İNCELEME: İSTANBUL’A BİR KENT KONDU – ÜMRANİYE

0

KİTAP İNCELEMESİ
İSTANBUL’A BİR KENT KONDU: ÜMRANİYE
Sema Erder, 5. Baskı, İletişim Yayınları, İstanbul, 2013, 310 sayfa 

İstanbul, 1950li yıllardan itibaren yurdun genelinden göç almaya başlamış ve bugün 15 milyonluk nüfusu ile dev bir metropol haline gelmiştir. 1970ler itibariyle yoğunlaşan göç hareketleri ile birlikte nüfusu hızla artan İstanbul, yıllar içinde “gecekondulaşma” sorunu ile karşı karşıya kalmıştır. 1990’lı yıllara gelindiğinde İstanbul için çok önemli bir sorun haline gelmiş “gecekondu” yerleşimlerinden biri de Ümraniye olmuştur. Bu sorunun yoğun biçimde kendini gösterdiği bu yıllarda Sema Erden tarafından yapılan ve daha sonra kitaplaştırılan alan araştırması o günün şartlarını anlamak için günümüze gelen önemli eserlerden biri olmuştur (Araştırma 1991 yılında tamamlanmış, kitap ise 1996 yılında yayınlanmıştır.). Planlı ve imarlı gelişen merkezlerin çevrelerinde oluşan gecekondu yerleşimlerini bize burada yaşayan kişiler tarafından gösteren bu kitap, burada yaşayanların oluşturduğu sosyal katmanları ve kentteki ilişki ağlarını incelemeyi hedeflemiştir.

Ümraniye bağlamında gecekondulaşma, iç göç, kentlilik, yerellik, hemşerilik gibi olgulara yönelik cevaplar arayan kitabın dayandığı alan araştırması 3 seviyede gerçekleşiyor. Birinci seviyede  yazar merkez ve çevre bölgelerde görev yapan muhtarlar inceliyor. Yazar, muhtarlardan görev yaptıkları bölgelerin tarihi, nüfus özellikleri, kurucu yerleşimcilerin özellikleri muhtarlığa gelen şikâyet tip ve yoğunlukları gibi bölgeyle alakalı bilgiler edinmiş ve ardından muhtarların geçmişleri, kentteki ilişki ağları, muhtarlıktan önceki meslekleri ve muhtar olmaktaki saikleri gibi muhtarların kişisel bilgileri derlemiştir. Eserde İkinci düzeyde meclis üyelerinin kökenleri, uğraştıkları işler, eğitim durumları, Ümraniye’ye bakışları incelenirken üçüncü düzeyde ise Atatürk, İnkılap ve Kazım Karabekir mahallelerinden belirlenen 152 hanede yapılan araştırma oluşturmaktadır. Diğer düzeylere benzer biçimde burada yaşayan ailelere kökenleri, iş ve eğitim durumları ile Ümraniye hakkında görüşleri sorulmuştur. Yapılan bu alan araştırması ile Ümraniye’de ikamet eden vatandaşların içinde bulundukları “tabakalar” anlaşılmaya çalışılmıştır.

1950’lerden itibaren dalgalar halinde kitlesel göç hareketine mekân olan Ümraniye’nin, bir kısmı imar edilirken, önemli bir kısmında ise “gecekondulaşma” vuku bulmuştur. Ancak Ümraniye’ye göç eden, burayı kendine bir yaşam alanı olarak belirleyen insanların oluşturduğu tabakalar bu mekânsal ayrımdan (gecekondu olan yada olmayan) ibaret olmamıştır (s.289). Araştırma oldukça heterojen bir yapıya sahip olan bu yeni yerleşim yerinde yaşayan insanların köken, eğitim durumu, meslek, hemşerilik gibi bağlamlarda gözler önüne sermiştir.

1991 yılında yapılan bu araştırma kentin sosyal tabakalarını incelerken diğer taraftan bizlere kentin tarihi, kurulma süreci, konumu, ihtiyaçları ve hali hazırdaki durumu noktasında önemli bilgiler aktarmaktadır. Kitap bizlere belediye başkanının ifadesiyle “kaçak bir kent” olan Ümraniye’nin arazi ve konut üretimi noktasında yaşadığı sorunları, gecekondulaşmayı, “arazi mafyası” olgusunu, altyapı ve üstyapı sorunlarını tüm netliği ile aktarmaktadır.

Ümraniye araştırmanın yapıldığı yıllardan bugüne geçen yirmi yedi yıl içerisinde oldukça önemli değişikliklere maruz kalmıştır. Özellikle kentsel dönüşüm bağlamında gecekondu yerleşimleri ortadan kalkmıştır. Özellikle çevre bölgelerinde hala sorunları bulunsa da o günden bugüne kent altyapı ve üstyapı bağlamında önemli bir değişim yaşamıştır. Araştırmanın yapıldığı yıllar içerisinde Ümraniye’ye bağlı yerleşim yerlerinden bazıları Ümraniye’den ayrılarak yeni belediyelerin merkezleri haline gelmiştir (Çekmeköy, Sarıgazi gibi). Toplumsal anlamda hala heterojen bir yapıya sahip olsa da toplumun bugün araştırmanın yapıldığı günden farklılaştığını not düşmek gerekir. Kitabı okurken bu değişimlerin göz ardı edilmemesinde fayda görüyorum.

Ümraniye bağlamında kitlesel göçü, kentleşme ve gecekondulaşma süreçlerini; Ümraniye’de yaşayan insanların oluşturduğu katmanları ve sosyal ilişkilerini ortaya koyması nedeniyle eser literatürde önemli bir yere sahip. Kitap okuyucularına gecekondulaşma ve kentleşme sürecindeki Ümraniye’yi tahayyül etmek noktasında oldukça yeterli bilgiler sunuyor. İstanbul’da kitlesel göçlerin yaşandığı ve gecekondulaşmanın yoğunlaştığı bu dönemi anlamak adına önemli bir çalışma olan bu kitabı kente ve sosyolojiye ilgi duyan kişilere tavsiye ederim.

Ertuğrul YEŞİLKAYA

About Author

Ertuğrul YEŞİLKAYA

Uluslararası İlişkiler mezunu, Kamu Yönetimi Yüksek Lisans öğrencisi ertyesilkaya@gmail.com

Leave A Reply