ÜLKEMİN GENÇLERİNE BİR MESAJIM VAR

3

Ülkemin Gençlerine Bir Mesajım Var

Bu yazımı Ahıskalı arkadaşım İslam Şükürov’a ithaf ediyorum.

Değerli gençler bu yazımı sizlere yazmak istiyorum. Aslında tüm yazılarım ülkemin insanları içindir. Benim için öncelik onlardır. Yazıma nereden başlayacağımı bilmiyorum. Yazmak istediğim şeyler kafamda belli olsa da nasıl ve nereden başlayacağım konusunda kararsızım.

Sevgili gençler biliyorum ki rahata alıştınız. Çoğunuz hayattan büyük beklentileri olan ama bu beklentiler için bir şeyler yapmaya hazır olmayan insanlar gurubundansınız. Lakin bilmeniz lazım ki biz kaybetmiş bir Medeniyetin çocuklarıyız. Daha nereye kadar içinde bulunduğumuz ve söz sahibi olamadığımız durumlara katlanacağız. Sorumluluk ve vicdanımız daha nereye kadar sessiz kalacak. Bizler bir Amerika değiliz boşa sıkacak bir kurşunumuz bile yok. Ekonomimiz ortada, devletimizin gücü ortada. Buna rağmen bazı şeyleri değiştirmek büyük insan olarak yetişmek bizim elimizde. Türkiye’nin ve dünyanın fırsatları sizleri bekliyor.

Sevgili gençler biliyorum canınız sıkılıyor. Ders çalışmak istemiyor ve işinizi yapmak da istemiyorsunuz. Vaktinizi eğlence ile oyunla geçirmek cazip geliyor. Ama birileri bu duruma dur demeli. Yoksa elimizdeki nimetleri ve daha fazlasını kaybedebiliriz. Askerlerimiz bizim için canlarını verirken geride bizleri bırakıyorlar. Bizler de onlar canını veriyorsa vakitlerimizi, yıllarımızı vermemiz lazım. Eğer biz yatmaya devam edersek bilelim ki daha çok şehit veririz ve kaybedenlerden oluruz. Rabbimin şaşmaz bir kuralı var gençler ilmi isteyene veriyor ama zenginliği ise istediğine veriyor. Yine bir şaşmaz kuralı daha var bana yürüyerek gelene koşarak giderim diyor. Eğer biz ona yürüyerek gidersek o da bize koşarak gelecek.

Sevgili gençler büyüklerimiz bizden memnun değiller. Eldeki malzeme bu diyorlar. Büyüklerimizin bu algısını değiştirmek bizim elimizde. Razı olan ve Razı olunmuş olmamız gerekmez mi? Üniversiteye başladığımda hocaların öğrenciler için çok az şey yaptıklarına şahit oldum. İçlerinde idealist olanlar çok nadirdi. Öğrencilerin hepsine yakını kaybedildi. Hepsi savruldular. Baştan ilim öğrenmeye kararlı olanlar dışında ilim dünyasına kazandırılabilecek olanlar kaybedildiler. Hocalarımız malesef pragmatik ve realistler. Gelene kapımız açık ama gelmeyene ne yapalım diyorlar. Onlar gelmeyene gitmiyorlar. Gelende zaten sorun yoktur sorun gelmeyenlerdir. Her hafta öğrencilerden biriyle ciddi konuşmak gerekiyor. Her türlü sorunu olabiliyor öğrencinin .  Siz ilerde hoca olursaniz lutfen en az haftada bir öğrenciyi odanıza çağırıp derdini dinleyin. Böylece kazanan ülkemiz olacak. Bir kişinin yetişmesi demek çok şey demektir.

Yazının ilk kısmını yazdıktan sonra bu yazının yazarı hakkında sizlere bahsetmek istiyorum. Kendi tecrübelerimden bahsetmek ve hayatımın bir kesitini anlatmak istiyorum. 26 yıllık hayatımda bazı tecrübelerim oldu bunları aktarmak istiyorum sizlere.

Ben çok farklı mesleklerde bulundum. Çok farklı diller öğrendim. Çok farklı ülkelere gittim. Çok farklı sporlarla uğraştım. Bunlardan bahsetmek istiyorum şimdi.

Çok küçükken çalışmaya başladım. İlk iş olarak babamın yanında at arabasında gidiyordum. Ona yardım ediyordum. Sonradan bir berberin yanına çalışmaya girdim. Çok küçüktüm Ali Abi vardı. Ustam oydu bazı hastalıklardan muzdaripti. Genç yaşta vefat etti. O bana haftalık 10 tl felan veriyordu bozuk para olarak. Belli bir süre onun yanında çalıştım. Aldığım paraları da anneme verdim. Bir gün bir çocuk geldi saçlarını 3’e vurdurmak istiyordu. Bende biraz kestim saçını 3 numaraya, sonra ensesini alayım dedim. Ensesini aldım ve sonrasında makinenin ağzına 3 numaralı başlığı takmayı unuttum ve çocuğun saçını yanlışlıkla sıfıra vurdum. Ustamdan tokat yedim ve çocuğu bedavaya traş ettik. Güzel günlerdi

Berberden ayrıldım neden ayrıldığını bilmiyorum. Diğer yaptığım meslek manavcılıktı. Babam at arabacı olduğundan onların işini çok yapıyordu. Sürekli malları babama taşıttırıyorlardı.

Ben de manavda Çalışmaya başladım. Çok yoğun çalışıyorduk. Bir keresinde çok çalışmaktan burnumun kanadığını hatırlıyorum. Onun haricinde anlatabilecek faydalı veya ilginç bir hatıram yok. Sonra tuğla fabrikasında çalışmaya başladım. Tuğla fabrikası çok zor bir imtihandı diyelim. Sürekli banttan tuğlalar geliyordu ve onları yanımızdaki yerlere koymamız gerekiyordu. Burada dayımlar çalışıyordu ve ben de çalışmaya başladım. Turhala göre iyi bir para veriyorlardı. Eyüp isminde bir arkadaşımla çalıştım. Bir gün kaza yaptık. Kamyonla tıra çarptık ondan sonra o işten çıktım.

Sonra mobilyaya başladım. Mobilya güzel bir meslek. Ama makinelerin sesinden gıcık kapmaya başlamıştım. Makinelerin sesinden özellikle kesmeye yarayan makinelerin sesinden o kadar nefret etmiştim ki uzun bir süre o sesi duymak istemedim. Onun haricinde yanında çalıştığım abiler küfür etmeyen namaz kılan insanlardı. Bu beni çok etkilemişti. Ilk defa böyle insanlarla bu kadar yakın oluyordum. Normalde bizim burada sanayi bölgesinde ve belki birçok sanayi bölgesinde insanların ağızları bozuktur. Sürekli küfür ederler ve çıraklarına da küfür ederler. Ama ben o açıdan şanslıydım. Onlardan çok şey öğrendim. İslami zaten seviyordum beni ısındırdırlar . Ailemde namaz kılan insan yoktu. Sadece Amcamlar kılıyordu ve onlarla da üniversiteye kadar yakınlaşamamıştık. Bu tecrübe benim için çok önemliydi. O mobilyacı abileri hâyırla yad ediyorum. Mobilyadan da nasibimizi aldık.

Sonra liseye geçtim ve elektrik bölümünü seçtim. Uzun yıllar elektrikçide çalıştım. Yazları gidiyordum ve iyi de öğrendim elektriği. Bu arada bu mesleklerde herhangi bir şeye ihtiyacı olana yardım edebilirim diye acizane düşünüyorum. Ha bir de bir gün kaynakçı da çalıştım. Sadece bir gündü hatta yarım gündü. En hızlı ayrıldığım iş oldu. Elektrikçide ustam Muammer abiydi . Kendisi İstanbul’a taşındı ve zaman zaman iletişimimiz devam etti. Diğer ustalarım gibi o da beni sever. Ben de onları sayarım. Bütün bu mesleklerde ki hatıralarını anlatmaya kalksam bayağı uzun olacak o yüzden kısa tutuyorum.

Meslek hayatımın bana kattığı şeylerden bahsetmek istiyorum. Bir kere esnafları ve işlerin nasıl döndüğünü anladım. Ticarete karşın bende farkındalık oluştu. Hayatın zorluğunu gördüm. Erken yaşta çalışmaya başlamamın üzerinde çok etkisi oldu. İş yerinde ne kadar çalışıyorsam ilim öğrenirken de daha fazla hatta çalışmaya başladım. Birçok yere gittim memleketimde. Birçok insanla tanıştım ve bunlar büyük tecrübelerdi. Çok erken bir yaşta büyüdüğümü hissediyor ve büyükmüş gibi davranmaya başlamıştım. Hayatın anlamı, insanın mahiyetine dair bilgilerim arttı. Yaşamanın değerini hissettim. Usta çırak ilişkisini öğrendim. Emir almayı ve onu yerine getirmeyi öğrendim. Mesleklerden edindiğim aklımda kalan tecrübeler bunlar.

Yaptığım sporlara değinmek istiyorum. Bunlar Taekwondo, Kick Boks, Nanbudo ve Basketbol. Taekwondo ve Basketbol ile daha çok uğraştım. Yazları devam ettim ve evde de kendimi geliştirmeye çalıştım. Hâlâ iyi sayılırım kilo almış olsamda. Basketbolda madalyam var. Taekwondo da ise bir maça çıktım. İlk maçımda yenildim malesef. Yenseydim madalya alacaktım ama yenildim. Liseye başlamadan önce çok şişman bir çocuktum ve sporla çok sportif birisi haline dönüştüm ve hayatımı değiştiren olaylardan birisi buydu.

Buradaki tecrübelerimi aktarmak istiyorum. Spor yapmaya başlayınca özgüvenim tavan yaptı. Çok iyi antreman yapıyorduk ve kendimizi çok iyi yetiştiriyorduk. Yolda yürürken uçuyormuşum gibi hissediyordum. Gençler bir sporla profesyonel olarak uğraşın lütfen. Onun haricinde sizde öyle bir algı oluşturuyor ki 20 kişinin arasına dalıp hepsini dövebilirim düşüncesi oluşuyor. Kendinize aşırı güveniyorsunuz. Maça çıkmanın ayrı bir tecrübesi oluyor. Kazanmak istiyorsunuz hırs yapıyorsunuz ve azminiz artıyor. Yenilince daha çok çalışmaya karar veriyorsunuz ve bu da sizi daha çok geliştiriyor. Çok sağlıklı hissediyorsunuz. Bir kere çok dinç oluyorsunuz. Çok saatler ders çalışabiliyorsunuz ve enerjiniz hiç bitmiyor. Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur. Spor yapmaya başlayanlara bir tavsiye de bulunayım sakın ağır bir spor geçmişiniz olursa sporu birden bırakmayın. Ben birden bıraktım ve uzun süre hiç aktivite yapmayınca ayaklarım yürüme yeteneğini kaybetti. Kısa süreli olan bu durum Allah korusun kalıcı olma ihtimali olabilir diye acizane düşünüyorum. Sporu birden bırakınca yürüyemedim birkaç gün. Sonrasında ise ayaklarım hamd olsun kendiliğinden açıldı.

Spor faaliyetlerim bunlar. Sonra dil faaliyetlerimden bahsetmek istiyorum.

Üniversitede ilk öğrendiğim dil İngilizceydi. Onunla dil serüvenime başladım birçok insan gibi. Neyse ingilizceyi bir şekilde öğrendim. İlk dil olduğundan öğrenmek genelde zor oluyor. Ama ondan sonra bir dil öğrenmek çok kolay geliyor insana. Üçten veya 4 dilden sonra zorlanma ve bıkkınlık olabiliyor. Acizane böyle hislerim oluştu. Şuan tek istediğim dördüncü dilim olan Arapçayı geliştirmek. Başka bir dil öğrenmek istemiyorum hiç hevesim kalmadı.  Üniversitenin ilk senesinin yazı İngilizceyi geliştirmek için amcam beni Bosna’ya göndermek istedi. Ben de neden bilmiyorum kabul etmedim. O yaz sadece evimde kaldım. Onun haricinde diğer tüm yazlar başka ülkelere gittim. En son bu seyahatlerimden bahsedeceğim. O yaz kısa bir sure içerisinde 50-60 kitap okudum. Amcam sordu ben de söyleyince çok sevindi ve ben de çok mutlu olmuştum. Ingilizce cepte. Sonra ilk sene derslerin başladığı sene Hayrat vakfının düzenlemiş olduğu Osmanlıca kursuna katıldım. Ilk senem Osmanlicayla geçti. Sonraki sene Farsça öğrenmeye başladım. Farsçayı çok ilerlettim neredeyse Türkçe metin okuduğum hızda Farsça metin okuyacak seviyeye gelmiştim. Üniversitenin son yılı da Ibraniceye başladım. 1 buçuk yıl sonra gramer kitabı yazacak seviyeye getirdim bu dili de. Tabi araya Arapçayı sıkışırtırdım. Arapçayı hikaye okuyacak seviyeye getirdim. Biraz da gazete okudum o kadar.

Şuan Ibranice eğitimi veriyorum ve bildiğim dillerde basını takip ediyorum. Dil öğrenmek bana çok kapılar açtı öncelikle onu söyleyeyim. Ben Müslüman gençlerin birbiriyle yarışmasına karşıyım. Ama tatlı rekabet olmalı. Asıl hedef dünyadaki insanlarla yarışmak olmalı diye düşünüyorum. Yani hedef büyük olmalı bence.

Dildeki tecrübelerim. İlk dili öğrenmek zordur. Yukarıda söylemiştim. Dil öğrenirken bir şekilde yoğunlaşmak ve vaktin önemli bir kısmını dile ayırmak zorundayız. Yoksa dili öğrenmemiz pek meşakkatli oluyor. Türkiye’de dil öğrenmek çok kolaylaştı. Yabancı uyruklu öğrencilerde var ve takıldığımız yerlerde onlara sorabiliriz. Farsça öğrenirken Afgan bir arkadaşımdan çok ve çok yardım aldım. Asıl stratejik olan kimsenin yapmadığını yapmak. Bu yüzden farkındalık oluşturmak için Swahili, Hausa ve Madagaskarca dillerini konuşan arkadaşlarımla röportaj yaptım. Belki birilerini etkilemişimdir Allahu Alem. Neredeyse çok az bilinen İbraniceyi öğrendim ve yaygınlaştırmaya çalıştım. Artık Türkiye’de İbranice öğrenmek çok kolaylaştı. Hedefim buydu ve Rabbim kısa süre içerisinde hedefimin gerçekleştiğini bana gösterdi. Dil öğrenmek her şeyden önce birçok kapıları açıyor. Türkiyedekiler çok dilli değiller. İngilizceyi bile iyi seviyede bilen bulmak zor olabiliyor. Bu yüzden birkaç dil öğrenilirse öne çıkmak ve dünya ile yarışmaya başlamak işten bile değil. Türkiye’de entelektüel bilgiden çok dile bakılıyor. Dil varsa her şey tamam gözüyle bakıldığı oluyor. O yüzden dil öğrenmek çok önemli. Onun haricinde dil öğrenmek çok zevklidir. Tavsiyem Türkiye de bilinmeyen ama stratejik olan dillerden birisini öğrenin. İyi bilmeseniz bile hemen önce çıkacaksınız ve aranan adam olacaksınız Allah’ın izniyle. Mesela Afrika’nın en çok konuşulan dili olan Swahili’yi öğrenin ve ülkenin ihtiyacını karşılayın. Gramer kitabı yazın ve twitterdan Swahilice eğitimi verilir diye ilan verin. Ülkeye faydalı olmak lazım. Diller hakkında tecrübelerim bunlar.

Seyahatlerinden bahsedeyim. Üniversitenin ikinci senesi Almanyaya gittim Ingilizcemi geliştirmek için. Almanyanın en önemli üniversitelerinden biri olan Humboldt üniversitesinde Karşılaştırmalı Yahudilik Hristiyanlık ve Islam dersi aldım. Şehri gezdim ve kültürlerini az çok tanıdım. Sonra üçüncü senenin sonu Farsça öğrenmiştim İrana gittim. Kazvin’de İmam Humeyni üniversitesinde Farsça eğitimi aldım ve en önemli tüm şehirlerini gezdim.

Sonra İsraile iki kere gittim ve tüm şehirlerini gezdim, sokak sokak israili dolaştım. En çok israili biliyorum ve en iyi orayı gezdim. Bu arada Ürdün’e de gittim. Orada da bazı şehirleri gezmiş oldum.

Tabi sevgili gençler sadece gezmek işe yaramıyor. Özellikle gittiğimiz yerlerin tarihini iyi bilmek gerekiyor. İsrail hakkında 50’den fazla kitap okudum mesela. Bunu sadece örnek olsun diye söylüyorum.

Seyahatlerimden edindiğim tecrübelerimi paylaşayım. Öncelikle cvye yazılabilir bütün bu seyahatler. Hem Doğu’yu Hem de Batı’yı gezmiş olmak çok önemli. Doğu’dan ve Batı’dan en az bir ülke görmek çok şey katıyor insana. Ben hem Almanya’yı hem de İran ve İsraili görerek Doğu ve Batı serüvenimi başlatmış oldum. Bir kere uluslarası öğrencilerle tanışmak çok farklı bir tecrübe. İran’a seyahatimi tek başıma yaptım ve bu sizi olgunlaştırıyor. Tek başıma Amasya’dan Kazvin’e kadar gittim ve yine tek başıma otobüsle döndüm. Bunlar büyük tecrübe sağlıyor. Ülkelerin işleyiş şekli hakkında bilgi sahibi oluyorsunuz. Ülkeler arasında kıyas yapabilmek imkanınız artıyor. Türkiye ile de kıyas yapabiliyorsunuz. İnsanları izleyip toplum hakkında bilgi sahibi olabiliyorsunuz. Tarihi yerleri gezerek kültür sahibi oluyorsunuz. Özellikle artık ulaşım büyük bir sorun değil. Birçok ülkeye şartları yerine getirdiğiniz takdirde gidebilirsiniz. Ben her ülkeye Ürdün hariç dil öğrenmek için gittim. Salt gezi ve ziyaret için gidilmesini tavsiye etmiyorum. Orada bir seminere veya derse katılırsınız ve sonrasında ülkeyi gezersiniz. Özellikle Kudüs’e lütfen sadece namaz kılmak için gitmeyin. Filistinlilerin ve ümmetin bizim namazımıza ihtiyacı yok. İsrail’e onu tanımak ve dilini öğrenmek için gidin lütfen. İran’a da Almanya’ya da İngiltere’ye de ve tüm ülkelere onları tanımak ve ülkemize faydalı olmak için gidin lütfen.  Yazımı kısa tutuyorum, çünkü insanlar uzun bir şey okumak istemiyorlar. Umarım faydalanırsınız. Belki Üniversite tecrübelerimden de bahsederim. Bilinmelidir ki dünyamızda veya çağımızda hiçbir şeyin değeri kalmadı. Kendinize değerli şeyler edinin.

About Author

Ozan DUR

İstanbul Medeniyet Üniversitesi durozan@gmail.com Filistin Tarihi

3 yorum

  1. Allah razı olsun Ozan kardeşim eline gönlüne sağlık. Biz gençler alınmayalım ders çıkaralım inşallah. Böyle yazılarınızı bekliyorum çok teşekkür ederim tekrardan.

    • Guzel bir konu, hayat tecrube birikim ve bilgilerinizden faydalanmamiz icin lutfen bu turden yazilar yazmaya devam ediniz. Allah razi olsun..

  2. Yazı için çok teşekkür ederim. Ziyadesi ile istifade ettim. Allah razı olsun. Hayırla kalın.

Reply To İslam Cancel Reply