ULUSLARARASI UYUM SORUNU VE TERÖRİZM

0

Bugün, uluslararası siyasette karşı karşıya kaldığımız temel problematiklerin başında uyum sorunu gelmektedir. Uyum, uyumlaştırma ve uygunluk tezleri, pek çok farklı perspektiften ele alınabilecek kavramsallaştırmalar olmakla beraber, siyasetin global düzlemde tecrübe ettiği sıkışma ve daralmayı açıklama konusunda dikkatle irdelenmesi gereken argümanlardır. İçinde bulunduğumuz siyasal düzen, karşılıklı bağımlılık ve rekabet çerçevesinde şekillenirken geleneksel Westphalia sisteminin temel parametresi olan askeri güvenlik aksına kayış göstermektedir. Böylesi bir durum terörizm gibi etkiselliği yoğun ve kapsam dairesi geniş olan bir sorunu küresel dünyanın ‘‘uyum problemi’’ bağlamında merkeze taşımaktadır.

Küreselleşmenin sınırsızlığı toplumları dönüştürmeye hızla devam ederken, arkasında derin enkazlar bırakmaktadır. Çoğulculuk, çokkültürlülük ve özgürlük gibi uluslararası arenadaki genelleştirilmiş alanların varlığı, lokal tepkileri doğurmaktadır. Küresel güçlerin dünyaya yön ve nizam verme eğilimlerinin uluslararası sistem içerisinde daima var olduğu bilindiğinde, küreselleşme ile meydana getirilen çok boyutlu uyumlaştırma çabalarının gayesi anlaşılabilir. Uluslararası uyumun küresel güçlerin çıkarları doğrultusunda biçimlendirilmek istenmesi küresel dalgaya karşı farklı alternatif yolları deneyen ve/veya yerelleşmeyi tercih eden devletleri uluslararası uyumun dışına taşımaktadır. Uluslararası sisteme entegre olmayan veya olamayan devletler ile kendine has ‘‘uygunluk’’ stratejisi geliştirmek isteyen devletler, yaşadığımız ‘‘şiddetli zamanın’’ faturasını ödemek zorunda bırakılmaktadır. Terörizm bu bağlamda uluslararası uyumu tehdit eden devletler üzerinde keskin bir kılıç gibi işlevsel hale getirilirken mevcut yapıyı tehdit eden gerilimin uluslararasılaşmasına da zemin hazırlamaktadır.

Çelişkili ilişkilerin yoğun olarak görülmesinde yatan sebeplerden birinin devletler bazındaki ‘‘karşılıklı güvensizlik’’ olduğu belirtilmelidir. Güçlü ekonomi ve ulusal bilinci öne alan devletlerin yükseliş trendi, II. Dünya Savaşı sonrası kurulan uluslararası düzenin ‘‘galip’’ aktörlerini endişelendirmektedir. Galip devletlerin çıkarlarının sürdürülebilirliği üzerine inşa edilen uluslararası uyum, mağlup ve üçüncü dünyanın ülkeleri tarafından tehdit edilmektedir. Bu durum, ittifak halindeki devletlerarasında bile güvensizlik faktörünü canlandırmakta ve kuşkuculuğu tetiklemektedir. Var olan düzenin hakim devletleri, kendi refah ve siyasal bağlamdaki üstünlüklerini konsolide etmekte zorlanmaktadırlar. Ancak sistem içerisine yerleştirilen ve bir bakıma bugün var olan uluslararası uyumun ‘‘emniyet supabı’’ haline getirilen terörizm, tepki olarak yükselen devletlere karşı uyumun muhafızlığını üstlenmektedir. Ekonomik refahı yükselişe geçen devletlerin, hâkim güçlerin çıkarlarıyla uyuşmaması ‘‘doğal seleksiyonu bozma’’, ‘‘tabiat kurallarına aykırı’’ bir sisteme yönelme olarak okunmaktadır. Küreselleşme ile hâkim güç pozisyonlarını sürdürme kararlığındaki ‘‘egemenler’’, karşılarına çıkan yerelleşme eğilimini aynı yerellik içerisinden çıkarılan terör grupları ile bir çatışma ortamı içerisinde bozguna uğratma çabaları uluslararası uyumun bozulmaması adına yapılmaktadır.

Karşı karşıya bulunduğumuz uluslararası uyum problemi, refleksif tepkileri hızlandırılmış terör saldırılarıyla birlikte okunmalıdır. Uluslararası uyumu ve devletler dengesini bozduğu iddia edilen/savunulan pek çok terör örgütü(El Kaide, Boko Haram, DAEŞ, Taliban, PKK vb.), aslında uluslararası uyumun devamlığı için ‘‘kritik’’ rol üstlenen birer kurtarıcıdırlar. Zira terörizmin etkiselliği, kullanımındaki esnekliği, sorumluluk üstlenmeden kolaylıkla kullanılabilmesi mevcut uyumun sürekliliği için eşi bulunmaz bir önem arz etmektedir. Ahlaki değer yargılarından tamamen sıyrılmış dünyanın, galip devletlerin sistemi yönetme ve koruma dürtüsüyle terörizmin devamlığı arasındaki bağ ile uluslararası uyum sorununu anlamak mümkündür. Uyum ve uyuma karşı duran devletlerarasındaki sıcak çatışma terörizm ile kendisini açığa çıkarmaktadır. Bu anlamda, sonuç olarak terör sorunu kronikleşen devletlerin uluslararası uyumun tehdit radarları içerisinde yer almasının tesadüfi olmadığı belirtilmelidir.

Yazar Hakkında

Abdulkadir AKSÖZ

abdlkdraksz@gmail.com

Yorum Yaz