İlim ve Medeniyet

BUHURİZADE MUSTAFA ITRİ EFENDİ

Türk Müziği Tarihinin en önemli isimlerinden biri olan Buhurizade Mustafa Itri Efendi, İstanbul’da Mevlanakapı yakınlarındaki Yayla semtinde doğdu. Kaynaklarda doğum tarihi, ailesi ve öğrenimi konusunda bilgi bulunmamaktadır. Rauf Yekta Bey Itri’nin 1640 yılında[1], Suphi Ezgi ise Ameli Nazari Türk Musikisi adlı eserinde 1630 yılında doğmuş olabileceğini ifade etmiştir.

itri
Itri

Esas adı Mustafa olan Itri’nin, bahçe işleri ile meşgul olmaktan büyük zevk aldığı ve döneminde “Mustafabey armudu” olarak bilinen bir armut türünün tarafından yetiştirildiği kabul edilir. Bahçe ve çiçek işlerine olan merakından ötürü kendisine ıtırdan gelen Itri mahlasının verildiği rivayet edilmektedir.

Itri, sanatkârlığı ile döneminin padişahı Sultan IV. Mehmet ve Kırım Hanı I. Selim Giray (1634-1704) tarafından saygı ve itibar görmüştür. Bu dönemlerde kendi isteği ile ”esirciler kethüdalığı” yapmıştır.  Itri’nin bu görevi, esirlerin getirildikleri ülkelerin musikileri hakkında bilgi sahibi olmak ve güzel sesli gençleri tespit ederek onları musiki sahasına yetiştirmek amacıyla istemiş olabileceği rivayet edilir.

Şiirlerinde Itri mahlasını kullanan Buhurizade Mustafa Efendi’nin şiirlerinde çağdaşı olan şair Urfalı Yusuf Nabi’nin etkisi olduğu söylenmektedir. Itri’nin bir divanının varlığı bazı eserlerde geçse de bu divan günümüze ulaşmamıştır.  Aynı zamanda ünlü talik hattı üstatlarından Siyahi Ahmed Efendi’den ders almış bir hattat olduğunu eklemekte fayda var.

Bestekarlığı

Buhurizade Mustafa Efendi’nin musikişinas olarak ele alındığında en önemli özelliği bestekâr yanıdır. Döneminin önemli musikişinaslarından olan Nasrullah Efendi, Derviş Küçük İmam Mehmed Efendi, Kasımpaşalı Koca Osman ve Hafız Post gibi üstatlardan faydalanmıştır. Cami Ahmed Dede (ö. 1667)’nin şeyhliği zamanında pazartesi ve Perşembe günleri Yenikapı Mevlevihanesine giderek ayinleri takip ettiği, mevlevihaneye gelen üstatlardan faydalandığı, bir süre sonra Mevleviyye tarikatına insitsab ettiğini de Rauf Yekta Bey’in ifadelerinde rastlanmaktadır. [2]

Buhurizade Mustafa Efendi, Türk müziğinin hemen her formunda besteler yapmış; Şehri, Nabi, Fuzuli, Yahya Nazım şiirlerini ve zaman zaman da kendi güftelerini bestelemiştir. Aynı zamanda sarayda padişah IV. Mehmed huzurunda yapılan fasıllarda eserler okuyarak hanende yanını da ortaya koymuştur.

Din musikisi ve klasik musikide besteler yapmıştır. Din musikisinin cami ve tekke musikilerinde örnekler vermiştir. İslam coğrafyasının dört bir yanında okunan segâh tekbir ve segâh salat-ı ümmiye cami musikisi formunda bestelediği önemli örneklerdendir. Bestelediği Mevlevi ayinleri de tekke musikisi formu için örnek gösterilebilir.

Cami Musikisine dair eserleri:

  • Segâh Tekbir
  • Segâh Salat-ı Ümmiye
  • Dilkeşhaveran Sala
  • Maye Cuma Salatı
  • Pençgâh Tevşih, “No’la tacım gibi başımda götürsem daim”
  • Rast Tevşih, “Çün doğup tuttu cihan”
  • Nühüft Tevşih, “Sayesi düşmez yere bir böyle nahl-i tursun”
  • Rehavi-Rast Tevşih/Fahte, “İlahî Mefâtihü’l Hûdâ oldu hilâlin ya Resulallah”

Tekke Musikisine dair eserleri:

  • Rast Na’t-i Şerif (Na’t-i Mevlana)
  • Segah Âyin-i Şerif

Klasik Türk musikisindeki kâr formunun örnekleri arasında yer alan ve ünlü İranlı şair Hafız’ın “Gülbün-i iyş mîdemed sâkî-i Gülizar kû?” mısraıyla başlayan gazeline yaptığı neva makamındaki beste onun bestekâr yanının kuvvetini gözler önüne sermektedir. Neva makamındaki bu beste Nevakâr olarak da bilinmektedir.

Klasik musikide küçük formlarda yaptığı besteler maalesef günümüze ulaşmamıştır. Şeyhülislam Esad Efendi’nin belirttiğine göre bini aşkın beste yapmıştır. Ancak birçoğu günümüze ulaşmamıştır.

1711 yahut 1712 yılında İstanbul’da vefat etmiştir. Yenikapı Mevlevihanesi civarında ya da Edirnekapı dışındaki Mustafapaşa dergahı karşısına defnedildiği rivayet edilmektedir.

 

Nevâ Kâr – Buhurizade Mustafa Itri Efendi

 

[1] “Itri”, Türk Müziği Klasiklerinden Mevlevi Ayinleri, İstanbul 1934, c. 7, s. 7.

[2] Mevlevi Ayinleri, İstanbul 1934, c. 7, s.7

Exit mobile version