HEYECANIMIZ PÖRSÜMEDEN

0

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), kurulduğu 14 Ağustos 2001 tarihinden bugüne tam 15 yılı geride bıraktı. AK Parti’nin kurumsal yapısı, teşkilatlanma sistemi ve oluşturulan sağlam kadroların Türkiye siyasetinde ilklere imza atması ve girilen her seçimde alınan başarılar yerli ve yabancı birçok gazeteci, yazar ve akademisyenin ilgisini çekmiş ve birçok araştırmaya konu olmuştur. Bu oluşum dikkatle incelenmesi gereken bir parti yapısına ve teşkilat sistemine sahiptir. Öncelikle bu sistematik oluşumun nasıl meydana geldiğinden bahsetmemiz yararlı olacaktır.

Tarih 14 Mayıs 2000. Kapatılan Refah Partisi’nin devamı niteliğindeki Fazilet Partisi’nin kongre günü. Siyasi yasaklı olan Necmettin Erbakan’ın işaret ettiği isim olan Recai Kutan genel başkan adayıdır. Ancak hiç beklenmedik bir şekilde kendilerini ‘‘Yenilikçiler’’ olarak ifade eden bir grup o zamana kadar ‘’Ne diyorsa o olur!’’ denilen Erbakan’ın göstermiş olduğu adayın karşısına 55 yaşındaki Abdullah Gül’ü aday gösterir. Seçimi Kutan kazanır ama Gül’ün almış olduğu oy miktarı bir hayli fazladır. Değişmeyen politikaların ve sürekli parti yönetimini elinde tutan yaşlı lider kadronun artık değiş(tiril)mesinden yana bir tavır sergileyen Yenilikçiler partinin siyasi arenada toplumla tam olarak uyum sağlayamadığını iddia etmişlerdir. Nitekim haklı da çıkmışlar, parti, öncülü diğer partiler gibi 22 Haziran 2001’de kapatılmıştır. Artık yeni bir yolun, yeni bir güzergâhın belirlenmesi ve farklı bir siyasi söylemin oluşturulması için harekete geçen Yenilikçiler, yakın tarihimize damgasını vuracak olan AK Parti’yi kurmuşlardır.

Fazilet Partisi Genel Başkan Adayı Abdullah Gül

AK Parti’yi zaferden zafere koşturan oluşum böylesi bir ortamda gerçekleşti. Kuruluşundan 15 ay sonra girdiği ilk genel seçimlerde tek başına iktidar olan bir partinin teşkilatlanma sistemi dikkat çekicidir. Diğer partilerden çok farklı olarak işleyen sistemde ana kademe, kadın kolları ve gençlik kolları 81 vilayette ev ev dolaşarak seçmeni taramış, partiye oy toplamış ve neticeyi de seçimden önce almışlardır. Bu inancın, kararlılığın ve büyük bir azmin tezahürüydü. Teşkilat içerisindeki birlik ve bütünlüğün günümüze kadar devam etmiş olmasında partinin bir amaç etrafında birleşmesinin büyük katkısı vardır. O amaç ki ülkeyi her türlü vesayetten arındırmış, ekonomik, siyasi, sosyo-kültürel açıdan en üst seviyeyi yakalatmış ve bunların tek dayanak noktası olarak milleti görmüş bir ideali yansıtmaktadır. Gerçekleştirdiği icraatlarla cumhuriyet tarihinde bugüne kadar yapılmamış birçok reform ve yeniliğe imza atmış olan AK Parti, her seçimde çıtayı daha da yükseltmiştir. 2023 gibi bir vizyonu olan partinin bu hedef çerçevesinde kadınlara ve gençlere verdiği değer ve önem çok önemlidir. 15 sene evvel parti tüzüğüne konulan 3 dönem kuralı kadınların ve özellikle gençlerin önünü açması yönünde çığır niteliğindedir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçilme yaşını 18’e indirme gayreti de bunun en güzel örneğidir. Partinin iç oluşumunun kısırlaşmaması ve yeni beyinlerle takviye edilmesinden korkulmamalıdır. Zira kendini iyi yetiştiren genç nesillerin partiye girmesi ve görev almasının partinin dönüşümü ve sürekli kendini yenilemesi bakımından son derece elzem gözükmektedir. 2015 ve sonrası için artık AK Parti merkezi yapısının gençleşmesi kendi dinamiğini kaybetmemesi adına bir şans olacaktır. Fazilet Partisi örneğine dönüşmemek için eskilerin yeni geleceklerin önünü açması ve bilfiil destek olması gerekir. Siyasette tek kişilik yoktur, takım vardır, grup vardır, birliktelik ruhu vardır. AK Parti’nin 2023 hedeflerine ulaşabilmesi ve dinamizmin yitirilmemesi için yeni genç yüzlerin sayısını arttırılması gerekmektedir. AK Parti’ye gönül veren seçmenlerin ve parti tabanının da bu değişim sürecinden olumlu etkilenmesi için birtakım adımlar atılmalıdır. Bu bağlamda seçilme yaşının anayasa referandum paketiyle 18’e indirilmesi olumlu bir gelişmedir. Globalleşen ve her geçen gün yeni bir teknolojik gelişmenin yaşandığı dünya şartlarında kendisini o şartlara göre yetiştiren donanımlı beyinlerin ülke yönetiminde söz sahibi olması zaruridir. Geleceğe yön veren bir misyon ve vizyona sahip olan AK Parti’nin Türk siyasetinde yapacağı en önemli değişimlerden biri bu olacaktır.

AK Parti bu süreç içerisinde daha fazla gençlere odaklanmalı, teşkilat yapısında kademeli olarak gençleştirme hareketini başlatmalıdır. ‘‘Yeni Türkiye’’ ideali ile yola çıkarken eski isimlere tutuklu kalınmamalı ‘‘Yeni İsimler’’in önü süratle açılmalıdır. Bu hareket partinin DNA’sını değiştirmez, davasına, konulan hedef ve göstergelere bağlı olan gençlerden kurulacak başarılı bir kadronun hizmeti de kuşkusuz büyük olur. AK Parti geçmişteki örneklerinden farklı olarak isimler üzerine bir bağ kuran değil; amaç, hedef ve ülkü üzerinde birleşen, bağını siyasetin değişen koşullarına göre dizayn eden bir parti olmak zorundadır. Yeni bir sesten yeni bir soluktan çekinilmemeli yaşı çok genç denilerek ötelenmemelidir. Koltuk ve makam sevdasının tarihte daima hüsranla sona erdiği unutulmamalıdır. AK Parti bir kitle partisi olarak halkla olan diyalogunu ve özellikle de yeni nesil üzerindeki etkisini sağlamlaştırması partinin gençleşmesine bağlıdır.

AK Parti’nin 2023 ve Yeni Türkiye hedeflerinin lokomotifi gençler olmalıdır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın defaatle ifade ettiği üzere 15 Temmuz gecesi tankların altına yatan gençleri bir kenara atamazsınız. Bu yüzden yazının başında bahsettiğimiz 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün uzun yıllar önce genç yaşta Fazilet Partisi genel başkanlığına aday olduğu seçimde söylemiş olduğu şu sözleri altını çizerek, yeniden dillendirip hatırlatmakta yarar var; ‘‘İlle de yetmiş yaşına geldikten sonra, heyecanımız pörsüdükten sonra mı olalım?!’’

Yazar Hakkında

Abdulkadir AKSÖZ

Uluslararası İlişkiler Siyasi Tarih [email protected]

Yorum Yaz