IRKÇILIĞIN TRAJEDİSİ ‘‘MUDBOUND’’

0

İkinci Dünya Savaşı yıllarının derin toplumsal ve kültürel travmalarını ortaya koyan Mudbound ‘Savaştan Sonra’ filmi, Türkiye’deki sinemalarda gösterime girdi.

Film ırkçılığın saf halini pürüzsüz bir biçimde aktarmasıyla dikkat çekiyor. Amerika’nın Soğuk Savaş öncesi tarihini yakından gözlemleme fırsatı sunan Mudbound başarılı oyuncu kadrosuyla iyi bir uyarlama ve dönem filmi olarak kabul edilebilir. Drama türünün son yıllarda uyarlama ve dönem filmleriyle artışa geçtiği günümüzde sinemaseverler için Mudbound kaliteli bir tercih olabilir.

Mudbound, Amerika’nın Missisippi eyaletinde geçimini tarımla sağlayan beyaz aile ile onlara toprak işçisi olarak çalışan siyahi aile arasında şekilleniyor. Her şeyden önce filmin konusunun geçtiği Amerika’nın güney eyaletlerinden biri olan Missisippi’nin ülkenin en gelişmemiş eyaletlerden biri olduğunu vurgulamak gerekiyor. Bu bağlamda Amerika tarihine şöyle bir göz atıldığında Güney eyaletlerinin ekonomisinin tamamen tarıma bağımlı olduğu görülür. Tarımsal ekonominin kölelik sistemini kaçınılmaz hale dönüştürdüğü ABD’de ırkçılığın temellerinin atıldığı Amerikan İç Savaşı (1861-1865) da önemli bir dönüm noktasıdır. Zira Kuzey eyaletlerinin sanayileşen ve kapitalistleşen yapısı karşısında Güney eyaletleri kölelik sistemine bağlı tarım ekonomisini savunmuş ve bağımsızlık mücadelesi vermişlerdir. Kazanan Kuzey eyaletleri olurken her ne kadar kölelik sistemi kaldırılmış dahi olsa da ırkçılık üzerinden yapılan ayrımcılık Amerikan kültürel ve toplumsal yaşamını uzun yıllar etkilemeyi sürdürmüştür.

Biri çiftlik sahibinin oğlu beyaz Jamie diğeri çiftlik çalışanının oğlu siyahi Ronsel II. Dünya Savaşı’na katılmak için kasabadan ayrılırlar. Her ikisi de kahramanca bir mücadele verir, savaşın en çetin geçtiği cephelerde görev alır ve sağ salim yurtlarına geri dönerler. Ancak savaş esnasında yaşanan dehşetengiz olaylar, bir şok geçirmişlik hali sivil hayata dönüşlerini olumsuz yönde etkiler. Özellikle Ronsel bir siyahi olarak savaştan sonra ailesinin yanına döndüğünde kasabanın diğer beyazları tarafından gördüğü ırkçı muamele karşısında daha hassas hale gelir.

Alışveriş dükkanına ön kapıdan girmeleri yasak olan Ronsel gibi bir siyahinin bunu gerçekleştirmesi büyük bir kargaşanın fitilini ateşler. Ronsel ise savaş esnasında kendisinin çavuş olduğunu beyazların Alman tehdidinden kurtulmasını ve sıcak yataklarında huzurla uyumasının  başrolünde kendisinin de rol aldığını anlatmaya çalışır. Ancak savaş sırasında sağlanan kültürel harmonizasyon savaş sonrası tamamen değişecektir. Siyahiler yine aşağılanan, hor görülüp ikinci sınıf insan olarak kabul edilen canlılardır. Fakat savaşın tüm acılarını tatmış Jamie, Ronsel ile dostluk kurar. İki savaş gazisi, savaşın travmasını atlatamayan ve toplumsal sivil hayata yabancılaşan iki asker olarak kalmaya devem ederler. Birbirlerine savaş anılarını anlatarak huzur bulurlar. Artık her ikisi de Missisippi’nin sivil yaşamından soyutlanmışlardır.

Hillary Jordan’ın 2008 yılında yayımlanan kitabından uyarlanan Mudbound, beyaz-zenci ilişkilerini, yerel tarımsal üretimle sınırlı bölgelerde yaşanan ırkçılığı farklı boyutlarıyla gözler önüne seriyor. İçerisinde toplumsal, psikolojik gerilimleri ve kopuşları bir arada buluşturan filmin dönemin ambiyansını başarılı bir kurguyla yansıttığını söyleyebilmek mümkün. Siyahilerin II. Dünya Savaşı’nda gösterdikleri fedakarlıklara rağmen yurtlarında aşağılanmaya maruz kalmaları işlense de bazı beyazların siyahilerle pozitif yönlü ilişki kurdukları da aktarılmaktadır. Dolayısıyla film mutlak iyi-kötü karakterlerin yanında gri kalıp iyiliğe yakın duran karakterleri barındırmaktadır. Dönemsel bir film olarak görüntü kalitesinin son derece iyi olduğunu da vurgulamak gerekir.

4 dalda Oscar adaylığına layık görülen Mudbound, klasik ırkçılık filmlerinden farklı olarak konsept ve oyunculuk performanslarıyla bir döneme ışık tutması bakımından önemli bir yapım olduğu belirtilmelidir. Başrollerinde Carey Mulligan, Garrett Hedlund, Jonathan Banks gibi isimlerin yer aldığı Mudbound, Mart ayında sinemaseverlerin izlemesi gereken filmlerin başında geliyor.

Abdulkadir AKSÖZ

Yazar Hakkında

Abdulkadir AKSÖZ

Uluslararası İlişkiler Siyasi Tarih [email protected]

Yorum Yaz