NELER OLUYOR SAYIN TRUMP?

0

Türkiye’yi doğrudan hedef alan açıklamalar silsilesini dinleyenler ne düşündüler?

Bu bir tehdit.

Türkiye’yi şu anda ev hapsinde tuttuğu  “masum ve mahsun” bir papazı serbest bırakması için baskı altına almaya çalışıyor ABD. Değerli dostlar, öncelikle şunu açık bir şekilde ifade etmeliyiz. Bir devletin tehdit sarmalı ne kadar çok yayılmışsa o kadar düşüyor demektir. Pence’in yapmış olduğu açıklamalar sonrası Türkiye kamuoyunun gösterdiği tepki ortadadır; yabana atmak. Yani adırış etmemek, önemsememek.

Dünyamızın siyasi çerçevesi hep kırılgan diyoruz ama bana kalırsa pek de öyle değil. Zira devletler fiili eyleme geçme konusunda çok isteksiz. Bu aslında teorik olarak herkesin herkesle düşman olma durumu fakat yöneticilere harekete geçmenin maliyeti ürkütücü geliyor.

Kontrol edilemez bir lider olarak “Neler Oluyor Sayın Trump” demek yerinde. Daha NATO zirvesinde can ciğer kuzu sarması olduğu Erdoğan, övdüğü takdir ettiği Erdoğan. Şimdi bir papaz mı meselenin özü. Tüm dünya liderleri mevcut düzenden rahatsız. Öyleyse değiştirecek adım atalım derseniz Amerika’nın bam teline dokunmuş oluyorsunuz. Türkiye, ABD için bir papaz uğruna vazgeçilebileceği bir ülke değil ancak bu tarz Amerikan vatandaşları üzerinden yapılan manipülasyonlar çoğu kez Amerikalıların ekmeklerine yağ sürmüştür.

Korkacak kimse yok. Telaş edilecek bir şey de yok. Bu tarz şeyler arada olur diye bakmak lazım. Devletlerin ilişkileri hep balayı havasında geçmez. Buradaki mesele sinerji akışının kimin tarafına geçtiğiyle ilintili. Şuan ibre Çin, Rusya, Hindistan hattına yakın seyrediyor. Böylesi bir durumda, Türkiye gibi pozisyonu bakımından orta sahanın her yerinde oynayabilen bir jokerin ufacık bir göz kırpması elbette ki telaş ve paniğe yol açar.

Kedi-köpek dalaşı tarzını seven bir Amerikan başkanı var. Ancak Erdoğan’ı karşısına almak için çok şeyden vazgeçmesi gerekebilir. Zaten liderler arasındaki ilişki ülkeler arasındaki ilişkiden epey farklı. Trump ve avanesi Türkiye’nin dizinin dibinde kalmasını istiyor. Yahut kendisine daha yakın durmasını, en azından karşı bloğa karşı. Fakat Türkiye olaylara böyle bakmıyor. Aslında ta 1960 Johnson Mektubu’ndan bu yana Türkiye’nin ABD’ye bakışı hep negatif yönlüdür.

Kim kaybeder diye sorabilirsiniz. Burada kaybeden yok.

Bu bir tür mesaj. Türkiye-ABD ilişkileri açısından kolay halledilebilecek bir pürüzcük. Lakin ABD sesini sert duyurmak isteyerek muhatabına senin yanın benim yanım olmalı demeye çalışıyor. Türkiye’de ben bir hukuk devletiyim yargı ne derse o olur diyor.

ABD, Türkiye’nin S400 alımından rahatsız. Ee kardeşim Patriot’lar varken olacak iş mi diyorlar. Bizimkiler de haliyle, yahu istediğimde alamaz ve istediğimde kullanamazsam ne yapayım diyor.

Türkiye FETÖ’nün ABD’den hala iade edilmemesinden rahatsız.  Koliler dolusu belge, suç delili gönderiyorsun 2 senedir tık yok. Bir tane somut adım göremiyorsun. Sesini yükselttiğinde Amerikan yargısı, Amerikan kanunları falan filanla geçiştiriliyorsun.

Eee, şimdi bir Rahip Brunson vakası.  Mükemmel bir insan, şöyle iyi böyle iyi. ABD vatandaşına sahip çıkacak elinden gelen her şeyi yapacak. Yaptırım uygulayacak falan.

Türkiye ne diyor; Hukuk devletiyiz, ucuz tehditlere boyun eğmeyiz.

Ben olsam; Rahip Brunson’ın mükemmel bir insan olduğuna dair ABD’den kolilerce belge isterim. Bi bakalım ne kadar mükemmel. Sizin için ne anlam ifade ediyor bi çıksın ortaya. Sonra, tabiki iş Yüce Türk adaletinde.

Yüce Türk yargısının kararını beklemek zorundasınız.

Bizim yapabileceğimiz bir şey yok sayın Trump.

Eşref TUĞRA

 

 

T

 

Yazar Hakkında

Eşref TUĞRA

Muckraker Daily Column esreftugra@gmail.com

Yorum Yaz