KİNEZLİK’TEN FEDERASYON’A RUSYA: KORKUNÇ İVAN DÖNEMİ

0

Daha önceki yazı serimizin devamı olarak Korkunç İvan dönemine Donskoy İvanoviç’ten başlayarak devam edeceğiz. Bu haftaki yazımızı İlim ve Medeniyet Atölyeleri’nde ortak çalışmalar yürüttüğümüz Ayça AKMAN ile beraber yazdık. Emeğinden dolayı ona teşekkür ediyorum.

İvan Kalita’dan sonra Sameon Gordiy ve İvan Krasniy başa geçtiler. Sameon Gordiy “Tağun” hastalığı sebebiyle çocuk sahibi olamamış ve erken yaşta ölmüştür. Halefi olan iki çocuğa sahiptir. Bu yüzden “Yurt” sistemi zarar görmemiştir. İvan Krasniy’den sonra oğlu Dimitri İvanoviç tahta geçmiştir. Yaşının küçüklüğü sebebiyle kinezlik işlerini gerektiği gibi yürütemeyeceği gerekçesiyle boyarlar ve dönemin metropoliti ülke işlerine bakmıştır. Kinezlikler arasındaki mücadelelerde “Büyük Kinezlik” makamı el değiştirse bile 2-3 yıllık süre zarfı içerisinde Moskova kinezliği bölgesel hakimiyeti ele geçirmiştir. Bu dönemde Dimitri artık kinezlik işlerini kendi eline almıştır.

Dimitri İvanoviç’in bu kadar ünlü olmasının sebebi onun Moğollara karşı kazandığı başarıdır. Altın Orda’dan Mamay Mirza Moskova Moskova kinezliğinin bu bağımsız hareketlerini farketmiş bunun üzerine Ruslara gönderikleri talepler geri çevirilmiştir. Bu duruma karşı önlem almak isteyen Mamay Mirza, Litvanya ile anlaşarak bir ordu toplamış ve 8 Eylül 1380 tarihinde Don nehri yakınlarında gerçekleşecek savaş için hazırlıklarını tamamlamıştır. Aynı şekilde bu hazırlıkları duyan Dimitri kendine ve daha öncesinde Moğollara karşı alınan başarılara güvenmiş ve ordusunun hazırlıklarını tamamlamıştır. Saflar belirlenmiş bazı kinezlikler tarafsızlıklarını, bazıları da karşıtlıklarını belli etmişlerdir. Savaşın Moskova Kinezliği adına en kırılgan noktalarından olan manastır rahibi Sergius’un çok kan dökülmesi pahasına dahi olsa Dimitri İvanoviç’in zafere ulaşacağını söylediği vaazın verilmesi olmuştur. Dimitri İvanoviç’in ile beraber askerlerin de kendilerine güveni artmıştır. Savaş günü geldiği zaman Mamay Mirza, Litvanya Beyi’nin zamanında gelmeyen birliklerini beklemeden savaşa tutulmuştur. Savaşa tutulmadan önce Dimitri İvanoviç düşmanın her şeyini bilirken Mamay Mirza kibrine yenik düşerek askeri stratejileri bir kenara itmiştir. Dimitri İvanoviç savaş alanına girmeden önce ordusunun bir kısmını geride bırakmış  ve muharebeye öyle katılmıştır. Zaten savaşın başlarında bu eksikliği hissetmiştir. Ordunun savaşa giren kısmı ağır zayiat vermiş hatta Dimitri İvanoviç dahi yaralanarak savaş alanında bayılmıştır. Fakat Mamay Mirza ve yorulan kuvvetleri karşısına pusmuş Rus ordusu saldırıya geçince her şey tersine dönmüş ve Ruslar bu muharebeyi kazanmışlardır. Bundan sonra Ruslar kendilerine daha fazla güvenecekler ve bunu sağlayan adama “Donskoy” lakabını takarak onurlandıracaklardır.

Ruslar Moğollara karşı bir zafer kazanmıştı fakat bu Moğolların derme çatma gruplardan ordu kuran nüfuz sahibi bir mirzasına karşı alınan zaferdir. Bu yenilgi üzerine Altın Orda hanı Tuktamış moğollar üzerine yürümüş hatta bu yürüyüş karşısında duramayacağını anlayan Dimitri İvanoviç kaçmıştır.Şehri kuşatılan kinez vergi göndererek ve oğlu Vasili’yi rehine vererek şehrin kuşatmasının kaldırılmasını sağlayabilmiştir.

Dimitri Donskoy’un  ölmesiyle beraber tahta rehine olarak Tuktamış’a verdiği oğlu geçmiştir. İkinci oğlu Yuri ise tahta geçememiş ve daha sonraki yıllarda gerçekleşecek taht kavgalarının nedenini oluşturacaktır. Vasili döneminde Tuktamış hanın sevgisi kazanılmış ve onun desteği alınmıştır. Hatta Moskova Kinezliği bu sayede diğer kinezlikleri geride bırakmış ve birçok yer onların eline geçmiştir. Vasili döneminde kazanılan bu toprak parçaları olsa dahi bunun başka bir devletin desteğiyle olması özellikle o dönemde gerçekleşen ve on binlerce kişinini ölümüne yol açan “Tağun” hastalığı ve onunla beraber kinezlik tarihinde görülmemiş kıtlık sebebiyle talihsiz bir dönem olarak geçmiştir.1425 yılında ölmüş ve yerini oğlu Vasili’ye bırakmıştır.

Vasili Vasiliyeviç tahta geçtiği zaman “Büyük Kinezlik” sevdasında olan fakat bu makama oturamayan amcasınınn çocuklarıyla mücadeleye girişmiştir. Uzun bir müddet devam eden mücadelelerin ardından Vasili Vasiliyeviç mücadeleyi kazanan isim olmuştur.Mücadeleyi kazanmış olmasına karşın 1445’te Altın Orda’nın parçalanması sonucunda Uluğ Muhammed Han tarafından kurulan Kazan Hanlığı’na karşı savaşmış ve bu savaşta ağır yenilgi alarak esir düşmüştür. Esaretten kurtulmak amacıyla yüklü miktarda bir fidye ve rehin olarak oğlu İvan’ı bırakmak zorunda kalmıştır.Uluğ Muhammed Han öldükten sonra yapılan anlaşmalar gereğince Moskova Kinezliği yakınlarındaki bölgeye oğulları gelmişler ve Kasım Hanlığı kurulmuştur. Kısa süre sonra Kasım Hanlığı Moskova Kinezliğinin nüfuzu altına girmiştir.

Bu dönemde dini alanda gerçekleşen en büyük olay Moskova Kinezi ve ruhanilerinin Floransa Ünyonu’nu tanımamaları olmuştur. Floransa Ünyonu Osmanlı-Türk tehlikesine karşı Ortodoksların ve Katoliklerin birleştirilmesi kararının verildiği anlaşmadır. Moskova bu kararıyla kendisini Ortodoksluğun emin diyarı olarak kabul ettiğini açıkça ilan etmiştir.

Rusya’nın doğuşunun III.Ivan’ın (1462-1505) Novgorod şehrinin istiklaline son verdiği 1478 senesine denk geldiği söylenmiştir. III.Ivan babası II.Vasili öldüğünde Moskova Kinezliği’nin büyük şehirlerinin onun payına düşmesi üzerine 1462 yılında tahta çıkmıştır. Çok dikkatli, titiz ve ince hesaplı bir hükümdar olduğunu kanıtlamak amacıyla sınırdaşlarına karşı arazilerinde gözü olmadığını gösterecek hareketlerde bulunmuştur. Fakat Altın Orda Hanı Seyyit Ahmed Ruslara karşı bir sefere çıkmış ve bu sefer Kırım Hanı Hacıgerey’in arkadan hücumuyla son bulmuş ve bu da III.Ivan’ ın Altın Orda’ ya ve diğer sınırdaşlarına karşı planlı bir hareketi başlatmasına sebebiyet vermiştir. ( Osmanlı Sultanları, Kırımlı vasallarına önemli derecede bir hareket özgürlüğü tanıdıkları için III.Ivan Kırımlılarla uzun süren (yaklaşık 16.yüzyıla kadar) bir uzlaşma sürecine sahip olabilmiştir.).

III.Ivan ilk olarak Novgorod şehrini Moskova’nın hakimiyeti altına almak istemiş ve şehrin büyük çoğunluğunu ele geçirmeye ve istiklalini tehdit etmeye başlamıştır. Fakat buna engel olabilmek için boyarlar,ruhaniler ve tüccarlar Litvanya ile bir anlaşma yapma girişiminde bulunmuşlardır. Bu girişim III.Ivan’ın büyük bir ordu toplayarak tahribat yapmasına yol açmıştır.(Novgorod’luların bir Katolik kral olan Litvanya kralının himayesine girmek istemesi Ortodoksluğa ve Rusluğa karşı işlenen büyük bir ihanet olarak kararlaştırılmış ve hainlerin cezalandırılması uygun görülmüştür.).  Novgorodlular şehrin en zengin ailelerinden olan Boretski’lerin kızı Marfa’nın teşvikiyle yeniden ayaklanmaya kalkışsalar da başarılı olamamışlar ve Novgorod III.Ivan’ın idaresi altına girmiştir. Novgorod gibi geniş ve zengin bir ülkenin Moskova hakimiyetine girmesi üzerine Altın Orda Hanı Seyyit Ahmed Han 1472 tarihinde Lehistan kralı ile anlaşmalı olarak Moskova üzerine sefer düzenlemiş fakat bu sefer Rus hizmetindeki Kasım kuvvetleri tarafından bastırılmış ve Moskova Kinezliği Doğu Avrupa’nın en güçlü devleti olmuştur.

III.Ivan Altın Orda-Lehistan  ittifakını dengelemek amacıyla Kırım Hanı Mengligereyhan’la güçlü ve dostça bir ittifak kurmuştur.1480 yılında Ugra Nehri kıyısında gerçekleşen savaş sonrasında güçsüzleşen Seyyit Ahmed birliklerini Rusya’dan çekmek zorunda kalmıştır.1480 yılında savaş olmadan biten bu sefer günümüze dek tarihçiler tarafından Rusya’da Moğol-Türk devriminin sonu olarak değerlendirilmiştir. III.Ivan 1480 yılından sonra hanın vasılı olmaktan çıkmış ve Avrupa diplomasisinde bağımsız bir lider olarak kabul görmüştür ve kendine ‘Bütün Rusya’nın Hükümdarı’ demeye başlamış ve yeni büyük devleti için daha gelişmiş bir başkentin inşası için o dönemin mimari ve teknoloji merkezi olan İtalya ile ilişkilerini sıklaştırmıştır.

(Bizans Hükümdarı’nın kızı Zoe Palaiologos’la yaptığı evliliği dolayısıyla İtalya ile teması zaten vardır.)Ayrıca ilk başlarda ilk eşinin Tver kinezinin kızı olması dolayısıyla bu kinezliğe karşı dostça yaklaşımlarda bulunsa da 1485 yılında Tver Kinezliği’nin düşmanca davranışlarına kayıtsız kalamayarak idaresi altına almış ve Ryazan ve Pskov Kinezliklerinde nüfusunu yaymıştır ( Bu sonrasında tahta çıkan oğlunun buraları ilhak etmesini kolaylaştırmıştır.)

III.Ivan öldükten sonra vasiyetnamesi üzerine yaşayan en büyük oğlu III.Vasili(1505-1533) tahta geçmiştir ve bu da Moskova’da otokratyanın yerleştiğinin bir belirtisi kabul edilmiştir. III.Vasili babası öldükten sonra onun siyasetini devam ettirerek geri kalan kinezlikleri de egemenliği altına alarak Moskova Rusya’sı Büyük Rus Devleti haline gelmiştir. Vasili öldüğünde 60 yaşında ve ikinci karısı Elena’dan olan Yuri ve Ivan adında iki küçük oğlu vardır. Onun ölümü üzerine oğlunun henüz üç yaşında olması sebebiyle karısı ve önde gelen  boyarlardan oluşan bir naiplik kurulmuştur. Elena’nın 1538 yılında ölmesi üzerine saray iktidarı üzerine olan rekabet entrikaları yoğunlaştı fakat 1547 yılında IV.Ivan’ın evlenmesi ve tahta çıkış töreninde Rusya’da ilk defa olmak üzere Çar unvanını almasıyla bu siyasi sular durulmaya başlamıştır.

Peki Çar ne demektir? “Çar aynı zamanda,Altın Orda’nın,bunların Kazan’daki ve Kırım’daki ardıllarının,ayrıca Osmanlı sultanlarının han unvanının Rusçasıdır.En önemlisi,Eski Ahit’in Slavcasında Davud ile Süleyman’ın ünvanıdır. İvan,bu noktanın herkesçe farkedilmesi için,Kremlin Sarayı’nın kabul salonlarının duvarlarını,Eski Ahit’ten sahnelerle süslemiştir. Bu duvarlarda Yuşa’nın Kenan ülkesini fethini anlatan resmin etrafına Eski Ahit kralları (Ruslara göre çarlar) serpiştirilmiştir.Böylece Rusya hükümdarlarının Çar,yani Batı imparatorunun,sultanın ve Eski Ahit krallarının dengi olduğu söylenmiştir.”

Çar IV.Ivan, 1550 yılında sivil ve ruhani büyüklerden oluşan bir toplantı olan Sobor’uu düzenleyerek devlet ve kilise kanunları hakkında düzenlemeler yapmıştır. Bu toplantıyla birlikte öteden beri devlet işleriyle alakalı olan Boyarlar Meclisi’nden hariç yeni bir heyet olan Mümtaz Heyet’i (İzbrannaya Rada) karar alıcıları olarak tanıtmıştır.Başlarda arasının iyi olduğu bu heyet ile de 1553 yılında arası açılmıştır; çünkü IV.Ivan küçüklüğünden beri etkinlendiği ve kendine rehber edindiği Metropolit Makari tarafından kendini ‘tanrı inayetiyle’ Rusya’yı dilediği gibi yönetebileceği bir çar ve hükümdar kabul etmiştir.

Bu dönemde IV.Ivan Osmanlı İmparatorluğunu inceleme fırsatı yakalamış ve askeri alanda benzer düzenlemeler yapmıştır. Tımar sistemine benzer olarak arazi sahibi orta düzeyli “Dvoryan”lara toprak verilerek savaş dönemlerinde hazır bulundurması koşulu güdülmüştür. Silahlı birlikler ilk bu dönemde kurulup teşkilatlanmaları Osmanlı sistemine göre yapılmıştır. Bu düzenlemelerin ardından harekete geçmiştir. 1552 yılında Kazan ve 1556 yılında Astrahan olmak topraklarını ele geçirmiştir. Bu seferleri Kuzey Kafkasya yönünde kazandığı başarılar takip etmiştir. Ele geçirilen yerleri idare etmesi amacıyla yetkililer atanmış ve bunlara “Voyevoda” denmiştir. Moskova Kinezliğinin topraklarını kullanımları dolayısıyla onlardan “Yasak” adı verilen vergiler alınmıştır. Bu vergilerin yanında hükümdar hizmetlerini görme mecburiyetleri vardır. Yol ve istihkam yapımlarında çalışmak zorundalardır.

Kırım Tatar Türkleri konusunda Kazan ve Astrahan’a yaptıklarını yapamamış hatta onlara yaranmak amacıyla vergiye eşdeğer olacak şekilde hediyeler yollamıştır. Rus tarihi boyunca Rusların belası olan Kırım Tatar Türkleri ancak ateşli güçlerin oluşturulmasından sonra durdurulmuşlardır.

Osmanlı ile ilişkilere bakıldığı zaman ele geçirdikleri yerlerdeki Müslüman yöneticiler Osmanlı’dan yardım istemiştir. Bunların arasında en tesirli olan Yarlıkaş Mirza, Sokullu Mehmet paşa ile görüşmelerde bulunmuş ve ona fikirlerini kabul ettirebilmiştir. Yarlıkaş Mirza, Don ve İdil nehirlerini kanallarla birbirine bağlayıp Hazar denizine donanma indirilmesini ve bu sayede hem İran’ı arkadan vurabilme şansı hem de Don ve İdil altında Osmanlı hakimiyetini sağlanabileceğini söylemiştir. Bu kapsamda 1569 yılında “Ejderhan Seferi” düzenlenmiş fakat bu sefer başarılı olmamıştır. Başarısızlığın sebepleri; kanalın açılmasından önce yerinde çalışmaların yapılmamış olması, bu tarz zor bit işin kısa zamanda bitirilmesi düşüncesi, sefere geç başlanması ve iklim şartlarının göz önünde bulundurulmamış olması şeklinde sıralanabilir.

IV.Ivan. bu dönemde Osmanlıyla bu gibi ilişkilerde bulunurken doğu sınırında daha ciddi sorunlarla karşı karşıyaydı. Livonya üzerine yürümüş ve bir çok toprak parçası ele geçirmiştir. Bunun üzerine değişen Livonya kralının Lehistan kralının hakimiyetini tanımasıyla IV.Ivan Lehistan’a savaş açmıştır. 1565 yılında Ruslardan alınmış Polotsk yeniden ele geçirilmiştir. Aynı dönemlerde Rusya’nın iç işlerinde de karışıklıklar devam etmiştir.1560 yılında karısı Anastaya’nın ölümü Ivan üzerinde derin bir acı bırakmış ve zevk ve sefalet alemine dalmasına uzun süredir içinde sakladığı arzuları ve hevesleri serbestçe yaşamasına yol açmıştır. Akabinde Mümtaz Heyeti dağıtmış ve ‘hainleri’ sürgüne yollamıştır.1564 yılında Çar Ivan , oğulları Ivan ve Fyodor’u,saray halkını ve hazinesini yanına alarak Kremlin’i terk etmiştir.(Boyarların ihaneti yüzünden Çarlık makamını bıraktığını söylemiştir.) Moskova’da bulunan boyarlar ve ahali Çar’ın geri dönmesi için büyün şartları kabul etmişlerdir.

IV.Ivan döner dönmez hainleri cezalandırmaya ve tek adam olarak ıslahatlar yapmaya başlamıştır.1964’te Opriçnina denilen bir idari sistemi yerleştirmiştir.(Eski Rusya’da ‘opriç’ ‘haricinde’anlamı taşıyordu.)Bu sistemin amacı hainleri ortadan kaldırmaktır(Çar’ın düşüncesinde hainler Boyarlardır.) Sisteme göre ülke iki kesime ayrılmıştır. Opriçnina kısmı Çar’ı emrindeki kişilerin yaşadığı bölge, “Zemşçina” ise onlar dışında Moskova’ya bağlı olarak yaşayanların yaşadığı bölgedir. Bu bölgeye Çar’ın vekili olarak Kasım şehzadelerinden biri oturtulmuştur. Opriçnina’da Çar’a bağlı bulunanlar “Opriçnik” olarak anılmışlardır. Sayılara yaklaşık olarak 6000 adet olan bu opriçnikler Zemşçina’da bulunan halka zulüm uygulamışlar ve kendileri sefahat içinde yaşamışlardır. Opriçnikler arasında göze çarpan en ilginç nokta Çar’ın 300 kişiden oluşan kendi tarikatıdır. Tarikat “Bratiya” adıyla kurulmuştur. Ayinlerinde sadist ritüller bulunan bu tarikatın en çok işkencelerden hoşlandığı bilinmektedir. Oğlunu dahi elindeki demir asa ile anlık sinir krizi dolayısıyla öldüren IV.Ivan uzun süren bir terör rejimi kurmuş ve öldürdüğü ya da işkence ettiği insanların sayısı her geçen gün artmıştır.Hatta, Rusya içlerinde artık nüfus azalmış, askerlik ve ekin ekmek için insan bulunamaz olmuştur.Tarihçiler bu tahribatın hiçbir Tatar seferi sırasında görülmediğini söylemişlerdir. Bu sebeple Rus tarihçiler ona Korkunç(Groznıy) lakabını vermişlerdi.“Pek çok lakap gibi “Korkunç(grozni)” lakabı da,yüzyılın  değil,daha sonraki romantizm akımının ürünüdür. İvan’ın en kararlı Rus muhalifleri bile asla bu lakabı kullanmamışlardır,üstelik aslında o zamanın dilinde Rusça grozni kelimesi “huşu uyandıran”anlamına geliyordu,dolayısıyla bir bakıma olumlu bir anlam içerir(İngilizce karşılığı olan ’terrible’,bir yanlış çeviridir)”.

Rusların 1565 yılında ele geçirdikleri Polotsk’u geri almak amacıyla 1576 yılında tahta geçen genç ve enerjik kral Stefan Bathory 1579 yılında taarruza geçmiştir.  IV.Ivan’a karşı o sene büyük bir galibiyet elde etmiştir. Stefan Bathory’nin gücü ve başarısı karşısında IV.Ivan önlemler alması gerektiğini anlamış ve vatanın tehlikede olduğunu ileri sürerek Kilise malikanelerine ruhanilerin isteğiyle el konulmuş, askerlikten kaçanlara karşı sert önlemler alınmıştır. İvan bu tarihe kadar hep kuvvetsiz ve teşkilatsız milletlere karşı savaşmıs ve başarılar elde etmiştir. Fakat bu defa karşısında güçlü ve teşkilatlı bir askeri yapıya sahip devlet olduğu için endişelenmiştir. Bu endişe durumu nedensiz değildir. Stefan Bathory Pskov ve Novgorad’ı ele geçirip IV.Ivan’a kesin bir barış anlaşması imzalatmak istemiştir. Bu gayelerle 1580 yılında harekete geçmiş ve seferinin başlarında Ruslara karşı başarılı olmuş ve kaleleri ele geçirmiştir. 1581 yılına gelindiğinde Pskov kuşatması başlamış ama boyar ailesi olan Şuyskilerden iki boyarın komutanlığında Rusların batı sınırlarındaki en güçlü kalesi ayakta kalmıştır. Stefan Bathory bunun üzerine baharda saldırmak üzere muhasarayı sürdürmüştür. 1582 yılında gelen Jeüzit Possevin adında Papalık tarafından iki Hristiyan ülke arasında akan kanı durdurtmak ve barış akdi imzalatmak üzere gönderilmiştir. Görüşmelerde Leh kralı Livonya’nın Ruslardan boşaltılmasını istemiş uzun tartışmalar sonucunda kabul edilmiştir. IV.Ivan Livonya üzerinde hakimiyet kuramayınca Estonya üzerine yürümeye karar vermiştir. Fakat İsveçlilerle verilen uzun mücadeleler sonucuna Rus kuvvetleri başarı elde edememiştir.Aynı senelerde Sibir’e de sefer düzenlenmiş ve Sibir’in uçsuz bucaksız toprakları Rus hakimiyeti altına girmiştir.

Bu dönemde Dış ilişkiler konusunda Rusya-İngiltere ilişkileri göze çarpmaktadır. Rus limanlarına İngiltere kralı VI. Edward adına Ruslarla ilişki kurmak isteyen Chancelor adında bir denizci aynı zamanda tüccar gelmiştir. Buranın zenginliklerini görmüş ve İngiliz çıkarlarına ve burdaki halkın ihtiyaçlarına göre bir ticaret anlayışını uygulamıştır. Bu kapsamda Rusya’nın yabancı yatırımlı ilk şirketlerinden “Muscovy Company” kurulmuştur. Bu dönemde Livonya ve Lehistan’la olan savaşlardan dolayı müttefik arayan Rusya İngiltere’yi biçilmez kaftan olarak görmüş fakat bu beklentisi Kraliçe’nin red mektubuyla karşılık bulmuştur. Bunun üzerine Rusya İngiliz tüccarlara yasak koymuş ve çok ağır söylemlerle Kraliçeye mesajlar göndermiştir. Kraliçe bu durum üzerine kendi özel tıpçı, mühendis ve siyasetçilerini oraya gönderip orada kalkınmayı sağlayacak hamlelerin gelişmesini sağlamıştır.

Korkunç Ivan 1584 yılında öldü. Onun Rus tarihindeki rolü çok önemlidir, dehşet rejimi süresince gerçekten sert olsa da ,ıslahatlarıyla Rusya’nın genişlemesine ve gelişmesine fayda veren işler yapmıştır.

Gelecek hafta Büyük Petro’nun tahta çıkışına kadar bölüm ele elıncaktır.

 

Ayça AKMAN

Osman MİCAN

KAYNAKÇA

Bushkovitch, Paul. A concise history of Russia. Cambridge: Cambridge University Press, 2012.

Kurat, Akdes Nimet. Rusya tarihi: başlangıçtan 1917ʼye kadar. 6th ed. Vol. 17. Series 13. Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi, 2014.

Lieven, D. C. B. The Cambridge history of Russia. Vol. 1. Cambridge: Cambridge University Press, 2006.

 

Yazar Hakkında

Osman MİCAN

İstanbul Medeniyet Üniversitesi-SBKY dunyasubayi@gmail.com İLİM ''MEDENİYET''TİR.

Yorum Yaz