İBRAHİM ERKAL ANISINA

0

Neyine güveneyim
De get yalan dünya
Seni nasıl seveyim
Ömrümü çalan dünya

İbrahim Erkal – De Get Yalan Dünya

Bazı sanatçılar insanın ruh dünyasına doğrudan nüfuz eder. Bilinçaltına yerleşir ve silinmezler. İbrahim Erkal da benim için öyleydi. Çocukluğum annemin küçük mavi radyosundan sürekli dinlediği İbrahim Erkal parçalarıyla geçti. Televizyonda İbrahim Erkal klipleri çıktığında pür dikkat dinler ve onu taklit edermişim.  ‘‘Canısı’’ parçasını dinlediğimiz o günler dün gibi aklımda. İlkokul yıllarımda annem, mutfakta beslenme çantamı hazırlarken o esnada radyoda çalan İbrahim Erkal parçalarına eşlik ederdi.

90’ların sonunda tüm Türkiye tarafından tanınan ve dinlenen bir sanatçı haline gelen İbrahim Erkal, hayatında çeşitli zorluklarla karşılaşmış. İlk albümünü uzun süre kimselere beğendirememiş. 1993 yılında Plakçılar Çarşısı’nda uzun uğraşları sonrası ‘‘Tutku’’ isimli albümünü çıkarmayı başarmış. Albümü çıktığında garson olarak çalıştığını hatırlatalım. 1996 yılında ‘Gönlünüze Talibim’ adlı 3. Albümü ile ülke geneline yayılan şöhreti, film ve dizi sektörleriyle birlikte genişleyerek büyümüş. Bu albümde yer alan Canısı parçasının müzikseverlerden bulduğu büyük karşılık Temel Gürsu’nun yönettiği ‘Canısı’ filmi ve yine Temel Gürsu’nun yönettiği 26 bölümlük “Canısı” dizisi, televizyonlarda rating rekorlarının kırılmasıyla kendisini gösterdi.

Erzurum’un yetiştirdiği en önemli simalardan biri olan İbrahim Erkal’ın bugüne kadar çıkardığı albümlerdeki tüm eserlerin söz ve bestesi kendisine ait.  Bu bağlamda kendine has bir müzik tarzı olduğu kolaylıkla anlaşılabilir.

“Kapıldım bir kere seyrine sevdanın, nefes bile almadım.”

“Saçlarından tel kopar ver, gönül nazlı bir şey ister.”

“Gözlerim ağlasa mendilimdin sen, geceler karaysa kandilimdin sen.”

“Sensiz geçen her gün bağrımda diken, Sen gözümün nuru bebeği iken, Ben gözüne kirpik kaş olamadım.”

Dört farklı eserinden aldığım bu dizeler İbrahim Erkal’ı açıklamaya elbette yetmez. Ancak eserlerinin her birinde farklı bir havanın olduğunu vurgulamak gerekir. Bu farklılık aslında İbrahim Erkal’ın bir Mevlana ve Yunus aşığı olmasıyla doğrudan ilintili. Zira Erkal, tasavvufla her zaman yakından ilgilenmiş bu tasavvufi felsefeyi şarkılarıyla hayatına nakşetmiştir.  Çok sevilmesinin nedenlerinden biri belki de budur.

İbrahim Erkal’ın vefatı sonrası yapılan yorumlara baktığımda genelde 90’lı yıllarda çocukluğunu geçirenlerin hemen hepsi onu hayırla yad ediyor. O Erzurum’un karlı dağlarının eteklerinde başlayan hayat yolculuğu, mütevazi kişiliği, samimiyeti ve en önemlisi duruşuyla gönüllerde taht kurmayı başarmış bir isim olarak hafızalarımıza kazındı.  Dokunaklı sesi, içli besteleri ve sade hayatı ile anılacak olması büyük bir başarıdır.  50 yaşında hayata gözlerini yuman İbrahim Erkal’ı çocukluğumun unutulmazı Canısı’nı rahmetle anıyorum. Mekanı cennet olsun.

İbrahim Erkal’ın 2013 yılında TRT Müzik kanalında yayınlanan Cengiz Kurtoğlu’nun sunduğu Sessizce programındaki canlı performans sergileyerek seslendirdiği Canısı, Yalnızım ve Tutku parçaları:

 

 

 

Yazar Hakkında

Abdulkadir AKSÖZ

Uluslararası İlişkiler Siyasi Tarih abdlkdraksz@gmail.com

Yorum Yaz