ORTADOĞU’DA TÜRK DIŞ POLİTİKASI

0

Bir politikanın geçerliliği veye sürdürülebilirliği zamana ve uygulama yerine göre değişebilir. Fakat hiçbir zaman tek başına yeterli olmaz. Kenneth Waltz’un deyimiyle ”Satranç oynayan birisi muhtemel hamlelerin olduğu gibi farklı taşların değerini de dikkate almalıdır ve uluslararası politikada değerler zaman içinde değişir.”
Satranç örneğini günümüz Ortadoğu havzasına uyarlarsak: ABD ve Rusya, Türkiye’den daha fazla Ortadoğu haritasına dikkat etme eğilimindeler, yani ”satranç tahtasına”; Türkiye ise ABD ve Rusya’dan daha fazla bölge insanlarının ve mevcut hükümetlerin vasıflarına odaklanmakta, yani ”satranç taşlarına”. Bu noktada güçler dengesinin asimetrik yapısı da göz önünde bulundurulmalıdır.

   Unutulmaması gereken asıl nokta ise şudur; Bir devletin belli bir politikayı daha fazla içselleştirip benimsemiş olması kendisinin diğer devletler karşısındaki rengini belirler. Bu yüzden devletlerin politika alternatifleri göz önünde bulundurulduğunda yapılan hesaplar, bir politikadan daha fazlası düşünülerek gerçekleştirilmelidir. Velhasılı, satranç tahtasında tek hamleye bağlı kalıp kitlenen oyuncu ”piyonların” yemi olmaktan kurtulamaz. Türkiye gibi bir ülkenin özellikle Suriye politikalarında, idealizm yerine realist paradigmanın kanallarını ortaya koyması gerekmektedir. Zira tam bir kuşatılmışlık sendromu ile baş başa kalan Türkiye’nin müttefikleri ile yaşadığı problemlerin de etkisiyle dikkatini toparlaması zaruridir.

   Fırat Kalkanı Harekatı ile başlayan bölgeye sıcak temas ve müdahale, Türkiye’nin nefes alma kanallarının açılmasını sağlıyor ve hareket kabiliyetini de maksimize ediyor. Denklem içerisindeki aktör sayısının çokluğu zemindeki hesapları karmaşıklaştırırken masada kalabilmek de zorlaşıyor. Hard power(sert güç) enstrümanlarını Suriye’de kullanılmaya başlanması DAEŞ ve PYD koridorlarının temizlenmesi için hayati önem taşıdığı aşikardır. Ancak soft power olarak ifade edilen yumuşak güç mekanizmalarının yuvarlak masa etrafında güçlü argümanlar ile desteklenerek kullanılması gerekmektedir.

Türkiye, Suriye’deki bölünmüş gruplar üzerinde birleştirici bir unsur, üst yapı konumunu koruması kadar, bölge halkıyla olan yakın temasını sürdürmelidir. ABD’de yaklaşan başkanlık seçimleri öncesi muğlaklaşan Ortadoğu politiği üzerinde Rusya ve İran gibi bölgesel güçlerle koordinasyon ve yakın hamle takibinin yapılması elzem görünmektedir. Bu bağlamda Türk dış politikasının asıl büyük sınavının çatışma sürecinin noktalanıp diplomasi masasının kurulmasından sonra verileceğini söyleyebilmek mümkündür.

Yazar Hakkında

Abdulkadir AKSÖZ

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler
Siyasi Tarih
abdlkdraksz@gmail.com

Yorum Yaz