PULWAMA SALDIRISI SONRASI KEŞMİR SORUNU NEREYE GİDİYOR?

3

Hindistan ve Pakistan arasında paylaşılamayan Keşmir toprakları 70 yılı aşkın bir süredir ana çatışma ve uyuşmazlık sorunudur. Keşmir’in nihai statüsü üzerine devam eden tartışmalar, her iki cephede deyim yerindeyse namus meselesine dönüşmüş durumdadır. Hint alt kıtasının kangrenleşen problemi Keşmir, belirli aralıklarla dünya gündemine otursa da bölge insanlarının zihin dünyasını sürekli meşgul eden bir mesele olarak öne çıkıyor. Öte yandan Keşmir, politik gündemi doğrudan değiştirebilecek, milliyetçilik ve popülizm salgınını enjekte edebilecek bir ağırlığa sahiptir. Dolayısıyla Keşmir Meselesi, Hint Alt Kıtası’nın değişmez sorun yumağıdır ve politik dezenformasyonlarla çıkar çatışmalarının ana membaıdır.

15 Şubat günü Srinagar’in Pulwama bölgesinde seyir halindeki güvenlik güçlerini taşıyan konvoya düzenlenen saldırıda 44 asker yaşamını yitirdi. Pulwama, son 30 yılda Keşmir’de yaşanan en kanlı terör saldırısı olarak kayıtlara geçti. Hindistan hükümetinden art arda gelen açıklamalarda saldırının arkasında Pakistan parmağının olduğu üzerine ciddi bir görüş birliği olduğu anlaşılıyor. Saldırının sorumluluğunu Ceyş-i Muhammed örgütü üstlenirken Hindistan İçişleri Bakanı Rajnath Singh, terör saldırısı sonrası Pakistan’a uygun cevabın verileceğini açıkladı. Başbakan Modi saldırıyı korkakça ve alçakça olarak nitelerken bir araya gelen siyasi parti temsilcileri yaptıkları ortak bildiride “her türlü terörizmi ve sınır ötesinden teröre verilen desteği” kınadıklarını deklare ettiler.

Öte yandan bir dönem Türkiye’de Pakistan’ın Ankara Büyükelçiliği’ni de yapan, şimdilerde Pakistan’ın Hindistan’daki büyükelçisi Süheyl Mahmut, Dışişlerine çağırılarak saldırıyla ilgili rahatsızlık aktarıldı. Başbakan Modi Pakistan’a tanınan en fazla kayırılan ülke statüsünün kaldırıldığını açıklarken her damla kanın hesabını soracaklarını ilan etti. Hindistan medyası yaşanan olayı manşetlerinde “Pakistan merkezli terör saldırısı” olarak duyururken, öfkeli kalabalıklar protesto gösterileri düzenleyerek Pakistan bayrağı ve İmran Han posterlerini yaktılar.

Pulwama saldırısı Keşmir’deki karmaşık siyasi ve askeri yapıyı yeniden gözden geçirmeyi gerektiriyor. Her şeyden önce Jammu-Keşmir’de yaşayan insanların aşırı militarize ve izole edilmişlik hali bölgedeki tansiyonu tetikleyen nedenlerin başında geliyor. Çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu tek Hindistan eyaleti olan Jammu-Keşmir, sivil otoriteden daha ziyade askeri güçlerin ve kolluk kuvvetlerinin denetimi altında tutuluyor. Nitekim gündelik yaşamın iliklerine kadar işleyen militarize yapı, her sokak ve caddede, her çarsı ve pazarda elinde ağır silahlarıyla nöbet tutan askerlerin varlığıyla tescillenmektedir. Ordu tarafından karantinaya alınan Keşmir’de günün her saatinde askeri hareketlilik yaşanıyor ve konvoylar halinde sürekli sevkiyat yapılıyor.

Yıllardır devam eden Keşmir’i paylaşamama sorunu, Keşmirlilerin kendi iradeleri dışında cereyan ederken, Hindistan ve Pakistan bölge üzerinde söz sahibi olmaya çabalamaktadır. Çatışma ve terör tehdidi sebebiyle sıkı güvenlik önlemlerinin alındığı Keşmir’de, insanlar kendilerini dünyadan koparılmış hissetmektedir. En küçük bir protesto gösterisinin terör eylemine dönüşeceği endişesi, güvenlik güçlerinin orantısız güç kullanımı –özellikle yüzlerce sivilin göz kaybına sebep olan Pellet silahının kullanımı-, insan hakları ihlalleri, internet erişiminin kısıtlanması, gözaltı süreleri ve faili meçhul ölüm vakaları bölge halkının devlet ile olan ilişkilerine zarar vermektedir. Özellikle gençlerin radikal eğilimli gruplara ilgi duymaya başlamaları ve Hint askerlerini hedef almalarında bu faktörlerin payı oldukça büyüktür.

Öte yandan bölge kaynaklarının ve iş imkanlarının dışarıya aktarılması ve bölge halkı dışında kullanılması konusu dikkat çekmektedir. Nitekim devlet destekli iş kollarında farklı eyaletlerden gelen Hinduların çalıştığı bilinmektedir. Çarpıcı bir örnek olarak Srinagar Havaalanına giriş ve çekiş ücretlerini tahsil eden görevlilerin çoğunu Hindistan Başbakanı Modi’nin memleketi Gujarat eyaletinden gelen Hindular oluşturmaktadır. Bu tarz örnekler, Keşmirlilerin “kendi topraklarında kendilerini yabancı hissetmeleri” sonucunu doğurmakta ve memnuniyetsizliği kamçılamaktadır. Bölgenin doğal güzellikler açısından zengin olmasına ve yüksek turizm potansiyeline rağmen yeterince turist çekememesi yine askeri baskıyla ilişkilendirilmekte olup terör tehdidi nedeniyle ticari gelirlerde düşüş yaşandığına vurgu yapılmaktadır. Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda Keşmir’de spesifik olarak yaşanan terör eylemleri ve askeri kuşatılmışlık hali aslında büyük toplumsal ve ekonomik problemlerin varlığına işaret etmektedir.

Pulwama saldırısı, Hindistan siyasetinde bir süredir uykuya dalan milliyetçilik ateşini yeniden canlandırdı. Hindu milliyetçiliğiyle dikkat çeken iktidar partisi Bharatiya Janata Party (BJP),  Nisan ayında yapılacak genel seçimler öncesi politik olarak elini güçlendirebilecek bir kozu yakalamış durumdadır. Terör saldırısı sonrası yapılan açıklamalar milliyetçilik vurgusunun öne çıkmasına zemin hazırlarken popülist söylemler ülke genelinde başta Müslümanlar olmak üzere azınlık gruplarını tehdit etmektedir. Terörle mücadelenin kapsamının ve alanının belirlenememesi bir yana, arka planda kalan toplumsal, ekonomik ve sosyal eşitsizlik ve ayrımcılığın göz ardı edilmesi sorunu derinleştirmektedir. Siyasi bir manipülasyon aracı haline gelen Keşmir Meselesi, Hindistan iç siyasetinde Pakistan’ı kriminalize etmenin en kolay yoludur. Söz konusu durum, Pakistan iç siyasetinde de kendisini fazlasıyla hissettirirken her iki taraf da Keşmir’de yaşanan her olayı kamuoyunu yönlendirmede ve milliyetçi hassasiyetleri endokrine etmede sıkça kullanmaktadır.

Hindistan hükümeti Pakistan’ın Keşmir’de terör örgütlerine silah ve finansman aktarımında bulunarak “proxy war” vekalet savaşı yürüttüğünü ve uluslararası kamuoyunun bu konuda harekete geçmesi gerektiğini savunmaktadır. Hindistan ordusunun Jammu-Keşmir’de gündelik hayatı felce uğrattıran varlığının, adeta cephe ve siperlerle çevrilen şehir ve kasabalarda yarattığı öfke, her an tehlikeli sonuçlara gebe olabilecek niteliktedir. Bu gerçekliği görmezlikten gelmek sinir uçlarında yaşayan Keşmirlilerin kendi gelecekleri hakkında duydukları endişe ve belirsizliğe isyan etmelerine sebep olmaktadır.

Hindistan hükümeti denizdeki köpükle uğraşmayı bırakmalı ve yükselen dalganın getireceği yıkımı engellemek adına sivil otoriteyi güçlendirmeli, insan hakları ihlallerine son vermeli, askeri kuşatmayı daraltmalıdır. Sivil hayatın normalleşmediği bir ortamda, insanların sosyal, siyasal ve ekonomik beklenti ve görüşlerinin asker postallarının altında ezildiği bir düzlemde terör sorununu çözmek kolay olmayacaktır. Son olarak belirtilmelidir ki, kulak asılmayan ve hasır altı edilen gerçeklikler büyük acılar sonrası konuşulmuyor, sorunlar milliyetçi ve popülist söylemlerle dış düşman ekseninde yoğunlaştırılıyor ve bundan siyasi rant devşiriliyorsa Keşmir meselesinin çözülmesi mümkün olmayacaktır.

Abdulkadir AKSÖZ

 

About Author

Abdulkadir AKSÖZ

Uluslararası İlişkiler Siyasi Tarih abdlkdraksz@gmail.com

3 yorum

  1. Kesmir gibi sorunlari uluslararasi medya kadar dikkate almiyoruz cok fazla manipulasyon yapiliyor. Hindistan ile Pakistan arasinda cozumu en zor konu kesmir. Guzel noktalara temas etmissiniz ozellikle askeri baskinin varligi konusu onemli

  2. Hindistan’ın Pakistan’ı suçlaması gayet doğal. İkisi de birbirine düşman gözüyle bakıyor.

Leave A Reply