali Dutta, a.g.e., s.6-7.

[26] Mohd Aminul Karim, a.g.m.

[27] Mohd Aminul Karim, a.g.m.

[28] S.M Rabiul Islam, et al., s.50-51.

[29] Sikri Veena, (2009). India-Bangladesh Relations : The Way Ahead, India Quarterly: A Journal of International Affairs, 65 (2), s.159-161.

[30] Abul Kashem and Shariful Islam (2016). Narendra Modi’s Bangladesh Policy and India–Bangladesh Relations: Challenges and Possible Policy Responses, India Quarterly, 72 (3), s.252.

[31] Sreeradha Datta, a.g.m., 198.

[32] Anindya Jyoti Majumdar, a.g.m., s.330.

[33] Sikri Veena, a.g.m., s. 155-157.

[34] Mohd Aminul Karim, a.g.m.

[35] Syed Muazzem Ali (2018). The Current and Future State of India–Bangladesh Relations, Strategic Analysis, 42 (5), s.531-532.

[36] Sikri Veena, a.g.m., s. 162.

[37] Mohd Aminul Karim, a.g.m.

[38] Bkz: Ankit Panda (2013). Geography’s Curse: India’s Vulnerable ‘Chicken’s Neck’, The Diplomat, (2013), https://thediplomat.com/2013/11/geographys-curse-indias-vulnerable-chickens-neck/, Erişim T: 25.04.2020.

[39] Anindya J. Majumdar (2014). Making Sense of India-Bangladesh Relations, India Quarterly, 70 (4), s.329-330.

[40] Mohinder Pal Singh (2019). What if China wrings India’s ‘Chicken’s Neck’ – the Siliguri corridor? Here are some countermeasures, https://timesofindia.indiatimes.com/blogs/toi-edit-page/what-if-china-wrings-indias-chickens-neck-the-siliguri-corridor-here-are-some-countermeasures/, Erişim T. 25.04.2020.

[41] Anindya J. Majumdar, a.g.m., s.330.

[42] Reece Jones (2009). Sovereignty and statelessness in the border enclaves of India and Bangladesh, Political Geography 28, pp:373–381.

[43] Drong Andrio, a.g.m., s.736-737.

[44] Drong Andrio, a.g.m., s.740-742.

[45] Chris Ogden, Hindistan Dış Politikası, Çev. Aslan Yavuz Şir, İstanbul, İyi Düşün Yayınları, 2016, s.189-192..

[46] Shariful Islam (2018).  Bangladesh-US Relations In The Post 9/11 Era: Economic And Geo-Strategic Dimensions, South Asia Journal ,Special Issue, s.78.

[47] Shariful Islam, a.g.m., s.82-83.

[48] Zahid S. Ahmed and Musharaf Zahoor (2019).   Bangladesh-Pakistan relations: hostage to a traumatic past, Commonwealth & Comparative Politics, DOI: 10.1080/14662043.2019.1575032.

[49] Anisul M. Islam, (2017). “Bangladesh-India Trade: Some Preliminary Results”, Athens: ATINER’S Conference Paper Series, No: AGR2017-2314, s. 9-10.

[50]  Madhumita Srivastava Balaji, a.g.m., s.4-8.

[51] Rounaq Jahan, Political Parties In Bangladesh, CPD-CMI Working Paper, 8, Dhaka. 2014. s.10-12.

[52] Abdul Mannan, (2018). Islam’s role in Bangladesh–Pakistan Alignment against India under the BNP’s Rule. India Quarterly: A Journal of International Affairs, 74 (2), s.142-144.

[53] Zahid S. Ahmed and Musharaf Zahoor, a.g.m.

[54] Rounaq Jahan, a.g.e., s.12-13.

[55] Upendra Kumar (2017). Religion and Politics: A Study of Bangladesh Jamaat-e- Islami, Asian Journal of Research in Social Sciences and Humanities, 7 (5), pp. 148-149.

[56] Abdul Mannan, a.g.m., 144-149.

About Author

Güney Asya (Indian Subcontinent Studies) aydinguvenmdnyt@gmail.com

Leave A Reply