NİCCOLO MACHİAVELLİ VE SİYASET

0

Ön söz yerine birkaç cümle

Bu araştırma, konusuyla ilgili çeşitli derslerden; yapılan okumalardan alınan notlar ve yorumlardan müteşekkil bir çalışmadır. İçerisinde, belirtilen kaynaklardan referanslar bulunmaktadır.

Niccolò Machiavelli kimdir, hangi dönemde nerede yaşamıştır

Niccolò Machiavelli 3 Mayıs 1469’da İtalya’nın Floransa kentinde doğdu. Soylu bir ailenin çocuğuydu (aslında soyluluktan çok zamanla bunun bir burjuva niteliğine evrildiği söylenebilir) ama babası çulsuz bir hukukçuydu. Öğrenim hayatıyla ilgili kayda değer bilgiler bulunmamaktadır fakat Latinceyi ve dahi klasik Latin ve Yunan edebiyatlarını öğrendiği bilinmektedir. Machiavelli 29 yaşına geldiğinde 14 yıl devam edeceği görevi olan, (1498-1512) henüz tesis edilmiş olan yönetimin önemli bir kurulunun (Onlar Kurulu) sekreterliğini yapmaya başladı. Görev süresince, Floransa siyaseti adına çeşitli önemli diplomatik görevlerin yanında iktidar ve iç siyaset sorunlarıyla iç içe olduğundan farklı siyasal yönetim uygulamalarını gözlemleme fırsatına sahip oldu. Bu deneyim Machiavelli için resmî siyasal yaşama ilk adım niteliğindeydi. 1512’de yapılan savaş sonrasında yönetimin alaşağı edilerek sürgüne gönderilmesi, Machiavelli’nin sekreterliğinin, dolayısıyla resmî ‘hizmetinin’ sona ermesi anlamına geliyordu. İlk aşamada (1512 yılı içinde) yeni yönetim aleyhine bir komploda adı geçen Machiavelli hapsedildi. Akabinde çeşitli nedenlerden dolayı şehir dışındaki kendine ait bir mülkte yaşamak üzere şehirden sürüldü ve/veya ayrıldı. Çiftlik yaşamında Francisco Vettori adında bir dost edinen Machiavelli kendisine yazdığı mektuplarda, üzerinde çalıştığı eserlerinden söz eder. Aynı dönemler içerisinde çeşitli türlerde eserler veren Machiavelli ‘sürgün’ yaşamının müsebbibi olan hanedanın yıkılmasından sonra da itibar göremediği için 22 Haziran 1527’de hızla ilerleyen hastalığı neticesinde öldü.

15.ve 16. yüzyıllar siyasi ortamı, Floransa ve Niccolò Machiavelli

Tarihi milattan öncesine kadar uzanan Floransa; çeşitli savaşlara ve hanedanlıklara ev sahipliği yaptı. 15. Yüzyılın ilk yarısına gelindiğinde ise nüfuzlu bir aile olan Medici hanedanının yönetimi altına girdi. Daha sonra Machiavelli’nin kitaplarında da bahsedilecek olan bu ailenin üyeleri (Cosimo, Piero, Lorenzo) kimilerine göre Floransa’ya altın çağını yaşattı. Nitekim Piero’nun torunu Lorenzo’nun aralarında Michelangelo, Leonardo da Vinci ve Botticelli’nin de bulunduğu sanatçılara vermiş olduğu destek (bu, kimilerini bazı konularda tetikleyecektir), yarımadada Rönesans’ın başlamasının sebepleri arasında görülecektir. Muhteşem Lorenzo olarak da anılan torun Lorenzo’nun ölümünün (1492) ardından oğlu Piero otoritesini tesis edemedi, babası kadar saygın olamadı. 1494’te Fransa Kralı VIII. Charles Floransa’yı istila etti, Medici ailesi sürüldü. Bu gelişmeyle birlikte başından beri Lorenzo’nun ‘günahlarından’ rahatsız olanlar, hanedanın sınır dışı edilmesini fırsat bilerek Girolamo Savonarola adlı bir rahibin önderliğinde 4 yıl sürecek teokratik bir yönetim oluşturdular. 4 yıl sonra 1498’de Savonarola, burjuvalar tarafından devrilerek demokratik bir rejim kuruldu. Machiavelli, yeni rejimin önemli kurullarından birinde (Onlar Kurulu) 14 yıl boyunca sekreterlik görevinde bulundu. 1512’de yapılan Ravenna savaşında Floransa bu kez İspanyollar tarafından işgal edildi, Medici Hanedanı yeniden yönetime geldi ve/veya getirildi. Piero’nun kardeşi II. Giovanni, 1513’te papa seçildi ve sonrasında onun oğlu Guilio da papa oldu. Machiavelli ise onların himayesinde anayasa taslağı hazırlama ve Floransa’nın tarihi yazma görevlerini üstlendi. Tüm bunlar yaşanırken Floransalılar 1527’de ikinci kez Medici ailesini şehirden kovdular. 3 yıl sürecek olan bir cumhuriyet ilan eden burjuvalar, Medici ailesine yakın kimseye güvenmediler. Bunun üzerine Machiavelli işsiz kaldı ve itibar göremediği için ilerleyen hastalığı nedeniyle öldü. Floransa Cumhuriyeti ise ilerleyen dönemlerde Medicilerden Alessandro’nun dük ilan edilmesiyle Toskana Dükalığı haline geldi.

Machiavelli ve siyaset düşüncesi; modern siyaset kuramı

Machiavelli bir Floransalıydı, Floransa ise cumhuriyetti; şehir devletiydi. Machiavelli, yetişkinlik hayatının çoğunu bu cumhuriyete hizmet ile geçirdi. O, sıradan bir Floransalı değildi. Yaşamı boyunca çok çeşitli siyasal tecrübelere şahit oldu, rejimler/iktidarlar gördü. Belki de bu deneyimler sonrasında siyasal yaşamın olguları ve siyasal iktidar konularındaki çalışmaları; benimsediği talih/yazgı inancının ona sunduğu bir fırsatıydı/lütuftu. Onun dönemi Rönesans’ın zirvesiydi ve yurdu Floransa, Rönesans’ın önemli merkezlerindendi. Çağdaşlarının sanat için yaptıklarını o siyaset için yapmak istedi. Bunu yaparken de meşhur kitabında (Hükümdar/Prens) belirttiği gibi, modern şeylerle ilgili uzun bir tecrübeden ve eski çağlarda olanların sürekli bir okumasından beslendi. Bu anlamda, Machiavelli’de Modernitenin ilk ve en güçlü ifadesini buluruz. Nicelik bakımından en kapsamlı kitabında, (Söylevler/Siyaset Üzerine Konuşmalar) Christopher Columbus’un coğrafya için yaptığını kendisinin siyaset için yapacağını iddia etti. Diğer bir deyişle yeni bir kıta, yeni bir dünya keşfedecekti: Machiavelli’nin Dünyası. Bu yeni dünya, bir önceki ya da daha önceki düzenlerin kaldırılmasını gerektirecekti. Hâkim siyasal örgütün imparatorluklar olduğu bu dönemlerde Antik Roma İmparatorluğu gibi onun halefi olan Kutsal Roma İmparatorluğu da evrensellik iddiasındaydılar. Bu iddia, Hristiyan yöneticilerin idaresi altında tüm ırk ve halkların birliği ve tekliği üzerine kurulu bir modeldi. Machiavelli ise cumhuriyetçi Roma modelini buna tercih etti.

Machiavelli, siyaset kuramında değişimin ve dönüşümün mimarıdır. Yine seleflerinden farklı olarak kendini Hristiyan inancının dogmalarından dolayısıyla dinsel fikriyattan soyutladı (ona göre dinin gerçekliğinden ziyade görüntüsüne sahip olunması gerektiğinden; söz konusu soyutlama onun dini reddettiği anlamına gelmemekteydi). Meşruiyetin ve/veya siyasal erkin Tanrıdan değil kuvvetten doğduğunu ifade etti. Böylece yeni, farklı, modern ve köktenci bir kuram geliştirdi. Neticede bugünün modern devletinin kurucusu, kâşifi ve mucidi oldu. Bu modern, seküler ve egemen devlet kendinden sonraki on yıllar içerisinde haleflerinin (Thomas Hobbes, John Locke, J.J. Rousseau…) rafinesine uğramış ve geliştirilmiştir. Son tahlilde, iddiasının ispata kavuşması yüzyılları bile bulsa (ki sonraki yüzyıllar içinde bazı olayların fikir babası olarak anılmıştır) Christopher Columbus’un yaptığından fazlasını yaptığı ortadadır.

Machiavelli kendinden önceki siyasal düşüncelerden, teorilerden farklı olarak siyaseti; olması gerekeni düşünmek ve tasarlamak yerine, olanı inceleyip açıklamak olarak temellendirdi. Bunu, Hükümdar’ının 15. pasajında yer alan “Gerçek yaşamla, düşlenen yaşam birbirinden o kadar uzaktır ki olanı bırakıp olması gerekenin arkasından giden kişi elindekinden de olur.” cümlesinde de buluruz.

Reel politik”: İdeal politik düşünceden hayli uzak olan Machiavelli, gerçekte belki de hiç olmayacak hükümdarlıkları hayal etmenin; varlığı sürdürmenin değil, sonun geldiğinin anlaşılmasının işareti olduğu görüşündeydi. Neticede o insanlar gibi devletlerin de nasıl yaşadığının, nasıl yaşaması gerektiğinden pek uzak olduğuna ikna olmuştu. Bu bahiste son söz olarak ona göre yaşanılanın, yaşanılması gereken uğruna feda edilmemesi ve meselelerin gerçek doğasına odaklanılması gerektiği, hayali ya da ütopyalarına bakılmaması gerektiği söylenmelidir.

Machiavelli’nin siyasal düşüncesinin temelini oluşturan bir diğer unsur ise tarihe başvurulması gerekliliğidir. O, mevcut dönem ya da gelecekle ilgili bir öngörüde bulunmak için geçmişin incelenmesi gerektiği görüşündeydi. “Çünkü bu dünyadaki olaylar her zaman kendilerinden önceki olaylarla belirgin ilişki içerisindedir. Böylece olayların benzerliğinden hareketle olası durumlarda yeni yöntemler oluşturmak daha kolay hale gelmektedir. Zira insanoğlunda tarih boyunca her zaman ve her yerde benzer tutkular bulunduğu için tarih tekerrür içerisindedir.”

Machiavelli birçok bakımdan devrimcidir. Bu devrim siyasal düşüncesinde olduğu gibi bununla yakından bağlantılı olan iyi-kötü, erdem-erdemsizlik hakkındaki ahlaki dili değiştirmesini (bu, daha sonraları kimileri tarafından iyi ya da kötü anlamda referans noktası oluşturacaktır) de kapsar. Erdem, iyi ya da kötü onun için adalet veya dini birtakım gerekliliklerden kaynaklanmamaktadır. Aksine, tüm bunlar; (vırtu) girişkenlik, cevvallik acımasızlık, kişinin kendi gücüne dayanması ve amaçlarını gerçekleştirmek için hesaplı zalimlik yapmasıdır. Hükümdar’ının yedinci Pasajında bu durum somutlaştırılmıştır:

Dük Cesare Borgia Romagnayı aldığında lordların tebâlarını şımarttıklarını fark etti. Sonrasında tam yetki verdiği zalim, pratik ve iş bitirici bir adamı (Messer Ramiro de Orco) göreve getirdi. Sert politikalar ve zulümle kısa sürede barış ve birlik getiren Ramiro’nun nefret üretmesinden korkularak, halkın ruhuna hitap etmek ve onları dükün safına çekmek adına zulmün nedeninin dük olmayıp Ramiro olduğu söylemiyle kalemi kırıldı. Ramiro’nun ikiye ayrılmış, kanlar içinde olan cesedini meydanda gören halk vahşeti görünce hem tatmin olmuş hem de sersemlemişti. Bu, Machiavelli’nin virtusunun örneğidir. Böylece iyilik ve erdem Hristiyan platonik zincirlerinden kurtuldu ve dünyevi güç anlamında ikame edildi.

Hristiyan evrenselliği konusunda Roma’nın tutumu ve modeliyle beraber Machiavelli’nin buna karşı çıktığından ve cumhuriyetçi Roma modelini tercih ettiğinden söz etmiştik. Şimdi de onun evrensellik mevzusuna yaklaşımını inceleyelim. Machiavelli, evrenselci hırslara sahip olmakla birlikte oluşturduğu devleti, Hristiyan ve klasik literatüründeki erdem, iyi ve kötü kavramlarından soyutladığı ve her birine kendi içinde yeni bir hüviyet kazandırdığı (genel anlamda vırtu denilebilir) için yönetimi dünyevi güce devretti. “O hükümdar ki hırsı, şan aşkını ve bizim karizma diyebileceğimiz peygambervari otorite unsurlarını taşıyan yeni bir tür siyasi kurucuyu veya lideri ifade eder.”

Son olarak Machiavelli’nin bir taraftan kaldırırken, deyimi yerindeyse yıkarken, bir taraftan da formlarını kendi fikirlerine göre şekillendirdiği yeni bir siyasal örgüt yapısı oluşturmak üzere yeniden oluşturduğu söylenmelidir.

Machiavelli hakkında tartışmalar; Machiavelli ve Makyavelizm

Günlük yaşamda, başkalarını ikna etmek, koşullandırmak veya yönetmek gerektiğinde, kendini kurtarmak için bir Machiavelli oluşturan sadece bizim zamanımız olmuştur.” Şimdiki dönem kadar olmasa da tarihte de zaman zaman Machiavelli’ye çeşitli maskeler takılmıştır. Öyle ki tarihten bu yana bu konuda araştırma yapanlar dahi onu kendi çıkarları, deneyimleri ve tanık oldukları olayların ışığında yeniden okumuş ve yorumlamıştır. Herkes kendi çıkarları ve kendi siyasi, ideolojik amaçları doğrultusunda, Machiavelli’yi eğip bükmüş ve kullanmıştır. Öyle dönemlere şahit olunmuştur ki, bu dönemlerde Machiavelli çatışma halinde tarafların birbirlerine karşı savurduğu bir silaha bile dönüşmüştür. Şurası açık ki tarafların her biri kendi içinde vardıkları Machiavelli’yi kullanmaktaydı. Kısacası herkes kendi aynasından onu tanır veya tanıdığını zannedip kendine bakar. Bir başka deyişle: “bana Machiavelli’ni söyle sana kim olduğunu söyleyeyim”.

Makyavelizm’e gelince, neredeyse her “-izm” başlığında karşımıza çıkan bir sorunsaldan söz etmek gerektir. “-izm”ler olmayacak olanı meşrulaştırma teşebbüsüdür. Makyavelizm teriminden ise Machiavelli’nin ve öğretilerinin siyasi uygulamalar ve mücadelelerdeki kullanımı anlaşılır. Bu terim mahiyeti itibariyle, statüko sahipleri tarafından uygulanan, pek çok kez eleştirilebilir seçim ve davranışları haklı göstermek adına, ama aynı zamanda da rakiplerin davranış ve seçimlerini eleştirmek ve onları şeytanlaştırmak için kullanılır. Makyavelizm terimi iktidar sahiplerinin devlet için yararlı gördükleri hareketlerinin (hikmet-i hükümet) tamamen yasal olduğunu belirten bir siyasi ilke olarak tedavüle sokulmuştur.

Makyavelizm hakkında 2 farklı kabul vardır: İlki yüzyıllar boyunca kötü olan ne varsa Machiavelli’nin adını referans alanlar (onu şeytan, eserlerini ise şeytan eliyle yazılmış olarak gören rahipler de dahildir), ikincisi ise onun öğretilerini (ya da ona atfedilen öğretileri), yaptıklarına ve yapacaklarına esas alanlar hatta bunu geliştirmekten dahi bahsedenlerdir. Ancak Machiavelli’nin düşünce ve öğretilerini gerçekten araştıran, kendi kişisel düşüncelerini, siyasi kuramlarını ve küresel düzen hakkındaki görüşlerini pekiştirmek ya da desteklemek için çalışanlar da yok değildir. Bu anlamda gösterilen ihtiyat Makyavelizm’den farklı bir kavramın varlık sebebidir: Machiavelliano (Machiavelli’ye ait).

Machiavelliano, Machiavellico ve Machiavellista

Machiavelliano kuramı doğrudan Machiavelli’nin olandır. Gerçekten onun düşündüklerine, yazdıklarına atıfta bulunulur; eklemeler çıkarmalar dolayısıyla aslını değiştirmek söz konusu değildir. Machiavellico (Machiavellice, kurnazca) ve Machiavellista (Makyavelist, hileci) terimleri ise günlük dilde gizli tezgahlar, entrikalar ve yalanlarla damgalanmış olan kurnaz ve aldatıcı bir davranışa dikkat çekmek için kullanılır. Bu iki yolun takipçilerinin karakteristiği, varsaydıkları Machiavelli öğretisi ve ahlak kurallarını hiç sorunsuz kendi çıkarlarını elde etme yolunda ortaya koymaları konusunda benzeşir. Belki de Machiavelli gerçekten varsaydıkları öğretileri benimsemişti, bunu bilemeyiz fakat bildiğimiz şu ki: onun sahip olduğu fikriyatın (ahlaki normlara aykırı olarak nitelendirilebileceklerin dahi) ‘halefleri’ tarafından yanlışlarını meşrulaştırma aracı olarak görülmemesinin gerekliliğidir.

Machiavelli’nin siyasete bir tür ahlak dışılığı katmış olması da tartışma konularındandır. O, 15. Pasajda hükümdarın nasıl iyi olmayacağını öğretmeye koyulduğunu söyler. Kimileri tüm bu kötü sahneleri reddedip Machiavelli’nin halka böyle hükümdarlara karşı önlem alması gerektiği için bunları yazmış olduğunu söylese de ekseriyet bu işin gerçekten hükümdara ithafen olduğu kanısındadır. Bu noktada Machiavelli kötülüğün hocası olmuştur.

Yukarıda ele aldığımız gibi o, iyiyi erdemi ve ahlakı reddetmemekte, yeniden tanımlamaktadır. Başlıca farklılık ise Machiavelli’nin vırtusunu siyasal kuruluş, rejim değişiklikleri ve birçok istisnai durumlara yerleştirmek istemesidir. Bu anlamda, onu farklı kılan uç durumları normal durumlar gibi kabul edip ahlakı bu uç durumlara uydurmasıdır. Bu istisnai durumları normalleştirme ve onları siyasetin doğasına entegre etme çabası da unutulmamalıdır. Son tahlilde, Machiavelli’nin iyiyi kurmak için bir kötüye ihtiyaç olduğunu ve rejimlerin kurulması için cani ve soğukkanlı hesaplamaların olması gerektiğini düşünmesi göz ardı edilmemelidir. Nitekim o bu durumdan: “Eğer siyasal yaşamın sorumluluklarını Kabul edemiyorsanız, eğer ellerinizi kirletmeye katlanamıyorsanız, şiddeti ihaneti ve hatta cinayeti kaldıramıyorsanız öyleyse kenara çekilin. Bazen adalet de denilen yüce gönüllü masumiyetinizi devlet yönetiminin gerekleri üzerine dayatmayın” şeklinde bahsetmiştir. Kısacası ona göre siyasal oyuna katılmak için ellerin kirlenmesi şarttır.

Enes KOŞAR

Kaynakça:

  • Machiavelli, Makyavelizm ve Modernite
  • Hükümdar
  • Siyaset Üzerine Konuşmalar
  • Steven B. Smith / “Yeni Yollar ve Düzenler: Makyavel, Hükümdar”

About Author

Istanbul Medeniyet Univ. Political Sciences Balkan Studies httpnettd[at]gmail.com

Leave A Reply