TEHLİKELİ BİR TÜMÖR: AMERİKANİZM

0

Türk-Amerikan ilişkileri tarih boyunca inişli çıkışlı bir seyir izlemiş ve taraflar zaman zaman birbirlerine kuşkuyla yaklaşmıştır. İkinci Dünya Savaşı sonrası değişen güç dengeleri çerçevesinde, Amerika Birleşik Devletleri’nin Türkiye’ye olan ilgisi artmış ve Soğuk Savaş süresince bu ilgi askeri ve ekonomik yardımlarla giderek büyümüştür. Türk bürokrasisini ve askeri elitleri etkisi altına alan “Amerikan sevdası” Soğuk Savaş döneminde kendini derinden hissettirmiştir.

     Amerikan modeli olarak tabir edilen yapı, siyasetten ekonomiye, askeriyeden yaşam kültürüne kadar Türk toplumsal yapısına nüfuz etmeyi başarmıştır. Amerikalılaşma sendromu, Anadolu topraklarını uzun yıllar kasıp kavuran ve değerler yozlaşmasına yol açan Batılılaşma akımının son versiyonu olarak sahneye çıkmıştır. Nitekim müzikten sinemaya, modadan fast-food kültürüne kadar toplumsal yapının kılcal damarlarına enjekte edilen “Amerikanizm” sürekli yeniden ve yeniden piyasaya sürülen tek tip üretim bandı haline gelmiştir. Şekil ve renk değiştiren ancak özü itibariyle aynı odakta kalan Amerikanizm, sistematik bir silah olarak kullanılmaktadır.

      Amerikanizm kültürel dünyamızı sömürmesinin yanı sıra düşünce dünyamızı da abluka altına alan tehlikeli bir tümördür. Zihin dünyamızı kirleten ve gelenekle olan bağımızı koparan bu yapı, postmodern dünyanın bizi yüzleşmek zorunda bıraktığı en kesif problemlerin başında gelir. Türkiye’nin Amerika ile olan ilişkilerinin temel sütununu oluşturan siyasal ve ekonomik gelişmeler ne yazık ki kültürel, toplumsal ve düşünsel yaşam formlarımızı negatif yönlü etkilemiştir.

      Amerika’nın dünyaya yaydığı popüler kültür zehri, küreselleşme ile birlikte milletlerin karakteristik özelliklerini yıpratmakta ve bilinç kaybına sebep olmaktadır. Milletlerin adeta genetiğiyle oynayan bu yapı, kendisine yabancılaşan ve kültürel bunalıma giren insanları ağına çekiyor. Kronikleşen bu hastalıklı durum, kendi tarihine, geleneklerine, kültürel ve ahlaki değerlerine sırt çeviren ve bununla övünen grupların filizlenmesine neden oluyor. Böylesi bir durum, toplumsal yaşam formlarının özünü teşkil eden “aynı toprağın mayasıyla yoğrulma” anlayışının diskalifiye edilmesini doğururken sürekli bir hoşnutsuzluk iklimini yayıyor. Nitekim Türkiye’nin genel siyasi ve ekonomik görünümünden rahatsızlık duyan kimi çevrelerin başvurduğu ilk sığınak “Amerikanizm”dir.

        Türkiye Soğuk Savaş döneminde iki kutuplu dünyanın demokratik kuşağı olan ABD ve müttefiklerinin yanında yer almıştı. Sosyalizm ve komünizm karşıtı blokta yer almak birtakım güvenlik garantilerini Türkiye’ye kazandırsa da Amerikanizmin Anadolu’ya girişinin başlangıcı olmuştur. Türk toplumunu Amerikan toplumuyla özdeşleştirme çabaları Amerika eliyle modernleşme sürecini başlatmıştır. Perde arkasından komünizm tehdidini kullanarak darbelerin desteklenmesinde, siyasal düzenin sağ ve sol kutuplar arasında derinlemesine bölünmesinde pay sahibi oldukları bilinmektedir. 15 Temmuz faillerinin merkez üssü konumundaki ABD’nin Türkiye üzerindeki siyasi menfaatleri ve emelleri, Anadolu’nun kültürel ve toplumsal yapısının bozulması için verdikleri çabanın üzerinden okunabilir. Bugün Amerikan menşeili hoş ve cazip görünen her popüler kültür enstrümanı, balın içine atılan zehir gibidir. Bu minvalde Amerikanizm üzerine kapsamlı analizlerin ve tezlerin çoğaltılması ve politika üretilmesi gerekmektedir.

Abdulkadir AKSÖZ

Lütfen takip edip, beğenin
0

About Author

Abdulkadir AKSÖZ

Uluslararası İlişkiler Siyasi Tarih abdlkdraksz@gmail.com

Leave A Reply