ÇAĞA İZ BIRAKAN ÖNDERLER MUHAMMED İKBAL / MUHAMMED HAN KAYANİ

0

Muhammed İkbal’i öne çıkan özellikleriyle ayrıntıya girmeden tanımaya başlamak isteyenler için bu kitap tam bir başlangıç kitabı. Bu yüzden kitap araştırmalarım sonucunda ben de Muhammed İkbal’i tanımaya bu kitapla başlamayı tercih ettim.

Kitap üç ana bölümden oluşuyor. Kısa bir önsöz ve şiirlerinden örnekler içeren bir girişin ardından karşımıza İkbal’in felsefi düşüncesi adlı birinci bölüm çıkıyor. Fakat bu bölüm+de kendi içinde iki ayrı bölümden oluşuyor. İlk bölümde İkbal’in Dini düşüncenin yeniden yapılanması adlı kitabını anlatmakla beraber kitaptan iktibaslar bulunuyor. Bu alıntılarla İkbal’in modern bilim, din ve felsefe hakkındaki görüşleri aktarılmaya çalışılmış. İkbal’in felsefe ve din arasındaki farkı belirgin bir şekilde ayırdığı belirtilerek, insanların bunları okuduğunda İkbal’in felsefe ve bilimi hor gördüğünü ve reddettiğini düşünebilecekleri konusunda uyarıyor. Buradan İkbal’in yer yer kesin çıkışları ve teorileri olduğunu anlasak da İkbal’i anlamanın yolunun şiirlerinden geçtiğini ve bir bütün olarak yazılarını gözden geçirmemiz gerektiğini anlıyoruz. Bu bölümde bahsettiğimiz kavramlar dışında yer ve mekân, psikoloji gibi birkaç kavram üzerine de söyledikleri iktibas edilmiş. Ayrıca bu kavramlardan bahsettiği şiirleri de örnekler olarak verilmiş. Bu İkbal’in adı geçen kitabından iktibaslarla felsefi görüşünün ortaya konduğu bölümde İkbal’in felsefi bakış açısına dair ayrıntılı bilgiler alamasak da temel bilgileri edinebiliyoruz.

Birinci bölümün ikinci başlığı olan İkbal’in İnsan-ı Kâmil Felsefesinde ise genel bir giriş yapıyor. Burada yazar, İkbal’in benlik felsefesini ifade etmek için anadili olan Urducadansa Farsçayı daha uygun gördüğünü, Esrâr-ı Hudî isimli eserini Farsça sunduğunu söylüyor. Aynı zamanda İkbal’in benlik felsefesinden kastının insan-ı kâmil olduğunu da anlıyoruz. Bu bölümde İkbal’in Kur’an’da bahsi geçen insanın yeryüzünde halifeliği konusuna değinilmiş. Muhyiddin İbn-i Arabi, Abdülkerim Cîlî gibi insan-ı kâmil üzerinde durmuş fakat vahdet-i vucûd düşüncesine girmeden İslam ve Kur’an’ı Kerim’e uygun olarak bu felsefeyi ortaya koymaya çalıştığı söylenmiş. Bunların ardından verdiği örnek şiirleri ve benlik felsefesi adında ara bir bölüm açılmış. Burada ise İkbal’in benlik felsefesinden bahsettiği Esrâr-ı Hudî eserinden iktibas edilerek, benlik terbiyesinin üç aşaması -yalnızca şiirleri aracılığıyla olsa da- açıklanmış. Bu konuda bu bölümün amacı doğrultusunda yetersiz olduğunu söyleyebiliriz.

İkinci ana bölüm, İkbal’in siyasi düşüncesi. Bu bölümde ve kitabın başlarında da bahsedilen İkbal’in Pakistan bağımsızlığını kapsayan milliyetçi düşüncesinin ardından asıl olması gerekenin inanç doğrultusunda İslam aleminin birliğini savunduğunu ve çalışmalarını bu amaca çevirdiğini görüyoruz. İkbal’in, Müslüman bir kimsenin bir siyasi duruşunun olması gerektiği fikrinde olduğunu ve  Müslüman beldelerin, kutsal toprakların siyasetlerinin yakından takip edilmesi gerekliliğine de önem verdiğini anlıyoruz. Ayrıca bu bölümde bir başlık altında İkbal’in Filistin meselesi hakkındaki düşünceleri de ele alınmıştır.

Kitabın son bölümünde Muhammed İkbal’in şiirlerinden seçmeler var. Genel olarak kitap başta da dediğim gibi yüzeysel bir başlangıç kitabı gibi. Elimize aldığımızda içinde verilen başlıklara dair ayrıntılı bilgi edinmek yerine bir sayfanın kenarına başlıklar atıp, kitapta iktibas edilen kitaplarla bu başlıkları derinleştirmek gerekir diye düşünüyorum.

Alime Büşra İnce

About Author

Leave A Reply