2000’Lİ YILLARDA TÜRKİYE-İRAN ARASI DIŞ TİCARET İLİŞKİLERİNİN SEYRİ

1

 

TÜRKİYE – İRAN İLİŞKİLERİNİN GEÇMİŞİNE GENEL BİR BAKIŞ

İran ve Türkiye tarih boyunca hem rekabet hem karşılıklı işbirliği ilişkilerine dayalı münasebetler içerisinde bulunmuş iki kadim devlettir. Dönem dönem iki devlet arasındaki ilişkilerin seyri olumlu/olumsuz değişiklikler gösterse de ticari ilişkiler hiçbir zaman tamamen kopmamıştır. 2000’li yıllarda iki ülke arasındaki ticari ilişkilerde gelişim meydana gelmiş olsa da ABD ve AB devletlerinin İran’a uyguladığı yaptırımlar sebebiyle iki ülke arasındaki ticari ilişkilerde dalgalanmalar olmuştur.

Türkiye, enerji üreticisi ve tüketicisi olan ülkeler arasında stratejik öneme sahip bir geçiş güzergahı konumundayken; İran ise, petrol ve doğalgaz gibi zengin kaynaklara sahip ve dünya enerji rezervlerinin önemli bir payını elinde bulundurmaktadır. İran’ın en önemli gelir kaleminin petrol, doğalgaz olması ve Türkiye’nin İran’dan yüksek miktarda enerji ithal etmesi iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin önemini arttırmaktadır. Türkiye ve İran arasındaki dış ticaret hacminin sürekli artış haline olması ve bilhassa iki ülkenin de belirli dönemlerde ticari yaptırımların hedefi olmaları sebebiyle birbirleri ile dış ticareti her iki ülke açısından da önem kazanmaktadır.

Osmanlı ve Safevi devleti arasında uzun süre çekişmeler olmuş fakat iki devlet arasındaki bu mücadeleler 1639’da Kasr-ı Şirin Anlaşması’nın imzalanması ile son bulmuştur. İki ülke tarih boyunca mezhepsel, ideolojik ve jeopolitik sebeplerle gerilim yaşamış olsalar da 1639’da imzalanan Kasr-ı Şirin Anlaşması’ndan bugüne kadar İran ve Türkiye’nin sınırları hiç değişmemiştir (Özbey, 2019). Cumhuriyet döneminde iki ülke arasında bölgesel güvenlik ve istikrarın devam etmesi ve dış aktörlerin bölgeye müdahalelerinin önlenmesi amacıyla Sadabat ve Bağdat Paktları imzalanarak işbirliği yoluna gidilmiştir (Başaran, 2022).

1979 yılında gerçekleşen İslam Devrimi’ne kadar süren Pehlevi Şah Dönemi’nde İran, Batı ile müttefik bir devletken 1979’da gerçekleşen devrim ile Amerika ve Batı karşıtı bir rejim kurulmuştur. Devrim sonrasında Amerika ve Batılı güçler bölgede en önemli müttefiklerini kaybetmiş ve Batı’nın menfaatlerine karşıt politikalar izleyen bir rejim ile karşı karşıya kalmışlardır. 90’lı yıllarda ABD, İran’a bazı kısmi yaptırımlar uygulasa da bu yaptırımlar İran’da rejimi değiştirme amacına ulaşamamıştır. 2006’da ABD’nin baskıları ile İran’a yaptırım konusu  Birleşmiş Milletler’e taşınmış ve bu tarifte uygulamaya konulan BM yaptırımlarının kapsamı 2010 yılından itibaren artırılarak devam etmiştir.

Türkiye ve İran arasındaki ilişkilerin rekabet ve gerilim yönünün aksine komşuluk ilişkilerine dayalı bir dostluk yönü de vardır. Bölgesel güç konumunda olan bu iki devletin ilişkileri tarih boyunca inişli çıkışlı bir şekilde seyretmiştir. İlişkiler belirli dönemlerde olumsuz yönde ilerlemiş olsa da diplomatik yollar her zaman açık olmuştur (Küntay, 2021). İki ülkenin komşuluk ilişkisi iki ülke arasındaki ticari ilişkileri de beraberinde getirmiştir. 2000 yılından itibaren karşılıklı ziyaretler, işbirlikleri ve ekonomik ilişkilerin artmasıyla iki devlet arasında belirgin bir yakınlaşma olmuştur (Kellner & Djalili, 2017). Ortadoğu’nun bazı bölgelerinde zaman zaman karşı karşıya gelmiş olsalar da Türkiye uluslararası arenada İran’a yönelik yaptırımların karşısında durmuş ve İran’a desteğini yinelemiştir. Özellikle Irak ve Suriye’de mezhepsel ve politik saiklerle rekabet halinde olsalar da dış müdahalelere karşı işbirliği ve diyalog yolunu da sürdürmüşlerdir. Amerika Birleşik Devletleri’nin Suriye’yi şekillendirme isteğine karşılık Türkiye, İran ve Rusya; Suriye Krizi’ne yönelik Astana Süreci’ni başlatmışlardır. Aynı zamanda 2017’de Amerika, bölgedeki müttefiki Suudi Arabistan ile birlikte Katar’da Amerikan yanlısı bir hükümet kurma çabalarına karşı Türkiye ve İran ortak tutum geliştirmişlerdir.

TÜRKİYE VE İRAN ARASINDA DIŞ TİCARET

2000’li yıllarda Türkiye-İran arası dış ticaret rakamlarındaki yıllara göre dalgalanmaların en büyük sebebi ABD, AB ve BM’nin İran’a ve İran ile ticaret yapan şirketlere, ülkelere uyguladığı yaptırımlar olmuştur. ABD’de cumhuriyetçilerin ve demokratların sırayla iktidara gelişi İran’a karşı yaptırım kararlarını etkilemiştir. ABD’nin yaptırım kararları İran ile ticaret yapan tüm ülkeler için belirleyici bir unsur olmuştur. Cumhuriyetçi hükümetler İran’a yönelik daha rijit politikaları tercih ederken demokrat hükümetler diyaloğa açık yöntemler izlemişlerdir. Benzer şekilde İran dış ticaretine etki eden unsurlardan biri de İran’daki hükümet değişimleridir. İran’da muhafazkar kanat, Amerika ve müttefikleri ile ilişkileri tamamen kesmek ve hiçbir taviz vermeme taraftarıyken; reformist kanat ise Amerika ve Batı ile daha yapıcı bir diyaloğu ve ulusal menfaatlere yönelik ilişki kurulmasını savunmaktadır. Her iki ülkede dış ticareti etkileyen bu değişimlerin ticaret hacmine etkileri aşağıdaki tabloda açıkça gözükmektedir.

TÜRKİYE’NİN İRAN İLE 2000-2021 ARASI DIŞ TİCARETİ (MİLYAR DOLAR)
YILLAR İHRACAT İTHALAT HACİM DENGE
2000 235 785 815 730 1 051 515 -579 945
2001 360 536 839 800 1 200 336 -479 264
2002 333 962 920 972 1 254 934 -587 010
2003 533 786 1 860 683 2 394 469 -1 326 897
2004 813 031 1 962 059 2 775 090 -1 149 028
2005 912 940 3 469 706 4 382 646 -2 556 766
2006 1 066 902 5 626 610 6 693 512 -4 559 708
2007 1 441 190 6 615 394 8 056 584 -5 174 204
2008 2 029 760 8 199 689 10 229 449 -6 169 929
2009 2 024 546 3 405 986 5 430 532 -1 381 440
2010 3 044 177 7 645 008 10 689 185 -4 600 831
2011 3 589 635 12 461 532 16 051 167 -8 871 897
2012 9 921 602 11 964 779 21 886 381 -2 043 177
2013 4 456 195 10 545 622 15 001 817 -6 089 427
2014 4 142 394 10 076 091 14 218 485 -5 933 697
2015 4 115 205 6 162 029 10 277 234 -2 046 824
2016 5 462 154 4 800 638 10 262 792 661 516
2017 3 860 566 7 607 956 11 468 522 -3 747 390
2018 2 765 863 7 040 696 9 806 559 -4 274 833
2019 2 737 240 3 608 219 6 345 459 -870 979
2020 2 253 118 1 192 718 3 445 836 1 060 400
2021 2 770 743 2 823 680 5 594 423 -52 937
Kaynak: TÜİK’in dış ticaret verileri kullanılarak hesaplanmıştır.

 

 Yukarıdaki tabloda Türkiye ve İran’ın 2000-2021 yılları arasında ihracat-ithalat rakamları verilmiştir. Türkiye uluslararası arenada İran’a yönelik yaptırımlara her zaman karşı dursa da yaptırım kararlarına konjonktürel dengeyi korumak adına, dönem dönem, kısmen uymak zorunda kalmıştır.

2009 yılında ABD’de demokrat kanadın adayı Barack Obama, 2013’te ise İran’da reformist kanadın adayı Hasan Ruhani’nin iktidara gelmesiyle ilişkiler olumlu yönde seyretmiş; 2016’da görüşmeler sonucunda iki ülke arasında anlaşma imzalanmıştır. Amerika ve İran arasında 2016’da imzalanan anlaşma ile yaptırımlar askıya alınmış ve İran dış ticarette elini güçlendirmiştir. Fakat 2017’de ABD’de cumhuriyetçi aday Donald Trump’ın başkan seçilmesi ile ilişkiler yeniden tersine dönmüştür. 2018’de ABD, imzalanan anlaşmayı tek taraflı feshederek yaptırımları yeniden devreye sokmuştur.

Tabloya bakıldığında 2000 yılından itibaren dönem dönem artış eğilimi gösteren ticaret hacminin 2017 itibariyle düşüşe geçtiği görülmektedir. Ayrıca verilere bakıldığında iki ülke arasında ithalat-ihracat Türkiye aleyhinde bir dengesizliğinin olduğu görülmektedir. İthalat ve ihracat arasındaki uçurum çoğu dönemde fazlasıyla yüksektir. 2020 ve 2016 yılları haricinde dengesizlik Türkiye aleyhine olmuştur. Ticaret hacmi büyürken dengesizliğin Türkiye aleyhine var olması Türkiye’yi ticarette İran’a daha fazla bağımlı hale getirmektedir.

Süreç içerisinde Türkiye ve İran dış ticarette işbirliğini geliştirmek için çeşitli anlaşmalar imzalamıştır. Dış ticaretin geliştirilmesi amacıyla, 2014’de Tercihli Ticaret Antlaşması imzalanmıştır. Bu anlaşma ile iki devlet arasındaki tarifelerin indirilmesi, tarife dışı engeller ile tarife benzeri engellerin ortadan kaldırılması, adil rekabet koşullarının oluşturulması, güvenli bir ortam tesis edilmesi ve ticaretin çeşitlendirilmesi amaçlanmıştır (Özbey, 2019). Bu anlaşma kapsamındaki ürünlerin Türkiye’nin ihracatında büyük payını oluşturan ürünler olduğu bilinmektedir. Aynı zamanda iki ülkenin tavizleri doğrultusunda imzalanan bu anlaşma karşılıklı çıkarlara uygun olması ve iki ülkenin karşılıklı birbirine kolaylık sağlaması açısından önemlidir (Usta, 2019).

2000’Lİ YILLARDA TÜRKİYE’NİN İRAN’A İHRACATI

2000’li yıllarda Türkiye ve İran ortak işbirliği planları çizmiş ve hedeflere ulaşmak adına en önemlisi Tercihli Ticaret Anlaşması olmak üzere bazı anlaşmalar imzalamışlardır. İran pazarlarının o dönem yabancı yatırımcılara kapalı olması ve aynı zamanda henüz Dünya Ticaret Örgütü üyesi olmaması Türkiye’nin İran’da talep gören sanayi ürünleri için iyi bir ihracat fırsatıydı (Türksoy, 2021).

Türkiye’nin İran’a ihracatı 2002 ve 2009’da durgunluk gösterse de 2012’ye kadar ciddi bir şekilde devam etmiştir. 2000 yılında 236 Milyon Dolar olan ihracat 2012 yılında 9 Milyar 922 Milyon Dolar seviyesini görerek yaklaşık 40 katına ulaşmıştır. 2013 yılından itibaren ihracat seviyesinde çok büyük değişimler gözlemlenmemesine rağmen 2017 yılından itibaren ihracat miktarı düşüşe geçmiştir.

İran’a ihracatta rekor seviyenin 2012 yılında gerçekleşmiş olduğu görülmektedir. 2012 yılındaki İran’a yönelik ciddi miktarda ihracat artışının arkasında yatan asıl sebep ise; Türkiye’nin İran’dan ithal ettiği enerji karşılığında İran’a bedeli transfer edemediği için Türk Lirası ile ödeme yapması ve İran’ın da Türk Lirası’nı altına çevirmesidir. Altın ihracatı petrol ve doğalgaza karşılık bedelin ödenmesi için yapılmış ve takas işlemi olarak gerçekleşmiştir (Sarıaslan, 2013).

2020 yılında Türkiye’nin İran’a yaptığı ihracatın değeri yaklaşık 2,2 Milyar Dolar olarak kaydedilmiştir. 2019 yılına göre bu rakam ihracatta yaklaşık %18’lik bir azalmayı göstermektedir. ABD yaptırımlarının başlamasından önceki 2017 yılı ihracat rakamına bakıldığında, 2020’deki ihracat değeri %42’lik bir azalma görülmektedir. Son 9 yılda ihracat değeri 2016 yılında en yüksek rakam olan 5,462 Milyar Dolar’a ulaşmıştır. 2020 yılındaki ihracat değeri 2016 yılındaki ihracatın sadece %41’ini oluşturmaktadır (Aslan, 2021).

Veri tablosunda da net olarak görüldüğü gibi, Türkiye’nin ihracatı 2017’den bu yana (2022) olumsuz eğilim sergilemiştir. ABD’nin anlaşmadan tek taraflı çekilmesi ve yeniden İran’a yönelik yaptırımları uygulamaya almasıyla, Türkiye’nin İran’a ihracatı önemli ölçüde azalmıştır. 2017 yılı ihracat rakamını referans aldığımızda, 2018’den 2020’ye Türkiye’nin daha düşük ihracat seviyesinden kaynaklanan toplam kayıp yaklaşık 3,5 Milyar Dolar değerindedir. Ayrıca burada verilmese de İran’daki yaptırımlar ve ekonomik sorunlar nedeniyle Türkiye de önemli miktarda turizm geliri kaybetmiştir (Aslan, 2021).

ABD’nin tekrar uygulamaya konulan yaptırımları, İran ile ticaret yapmaya devam eden girişimcilerinin ABD pazarına mal satmasını yasaklaması sebebiyle, birçok Türk iş adamı risk almaktan çekinmiştir. Ayrıca ABD yaptırımları uluslararası para transferlerini zorlaştırdığı için iş adamları İran’a para gönderememekte ve İran’a mal satarlarsa tahakkuk eden parayı almakta da ciddi sıkıntılar yaşamaktadırlar. Bu iki sorun nedeniyle, yaptırımlar kapsamında başta petrol gibi doğrudan hedeflenen ürünler dışındaki birçok ürünün de ticaretinde para transferlerindeki zorluklar nedeniyle hızlı bir düşüş yaşanmıştır. Ayrıca COVID-19 pandemisi nedeniyle, Türkiye-İran sınırındaki gümrük kapıları birçok ülkede olduğu gibi bir süreliğine kapatılmış ve bu da ticari ilişkileri olumsuz yönde etkilemiştir (Aslan, 2021).

2020 ve 2021 yılları Türkiye ile İran arasındaki ticaret verilerine bakıldığında 2020 yılına göre hem ithalat hem de ihracat rakamlarında bir toparlanma olduğu görülmektedir. 2020 yılında 2,2 Milyar Dolar olan düzeyindeki ihracat 2021 yılında 2,7 Milyar Dolar düzeyine çıkarak artış eğilimi göstermiştir.

2000’li yıllarda ihracat seviyesindeki artışın yanı sıra ihraç edilen malların çeşitliliğinde de ciddi bir artış olmuştur. Temel ihraç malları değişmezken, bu mallara ek olarak yeni kalemler eklenmiştir. Bu dönemdeki başlıca ihraç kalemleri demir-çelik, motorlu taşıt ve araçları ile traktör parçaları ve aksesuarları, orman ve orman ürünleri, tütün ve işlenmiş tütün mamulleri, cam ve züccaciye ürünleri, dokuma kumaştan oluşmaktadır (Sarıaslan, 2013). Türkiye’nin İran’a ihracatında son yıllarda ürün itibarıyla işlenmiş tütün, kağıt/karton tabakalar, oto yedek parça, çinko cevheri, çocuk bezi/hijyen eşya ve halılar ile tişörtler ilk sıralarda yer almaktadır.

Öteki taraftan İran’da yatırıma önemli teşvikler vardır. Yeni düzenlemeler kapsamında yabancı sermayenin bir İran şirketi ile ortaklığı belli bir yüzde ile sınırlandırılmamış, yabancı sermayenin ülkeye giriş ve çıkışında serbest piyasa kurunun geçerli olması garanti altına alınmış, yabancı şirketler için vergiler %60’lardan %20’lere indirilmiş, ayrıca yatırım yapılan bölgelere göre 10–15 yıllık vergi muafiyeti dönemleri öngörülmüştür. Diğer taraftan, yatırımın İranlı bir ortakla gerçekleştirilmesi halinde yatırımın mahiyetine göre %80’ine varan oranlarda İran yatırım mallarının ithalatı, gümrük vergisinden muaf tutulmuştur. Yaklaşık 510 Dolar civarındaki işçi maliyetlerinin 440 Dolar’a kadar olan bölümü vergiden muaf, bu sınırı aşan kısmı ise %10 vergiye tabidir (Ticaret Bakanlığı, 2020).

2000’Lİ YILLARDA TÜRKİYE’NİN İRAN’DAN İTHALATI

Türkiye’nin İran’dan ithalat rakamlarını incelediğimizde 2000 yılından 2009 yılına kadar ithalat seviyesinin yüksek olduğunu gözlemlemekteyiz. 2009 yılında ise ekonomik krizin etkisiyle ithalat miktarında ciddi bir düşüş meydana gelmiştir. 2009 sonrası dalgalanarak devam eden ithalat seviyesi 2011 yılında 12,4 Milyar Dolar ile rekor seviyeyi görmüştür. Yaptırımların etkisiyle son yıllarda ciddi bir düşüş gözlemlenmektedir.

Türkiye’nin İran’dan ithalatında da son dört yılda önemli ölçüde azalma eğilimi görülmüştür. Yaptırımlardan önce İran, Türk rafinerileri için en önemli ham petrol tedarikçisi konumundayken; Türk rafinerileri, yaptırımların yürürlüğe girmesinden sonra İran petrolünü satın almayı durdurmuştur. Verilerde de görüldüğü üzere, Türkiye’nin İran’dan ithalatı 2017 yılında yaklaşık 7,6 Milyar Dolar iken 2020’de yaklaşık 1,2 Milyar Dolar seviyesine gerilemiştir. İran’ın sunduğu düşük nakliye maliyetleri ve makul indirimler nedeniyle Türk rafinerileri de İran dışında alternatif kaynaklar aramak zorunda kalarak bazı maddi kayıplarla karşı karşıya kalmışlardır (Aslan, 2021).

2020 ve 2021 yılları Türkiye ile İran arasındaki ticaret verilerine bakıldığında 2020 yılına göre hem ithalat hem de ihracat rakamlarında bir toparlanma olduğu görülmektedir. 2020 yılında 1,1 Milyar Dolar düzeyindeki ithalat 2021 yılında 2,2 Milyar Dolar düzeyine çıkarak artış eğilimi göstermiştir.

2000-2021 arası dönemde Türkiye’ye ihraç edilen bir dizi endüstriyel ve tarımsal emtia için gümrük vergilerinin azaltılmasına ve iki ülke arasında ticareti teşvik etmeye yönelik bir takım politikalar izlenmiştir. İki ülke arasında yatırımları teşvik etmek, korumak ve ihracat ve ithalatta çifte vergilendirmeyi önlemeye yönelik anlaşmalar imzalanmış ve 2005 yılında uygulamaya konulmuştur. İmzalanan anlaşmalar yatırımcıların pozisyonlarının ve mülklerinin ev sahibi ülke tarafından korunacağına dair karşılıklı güvence vermiştir (Türksoy, 2021).

İran dünya petrol ve doğalgaz rezervlerinde çok önemli bir paya sahiptir. İran ekonomisi için en büyük etki sahibi olan iki kalem; petrol ve doğalgazdır. Türkiye’nin İran’dan ithal ettiği kalemlere baktığımızda da en yüksek paya sahip olarak petrol ve doğalgaz kalemlerini görmekteyiz. İran’ın geliri büyük oranda petrol ve doğalgaz ihracatına bağlıdır. Uzun süredir devam eden ve son yıllarda ağırlaşan yaptırımlar İran ekonomisinin büyümesine engel olmuştur. İran Riyali değer kaybederken, döviz kurlarında yükselme olmuş ve bununla beraber fiyatlar da artmıştır. Dövizdeki artış ithal girdi ve hammadde ile üretim yapan İran için maliyet artışına ve enflasyona sebep olmuştur (DEİK, 2017).

Türkiye’nin doğalgaz tedariğinde İran ikinci tedarikçi, petrol tedariğinde ise birinci tedarikçi konumundadır. Türkiye’nin enerji sektöründe İran’a bağımlılığı bulunmaktadır. Ayrıca Türkiye’nin sürekli artan enerji ihtiyacı iki ülke arasındaki ilişkileri ve ticareti önemli kılmaktadır (Kekevi, 2016). Doğalgaz ve petrol ürünlerinin dışında İran’dan ithal edilen ürünlere göz atıldığında, işlenmemiş çinkodan alüminyumlara; kabuklu meyvelerden, bakır ve döküntü hurdalara kadar bir ticari hacmin olduğu görülmektedir (Usta, 2019).

DIŞ TİCARET PERSPEKTİFİNDEN TÜRKİYE VE İRAN EKONOMİLERİ ANALİZLERİ

 SWOT ANALİZİ

SWOT analizi bir yöneticinin karar verme ve uygulayacağı yöntemleri belirleme sürecinde en çok kullanılan analiz yöntemlerinden biridir. Bu yöntem bir işletme ya da bölgenin yönetim stratejileri ve gelecekteki potansiyellerini anlamak için kullanılan en yaygın yöntemdir. SWOT tekniğinin amacı içsel ve dışsal etkenleri göz önünde bulundurarak en etkili ve verimli bir şekilde fırsatları değerlendirmek ve tehditlerden kaçınmaktır (Latifli, 2016). Strateji yönetiminde en önemli değerlendirme tekniklerinden biri olan SWOT tekniği, organizasyonun iç ve dış çerçevesindeki olumlu ve olumsuz yanları detaylı bir şekilde incelemeyi sağlayan bir analizdir (Certo, 1994).

SWOT tekniği genellikle bir planı geliştirme ya da sorunu tanımlama veya çözüm bulma süreçlerinde uygulanmaktadır. SWOT tekniği hem ülke yönetimi ve ekonomisi hakkında hem de yerli ve yabancı yatırımcılar hakkında bilgi vermektedir. Bir işletme, ülke veya ülke ekonomisinin başarılı sayılması için, iş tanımının yapılabilmesi, gerçekleşmesi planlanan amaçlar ve bu amaçlara yönelik stratejilerin ortaya konulması gerekmektedir (Latifli, 2016).

Bu analiz uygun ve doğru kullanıldığında çok önemli bir araç olabilmektedir. Dört bölümden oluşan SWOT analizinin ismi de kendisini oluşturan bu dört bölümün baş harflerinden oluşmaktadır. Bu bölümler sırasıyla; Strength (Güçlü Yönler), Weaknessess (Zayıf Yönler), Opportunities (Fırsatlar) ve Threats (Tehditler)’dir.

  POZİTİF FAKTÖRLER NEGATİF FAKTÖRLER
İÇSEL FAKTÖRLER GÜÇLÜ YÖNLER ZAYIF YÖNLER
DIŞSAL FAKTÖRLER FIRSATLAR TEHDİTLER

 

SWOT stratejileri planlama ya da politikaları oluşturma tekniği olarak ulusal, bölgesel ve kurumsal planlamalarda kullanılmaktadır. SWOT analizindeki iç faktörler yönetim tarafından kontrol edilebilir ve müdahale edilebilir olması ile birlikte dış faktörler yönetimin kontrolünde değildir (Ghazinoory, Abdi, & Azadegan-Mehr, 2011).

Dış ticaret perspektifinden Türkiye ve İran’ın SWOT analizi aşağıda dört bölümde değerlendirilmiştir; Bunlar: Güçlü Yönler (Strenghts), Zayıf Yönler (Weaknesses), Fırsatlar (Opportunities) ve Tehditler (Threats)’dir. Bu değerlendirmeyle hem ülkelerin mevcut durumları ortaya çıkmakta hem de geleceğe yönelik olumlu ve olumsuz unsurların değerlendirilmesine imkan vermektedir. Bu yöntem ile iki ülkenin ekonomilerinde ve dış ticaretlerinde güçlü ve zayıf yönleri, fırsat ve tehditleri değerlendirilmektedir.

Türkiye Ekonomisi ve Dış Ticareti’nin SWOT Analizi 

Güçlü Yönler:

  • Rekabete açık serbest piyasa avantajı.
  • Bölge ülkelerine kıyasla ABD ve AB ülkeleri ile daha olumlu ilişkiler.
  • Batı ve Doğu Bloku ülkeleri arasında izlenen çıkarlara dayalı denge politikası.
  • Yaş ortalaması bakımından artan genç ve dinamik bir nüfusa ve çalışmaya elverişli işgücüne sahip olması.
  • Jeostratejik olarak ticarette önemli bir köprü konumunda olması, Asya ve Avrupa’yı bağlayan köprü görevi, üç tarafının denizlerle çevrili olması.
  • Önemli limanlara ve güzergahlara sahip olması.
  • Ülkeler arası enerji ticaretinde önemli hatları elinde bulundurması.
  • İklimden kaynaklı tarımsal elverişlilik ve ürün çeşitliliğine sahip olması.
  • Havayolu başta olmak üzere lojistik alanında yapılan yatırımlar.
  • Dış ticaret ortakları ile ticaretin artmasına yönelik uygulanan imtiyaz ve teşvikler, imzalanan gümrük birliği anlaşmaları.
  • Yeni enerji kaynaklarının keşfedilmesi.
  • Turizm bölgesi olması ve önemli turist sayısı.

Zayıf Yönler:

  • Yurtiçinde hammadde ve yan sanayi ürünlerindeki yüksek maliyetler.
  • Teknolojik açıdan gelişmiş ülkeleri yakalayamamış olması, bilgi teknolojilerinde eksiklik ve zayıflık.
  • Uzun vadeli planlamaların yapılamaması ya da uzun vadede sürdürebilir olmaması.
  • Siyasal istikrarsızlık ve yüksek enflasyonun sebep olduğu makroekonomik istikrarsızlık.
  • Gelirlerin eşit olmaması ve kişi başına düşen gelirin düşük olması.
  • Ticari ortaklar ile siyasi/diplomatik ilişkilerde istikrarsızlık.
  • Komşu ülkeler ile arasında bulunan çatışma ve gerilim durumu.
  • Bürokrasinin yavaş işlemesi ve formalitelerin fazla olması.
  • Tanıtım ve pazarlama yönünün eksik ve zayıf olması.
  • Araştırma ve geliştirme yönünün eksik ve zayıf olması.
  • Yatırım ve işletme maliyetlerinin yüksek olması.
  • İşgücü maliyetlerinin yüksek olması.
  • Enerji fiyatlarının yüksek olması.
  • Çalışan nüfusun yer yer yetkinliğinin az olması ve bazı sektörlerdeki eleman açıkları.
  • Çalışan nüfusun yabancı dillerde eksik ve zayıf olması.
  • Gümrük ve sınır işlemlerinin verimsiz ve yavaş olması.
  • Gümrük kapılarının sayıca az ve yetersiz olması.
  • Lojistik alanında koordinasyon, kalite eksikliği ve altyapı yetersizliği.
  • Yetersiz yabancı yatırımcı ve sermaye girişi.

Fırsatlar:

  • Türkiye’nin önemli ve stratejik bir coğrafi konumda bulunuyor olması.
  • Dünyadaki elektronik ticaret hizmetinin artması.
  • Teknoloji alanında yaşanan gelişmeler.
  • İhracata yönelik devlet imtiyazları ve teşvikleri.
  • Genç nüfusun teknolojiye, yeniliklere ve girişimciliğe daha yatkın olması.
  • Eğitim seviyesinin sürekli artış halinde olması.
  • Teknoloji düzeyinin sürekli artış halinde olması.
  • Dünya ticaret hacminin gelişmekte olan ülkelere doğru yönelmiş olması.
  • Ticaretin sürekli devam ettiği bir bölgenin merkezinde bulunuyor olması.
  • Bloklar arasında çıkan çatışma ve gerginlikler sonucunda enerji ihtiyacı olan ülkelerin Rusya ve Çin’e alternatif yollar arıyor olmaları ve Türkiye’nin stratejik boru hatlarına ve potansiyel güzergahlara sahip olması.
  • Komşular ve ilişkilerin bozuk olduğu ülkeler ile atılan normalleşme adımları.
  • Bölge ülkeleri arasındaki gelişmekte olan ticari, ekonomik ve diplomatik ilişkiler.
  • Organik tarım ürünlerine yönelik artan ilgiye karşın Türkiye’deki tarım ürünü çeşitliliği.

Tehditler:

  • Kota uygulamaları ve dış ticarette yüksek vergilendirmeler.
  • Bürokratik süreçlerdeki engeller.
  • Dünyayı etkisi altına alan Corona Pandemisi’nin ekonomi ve dış ticarete olumsuz etkileri.
  • Yakın bölgelerde çıkan çatışmalar ve Türkiye’nin çatışmaya taraf edilmek istenilmesi.
  • Komşular ile meydana gelebilecek çatışma ve gerginlik durumu, bu durumun yarattığı kaygı ve güvensizlik.
  • Bulunduğu bölgede çıkabilecek siyasal istikrarsızlık ihtimali.
  • Dönem dönem Türkiye’ye yönelik yaptırım tehditleri.
  • Pazarlardaki yabancı üreticilerin rekabet üstünlüğünün bulunması.
  • Hammadde tedariğindeki meydana gelen sorunların üretimi yavaşlatması.
  • Ekonomideki dalgalı durumun kaygı ve güvensizliğe neden olması.
  • Artış gösteren enflasyon sorunu.
  • Nitelikli işgücünün beyin göçü.
  • Enerji maliyetlerinin yüksek olması ve artış halinde olması.

İran Ekonomisi ve Dış Ticareti’nin SWOT Analizi

Güçlü Yönler:

  • Orta Asya ve Orta Doğu arasında stratejik öneme sahip bir konumunun olması.
  • Fars Körfezi ve Hürmüz Boğazı’na erişiminin olması.
  • Dünya doğalgaz rezervlerinde ikinci sırada önemli bir paya sahip olması.
  • Dünya petrol rezervlerinde dördüncü sırada önemli bir paya sahip olması.
  • OPEC’in (Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü) ikinci en büyük petrol ihracatçılarından biri olması.
  • Petrol ve doğalgaz zenginliği dışında diğer kaynaklar açısından zengin ve güçlü bir tarım sektörüne sahip olması.
  • Komşu ülkelerin pazarlarına kolay erişim sağlayabilmesi.
  • Yabancı yatırımı teşvik ve koruma yasaları ile yabancı yatırımcılara koruma ve iyi koşullar sağlanması.
  • Uygulanan yaptırımlara rağmen rağbet görmesi.
  • Mühendislik alanındaki beceriler ve artan teknolojik düzey.
  • Teknik alanlarda, sanayi ve hizmet sektörlerinde istihdamı artıran yetenekli mezunlara sahip olması.
  • Genç ve dinamik bir nüfus ve işgücüne sahip olması.
  • Mimari, resim, dokuma, çömlekçilik, hat sanatı, metal işleme ve taş işçiliği gibi çeşitli sanatsal disiplini barındırıyor olması.
  • Tarihi bir medeniyet olması sebebiyle rağbet gören turistik alanların olması.
  • Yaptırımlara karşılık olarak Rusya, Çin, Venezuela vb ülkelerle iyi siyasi ve ekonomik ilişkiler geliştirmiş olması.

Zayıf Yönler:

  • Ekonomisinin ve ekonomideki büyümenin petrol ve doğalgaz gibi sınırlı ürünlere bağlı olması.
  • Uluslararası yaptırımların yatırım ve finansman işlemlerini zorlaştırması.
  • Uluslararası yaptırımların teknik ekipman tedariğini zorlaştırması.
  • Uluslararası yaptırımların dış ticarette gerekli para transferlerini engellemesi.
  • Yaptırımlar sebebiyle dış ticarette elinin zayıflaması ve ihraç ettiği ürünleri ucuza ihraç etmek zorunda kalması
  • Yaptırımların sadece uygulandığı sektörlerle sınırlı kalmaması ve dış ticaret ortaklarının yaptırım kapsamında olmayanlar dahil İran’ın tüm mallarından uzak durmaları.
  • Bölgedeki sınırlı sayıda müttefikinin ve fazla düşmanının olması.
  • Sürekli artan enflasyon ve döviz kurlarına müdahale edememe.
  • Yüksek orandaki genç işsizlik.
  • Yaptırımlar sebebiyle ekonomide ani dalgalanmaların gerçekleşmesi.
  • Devlet tarafından işletilen firmaların verimsiz olmaları ve üretim sürecini yavaşlatmaları.
  • Sürekli ve sıkı devlet kontrolleri.
  • Gelişmiş, ileri seviye teknolojiye erişim eksikliği.
  • Operasyonel ve finansal özgürlüğün sınırlı olması.

Fırsatlar:

  • Yaptırımların yumuşatılması veya askıya alınması yabancı yatırımcı akışını beraberinde getirebilir.
  • Yüksek nüfus, eğitimli işgücü ve bastırılmış talep göz önüne alındığında, uzun vadeli ticaret potansiyeli önemlidir.
  • Bölgede rakiplerine kıyasla önemli bir güç olması sebebiyle bölgesel hakimiyeti elde etme ihtimali.
  • Yaptırımların askıya alınması durumunda enerji sektöründen daha etkili verim alınabilme ihtimali.
  • Nüfusun sürekli artması ile konut ihtiyacı doğması gayrimenkul alanında yeni yatırım fırsatlarının önünü açabilir.
  • Yaptırımların askıya alınmasıyla birlikte önemli ölçüde enerji ihracı potansiyeli olması.
  • ABD’nin bölgede yenilgiye uğraması ve işgal ettiği ülkelerden çekilmesi İran’ın elini güçlendirebilir. İki ülke yapıcı diyalog ve anlaşmaya geri dönme yolunu izleyebilir.
  • ABD ve AB yaptırımlarına karşı Rusya, Çin, Venezuela ve hatta yaptırımların daima karşısında olan Türkiye ile alternatif ilişkilerin kurulması.
  • Rusya ile AB arasındaki enerji ticaretinin durması ihtimaline karşın İran, Türkiye boru hatları üzerinden Avrupa’ya yüksek miktarda enerji ihracatı sağlayabilir.
  • Asya ülkelerine enerji ihracı ihtimali.
  • Bölgede ortak çıkarlar doğrultusunda komşular ile işbirliği yapma ihtimali.
  • Tarım için iyi bir iklime sahip olması ve tarım ürünlerin yaygınlaştırılması için temellerin atılması.
  • Enerji sektöründeki teknik ve mühendislik hizmetlerini ihraç etme şansı.
  • Modern teknolojiyi enerji sektöründe petrol ve gaz arama çalışmalarına entegre edebilme ihtimali.
  • Gelişmekte olan ülkelerdeki artan enerji ihtiyacının yeni pazarlar yaratma olasılığı.
  • Dünyada artan petrol ve gaz talebi ve yetersiz kalan enerji arzı.

Tehditler:

  • Özelleştirmedeki sınırlılıklar ve sektörlerin devlet tekelinde olmasının getireceği olumsuzluklar.
  • Artan enflasyonun ve ekonomik dalgalanmanın yabancı yatırımcıları İran pazarından uzaklaştırma ihtimali.
  • Yeniden bir anlaşma sağlanamazsa yaptırımların artarak, yeni yaptırımlarla beraber devam etmesi ihtimali.
  • Yaptırımların, yabancı ticaret ortaklarının enerji sektörüne katılımı için ciddi bir tehdit oluşturması.
  • Yaptırımların devamı halinde yapılan ihracatın bedelini temin etmekte karşılaşılacak engeller.
  • Yaptırımların devamı halinde dış ticaret ortaklarının sadece yaptırım uygulanan sektörlere değil tüm İran mallarının ithalatına karşı çekimser kalması.
  • Dünya petrol fiyatlarında düşüş yaşanması ihtimali.
  • Ülke içindeki etnik zenginliğin bir gerilim durumu oluşturma ihtimali.
  • Rekabet halindeki komşu devletler ililişkilerin olumsuz yöne evrilme ihtimali.
  • Enerji tesislerine yönelik gelebilecek fiziki müdahale tehdidi.
  • İran’ın hem iç politikasında hem dış diplomasisinde istikrarsızlık riski.
  • Bölgedeki Suudi Arabistan gibi siyasi rakip olan petrol üreticilerine karşı rekabette dezavantajlı durum oluşması.
  • Güvenlik tehditleri sebebiyle daha az yatırım.
  • Nitelikli işgücünün beyin göçü.

TOWS MATRİSİ

TOWS Matrisi ismini tıpkı SWOT Analizi gibi; Threats (Tehditler), Opportunities (Fırsatlar), Weaknesses (Zayıf Yönler) ve Strengths (Güçlü Yönler) bölümlerinden almıştır ve bir stratejik değerlendirme aracı olarak geliştirilmiştir. TOWS Matrisi SWOT Analizi ışığında stratejilerin oluşturulması hedefiyle tasarlanmıştır (Yenen Davir, 2021). TOWS Matrisi bir analizden ziyade strateji belirleme, karar verme ve eylem aracıdır.

  GÜÇLÜ YÖNLER ZAYIF YÖNLER
FIRSATLAR S-O STRATEJİSİ W-O STRATEJİSİ
TEHDİTLER S-T STRATEJİSİ W-T STRATEJİSİ

 

S-O Stratejisi (maxi-maxi): Güçlü yönlerin kullanılarak dış fırsatlardan istifade etme stratejileridir. En olumlu durumdur.
S-T Stratejisi (maxi-mini): Güçlü yönlerin kullanılarak tehditlerle baş etme stratejileridir.
W-O Stratejisi (mini-maxi): Zayıf yönleri minimize etmek ve fırsatları kullanarak güçlü yönlere dönüştürme stratejileridir.
W-T Stratejisi (mini-mini): Hem zayıf yönleri hem tehditleri minimize etmeyi amaçlayan stratejilerdir. En olumsuz durumdur.

Türkiye’nin TOWS Matrisi

  GÜÇLÜ YÖNLER ZAYIF YÖNLER
FIRSATLAR S-O STRATEJİLERİ:

1-      Lojistik alanında yapılan yatırımlar ile lojistik durumu geliştirilerek ülkenin coğrafi avantajlarından istifade edilmelidir.

2-      Artış halindeki genç ve dinamik nüfusun teknolojiye ve yeniliklere yatkın olması kullanılarak verimli eğitim programları hazırlanmalı ve nitelikli işgücü oluşturulmalıdır.

3-      Asya ve Avrupa arasındaki köprü görevini en olumlu şekilde kullanarak dünya enerji ticaretinde başlıca güzergahlardan biri haline gelmelidir.

4-      Gelişen teknolojiyi yeni rezerv arama amacına yönelik kullanmalı ve enerjide dışa bağımlılığını azaltmalıdır.

5-      Tarım ürünün çeşitliliği avantajını kullanarak organik tarım ürünlerine yönelik artan talebi karşılamaya çalışmalıdır.

6-      Dış ticarette uyguladığı teşvikleri normalleşme adımı atılan ülkelere doğru genişletmelidir.

 

W-O STRATEJİLERİ:

1-      Eğitim kalitesi ve seviyesindeki artış teknolojik alana yöneltilerek teknolojiyi yakalayacak teknik eğitim verilmelidir. Aynı zamanda eğitim müfredatında  yapılacak değişim ile yabancı dil eğitiminin kalitesi artırılabilir.

2-      Bölgede izlenen çıkarlara dayalı denge politikası gerilim durumu  olan komşular ile normalleşme için kullanılmalıdır.

3-      Teknolojik alandaki gelişmelerden verimli bir şekilde faydalanarak lojistik alanındaki kalite ve altyapı sorunu giderilmelidir.

4-      Devlet teşvikleri ile yatırım, işletme vb maliyetler azaltılmalıdır.

5-      Bölge ülkeleri ile gelişen ilişkiler ışığında enerji ihtiyacını daha avantajlı ülkelerden temin ederek fiyatlar düşürülmelidir.

6-      Coğrafi avantaj kullanılarak komşuların bağımlılığı arttırılmalı ve istikrar korunmalıdır.

 

TEHDİTLER S-T STRATEJİLERİ:

1-      Artan enflasyon, azalan kişi başı gelir ve alım gücünü tersine çevirecek ekonomik programlar üzerinde çalışılmalıdır.

2-      Pandemi döneminde gümrüklerin kapatılması ile oluşan ticaretteki olumsuz etkilerin telafi edilmesi için gümrük sayısı artırılmalı ve süreçler kolaylaştırılmalıdır.

3-      Küresel çatışma durumuna karşın tarafsızlık korunmalı ve denge politikası ile çıkarlar doğrultusunda coğrafi avantajlar kullanılarak her iki blok ülkeleri ile ticaret geliştirilmelidir.

4-      İmtiyaz ve teşvikler ticaretteki kota vergileri ve yüksek vergilendirmelere yönelik olarak genişletilmelidir.

5-      Denge politikasını sürdürerek istikrarı sağlamalı ve gerilim ihtimalinden doğan kaygıları minimum düzeye çekmelidir.

 

 

W-T STRATEJİLERİ:

1-      Değişen döviz kuru ve artan enflasyona karşın yurtiçindeki hammaddelerin kullanılmasına yönelik politikalar ile yurtiçindeki hammadde fiyatları aşağı çekilmelidir.

2-      Ekonomik istikrarsızlık ve artan enflasyona yönelik önlemler alınmalı ve olumsuz yönde ilerlemesi durdurulmalıdır.

3-      Şartlar iyileştirilerek nitelikli işgücünün göçü önlenmelidir.

4-      Dış ticaret ortakları ile siyasi gerilim ve istikrarsızlığın önü alınarak istikrar ve güven ortamı sağlanmalıdır.

5-      Yabancı yatırımcıların ekonomik dalgalanmalardan dolayı duydukları kaygıları giderecek teşvik programları hazırlanmalı ve dalgalanmadan dolayı görecekleri zararın giderilmesine yönelik garantiler verilmelidir.

 

 

İran’ın TOWS Matrisi

  GÜÇLÜ YÖNLER ZAYIF YÖNLER
FIRSATLAR S-O STRATEJİLERİ:

1-      Önemli enerji kaynaklarını yaptırımların hedefinde olan diğer ülkelere pazarlamalıdır.

2-      Komşu ülke pazarlarına erişimdeki kolaylıktan faydalanarak komşular ile işbirliği ve ticareti artırmalıdır.

3-       Teknik, mühendislik ve bilhassa enerji alanındaki bilgi ve tecrübe birikimini teknoloji alanında gelişmek üzere kullanmalı ve dış ülkelere çıkarlar doğrultusunda ihraç etmelidir.

4-      Rusya ve Avrupa arasındaki gerilimi değerlendirmeli ve Avrupa’nın enerji ihtiyacını karşılama kozunu yaptırımların kaldırılmasına yönelik kullanmalıdır. Ayrıca dünya genelinde artan enerji ihtiyacını da koz olarak kullanmalıdır.

5-      Yaptırımların askıya alınması halinde yabancı yatırımcılara yönelik teşvikler artırılmalıdır.

6-      Yaptırımların askıya alınması halinde eğitimli ve genç işgücünü bastırılmış talepler doğrultusunda kullanmalıdır.

 

W-O STRATEJİLERİ:

1-      Ekonomisinin enerji sektörüne çok büyük ölçüde bağımlı olmasına karşın tarım alanındaki verimliliği kullanarak tarım ürünlerinin ihracına yönelik çalışmalar yapmalıdır.

2-      Yaptırımlar sebebiyle tedarik edemediği teknik ekipman ve bazı hammaddeleri ilişkilerinin iyi olduğu devletler ile enerji takası vasıtasıyla tedarik etmelidir.

3-      Ticari avantajlarını kullanarak uluslararası ve bölgedeki düşmanları ile olumlu ilişkiler kurmalıdır.

4-      Yaptırımlar sebebiyle tahsil edemediği alacaklarını değerli maden veya takas yoluyla tahsil etme yöntemini izlemelidir.

5-      Eğitimli işgücü teknolojik ve teknik alanda kullanılarak genç işsizlik oranı azaltılmalıdır.

6-      Dünya enerji arzının yetersiz kaldığı durumlarda başlıca gelir kalemi olan enerjide fiyat yükselterek avantaj elde etmelidir.

 

TEHDİTLER S-T STRATEJİLERİ:

1-      Artan enflasyon ve ekonomideki dalgalanmanın yabancı yatırımcıları uzaklaştırmasına karşın yabancı yatırımcılara yönelik teşvikler artırılmalıdır.

2-      Yaptırımların kaldırılması için yeni bir anlaşma sağlanamaması durumunda ticari ilişkilerinin iyi olduğu alternatif ülkeler ile ticaret hacmini artırmalıdır.

3-      Yaptırım uygulanmayan sektörlerde yabancı yatırımcıların çekimser kalmamaları için teşvik programları genişletilmelidir.

4-      Dünya enerji fiyatlarında düşüş yaşanması tehdidine karşın mühendislik alanındaki eğitimli nüfusu etkin kullanmalı ve teknoloji sektöründe gelişim kaydetmelidir.

5-      Teknik alanda, sanayi ve hizmet sektöründe istihdamı artırarak nitelikli işgücünün göçünü önlemelidir.

 

 

W-T STRATEJİLERİ:

1-      Yaptırımların devam etmesi durumunda ekonominin bağımlı olduğu enerji sektörüne alternatif gelir kaynakları üzerinde çalışılmalıdır.

2-      Komşu ülkeler ile gerilim halinin sonucu olarak yabancı yatırımcıların güvensizlikleri önlenmelidir. Diplomatik istikrarsızlık azaltılmalıdır.

3-      Yüksek orandaki genç işsizlik sebebiyle yurt dışına beyin göçü eden nitelikli genç oranının azaltılması için politikalar üretilmelidir.

4-      Ekonomik istikrarsızlık ve enflasyon sorununa yönelik ekonomik programlar üzerinde çalışılmalıdır.

5-      Enerji ihracatında rekabet avantajını enerji ihraç eden rakip devletlere kaptırma durumunda avantajı tekrar elde etmek adına uygun fiyatlandırma yapmalıdır.

 

SONUÇ

Türkiye ve İran arasındaki ticaretin 2000’li yıllarda dalgalı bir grafik gösterdiği görülmüştür. İran’ın zengin kaynaklara sahip olmasına rağmen Türkiye’nin dış ticaret verilerinde düşük bir paya sahip olması iki ülke arasındaki büyük ticaret potansiyelinin hala doğru kullanılamadığını göstermektedir. Bilhassa son yıllarda düşüşe geçen dış ticaret rakamları 2021 yılı itibariyle yükselme eğilimi göstermiştir. 2021 yılında Amerika’da demokrat aday Joe Biden’ın iktidara gelmesiyle İran ve Amerika arasında anlaşmaya dönüş için yeniden müzakereler başlamıştır. Yaptırımların yumuşaması ve müzakerelerin yeniden başlaması İran’ın dış ticaret rakamlarına olumlu yönde etki etmektedir. Ayrıca Corona Pandemisi nedeniyle kapatılan gümrüklerin yeniden aktif hale getirilmesi ve ticaretin yeniden canlanması da 2021 yılındaki artışın nedenleri arasında gösterilmektedir.

İncelenen veriler ışığında Türkiye’nin İran ile ticaretinde Türkiye aleyhine negatif bir dengesizlik gözlemlenmiştir. Bunun temel sebebi Türkiye’nin İran’dan yüksek miktarda enerji ithal ediyor olması ve enerji ihtiyacının sürekli artış eğiliminde olmasıdır. Ticaret dengesindeki durumun aksine ihracat mallarında Türkiye’nin daha avantajlı bir konumda olduğu görülmektedir. Türkiye İran’a ihraç ettiği ürün gruplarını yıllar içerisinde çeşitlendirmişken, İran Türkiye’ye büyük ölçüde petrol ve doğalgaz ihraç etmektedir. Bu durum İran’ın Türkiye ile dış ticaretinin enerji sektörüne büyük ölçüde bağımlı olduğunu göstermektedir. Yaptırımlar Türkiye’nin ihracatını daha az oranda etkilerken, İran’ın ihracatını daha yüksek oranda etkilemiştir. Bunun sebebi yaptırımların büyük oranda enerji sektörünü hedef almasıdır. İran’a yönelik bilhassa enerji sektöründeki yaptırımlar Türkiye’nin yüksek enerji ihtiyacı sebebiyle Türkiye’nin çıkarlarına uymamaktadır. Bu sebeple Türkiye uluslararası arenada her zaman yaptırımlara karşı olduğunu açıkça ifade etmiştir. Yaptırımların bankacılık sistemine yönelik engelleri ve ticaretin karşılığında ticaret yapan ülkelerin bedeli tahsil etmesinin önündeki engeller yerel para birimi ya da değerli madenler ile ödeme yoluyla aşılmaya çalışılmaktadır. Türkiye İran’dan ithal ettiği petrol ve doğalgaza karşılık dönem dönem altın ile ödeme gerçekleştirmiştir. İki ülke karşılıklı takas yöntemi ile ticaret hacmini ve işbirliğini artırabilir.

Araştırmanın son bölümünde her iki ülke için uygulanan SWOT Analizi ve onun ışığında oluşturulan TOWS Matrisi ile sunulan stratejilerin iki ülkenin dış ticaret geleceğine katkı sunacağı düşünülmektedir. SWOT Analizi ile içsel ve dışsal faktörler incelenmiş ve TOWS Matrisi ile her iki ülke için mevcut durumda atılması gereken adımlar belirlenmiştir. Analizlere bakıldığında Türkiye’nin coğrafi konumu ile avantaj sağlayabileceğini; İran’ın ise zengin kaynaklarını doğru ve stratejik bir şekilde kullanarak avantaj elde edebileceğini gözlemlemekteyiz. İran, petrol ve doğalgaz sektöründe en büyük pay sahibi ülkelerden birisi iken; Türkiye dünya petrol ve doğalgaz ticaretinin en önemli güzergahlarından birisidir. Rusya ve Avrupa arasında çıkan gerginlik sebebiyle Rus enerjisinin Avrupa’ya ihracı tartışma konusu iken İran enerjisinin Rus enerjisine alternatif olabileceği gündeme gelmektedir. Olası bir anlaşmada İran’ın Avrupa’ya ihraç edeceği enerji Türkiye güzergahı üzerinden aktarılabilir. Bu durum iyi değerlendirildiğinde iki ülkenin karşılıklı menfaatlerine uygun ilişkiler geliştirmesine ve ikili ticaret hacminin artırılmasına sebep olabilir.

Sonuç olarak, Türkiye-İran dış ticaret ilişkileri son yirmi bir yılda ciddi oranda artış göstermesine rağmen hiçbir zaman engellerden ve dalgalanmalardan kurtulamamıştır. İki ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi durumlar, iki ülkenin birbirine yönelik izledikleri dış politikalar ve İran’ın yaptırımlar sonucunda uluslararası sistemden ekonomik izolasyonu iki ülke arasındaki ticareti etkilemiştir. Türkiye’nin enerji sektöründe İran’a bağımlılığı ve İran’ın dış ticaretinde Türkiye’nin önemli bir yerinin olması iki ülkenin karşılıklı çıkarlara dayalı işbirliği ve ticarete devam etmesinin gerekli olduğunu göstermektedir. Bu doğrultuda iki ülke arasında ticaret ve yatırımlar artırılmalı, bunlara yönelik teşvik edici politikalar uygulanmalı ve ekonomik ilişkiler geliştirilmelidir.

Emirhan Terzi

 

 

Kaynakça

Aslan, M. (2021). The Adverse Effects of the Trade Sanctions between Turkey and Iran. İRAM.

Aslan, M. (2021). Trade Between Turkey and Iran in the First Two Months of 2021. İRAM.

Bakanlığı, T. T. (2020). İran Ülke Profili. Ankara: T.C. Ticaret Bakanlığı.

Başaran, D. (2022). Rekabetten İşbirliğine Türkiye-İran İlişkileri: Tarih, Kimlik ve Jeopolitik Üzerinden Bir Okuma. Elektronik Siyaset Bilimi Araştırmaları Dergisi, 13(1), 70-93.

Certo, S. (1994). Strategic Management. New York: John Wiley and Sons.

DEİK. (2017). İran Ülke Bülteni. DEİK.

Ghazinoory, S., Abdi, M., & Azadegan-Mehr, M. (2011). Swot Methodology: A State-of-the-Art Review for the Past, A Framework for the Future. Journal of Business Economics and Management, 12(1), 24-48.

Kekevi, S. (2016). Yakın Dönem Türkiye-İran İlişkileri: Siyasi ve Ekonomik Perspektiften Bir Bakış. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 35(1), 33-66.

Kellner, T., & Djalili, M. R. (2017). 100 Soruda İran. Bilge Yayıncılık.

Küntay, B. (2021). Türkiye-İran İlişkilerinde Bölgesel Krizler ve Fırsatlar: Son Dönem Gelişmeleri Ekseninde Bir Değerlendirme. TESAM Akademi Dergisi, 8(1), 1-24.

Latifli, H. (2016). Azerbaycan Türkiye Dış Ticaret İlişkilerinin İncelenmesi: SWOT Analizi. Kocaeli: Kocaeli Üniversitesi İktisadi Gelişme ve Uluslararası İktisat Yüksek Lisans Tezi.

Özbey, H. (2019). İran’a Yönelik Yaptırımlar: Türkiye – İran Enerji İlişkilerine Etkisi. Mecmua Uluslararası Sosyal Bilimler Dergisi(4), 98-124.

Sarıaslan, F. (2013). 2000’li Yıllarda Türkiye İran Ekonomik İlişkileri. Akademik Orta Doğu: Altı Aylık Orta Doğu Araştırmaları Dergisi, 7(14), 64-91.

Türksoy, N. (2021). Analysis of Iran-Turkey Economic Relations in Perspective: Barriers, and. İstanbul: Yeditepe University International Trade And Logistics Master Thesis.

Usta, B. (2019). Uluslararası Ticaret, Türkiye – İran İlişkileri. İstanbul: Maltepe Üniversitesi Lojistik ve Tedarik Zinciri Yönetimi Yüksek Lisans Tezi.

Yenen Davir, Ş. (2021). Türkiye ABD İlişkilerinin Uluslararası Ticaret Açısından Analizi. Manisa: Manisa Celal Bayar Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve Finans Yüksek Lisans Tezi.

About Author

İşletme | Uluslararası İlişkiler | Sivil Toplum - ([email protected])

1 Yorum

Leave A Reply