HAYFA GEZİ YAZISI

0

Bu yazımda Hayfa’dan bahsetmek istiyorum. Bölge Uzmanı Projesi kapsamında geçen yaz Hayfa Üniversitesi’ne İbranice eğitimi almak için gönderildik. Burada edindiğimiz tecrübeleri aktarmak ve burada İbranice eğitimi almak isteyen arkadaşlara yol göstermek istiyorum.

Eğitimimizi Hayfa’da bulunan Hayfa Üniversitesi‘nde aldık. Bu Üniversite meşhur Karmel Dağının tepesinde bulunuyor. Bu Karmel Dağı Hayfa’nın silüetini çok değiştiriyor ve oldukça da güzel bir dağ. Bu dağın neredeyse en tepesine kurulan bu Üniversite, bizle birlikte yurt dışından gelen öğrencilere yoğunlaştırılmış bir şekilde İbranice eğitimi vermektedir. Yazları yoğunlaştırılmış İbranice kursu demek olan Ulpan Kursları var. Buradaki kurslara katılmadan önce bir sınav yapıyorlar. Yaklaşık 120 soru bulunan bu sınavda gösterdiğin başarı sonrasında gireceğin sınıfı belirliyorlar. Ayrıca sınav bitiminde sizin konuşmanızı tespit etmek amacıyla orada bulunan görevli sizinle konuşmaya çalışıyor ve hakkınızda rapor yazıyor.

Burada aldığımız kursun kalitesi bir bakıma ders anlatan hocanın kalitesi demektir. Bizim hocamız Allah’a şükür ki derslerini çok iyi anlatıyordu ve bizimle ilgilenebilmek için çok büyük emek harcıyordu. Bazı kurlarda da arkadaşlarımız hocalarının üslubunu hiç beğenmiyorlardı. Lakin bizim kurda olanlar hoca açısından oldukça şanslıydılar.

Tabi Üniversite hakkında şunu söylemeliyiz. Üniversite dediğim gibi dağın başında bulunmaktadır. Bu nedenle şehre inebilmemiz çok zaman alıyordu ve bizde Cuma namazlarını Kudüs’te veya Hayfa’da bir camide kılmak dışında pek dışarı çıkamıyorduk. Dağ başında olması ulaşım açısından bizi zora sokuyordu. Tabi diğer sıkıntılı bir durumda, dünyanın birçok ülkesinden çoğunluğu Yahudi veya Hristiyanlar olmak üzere gelen öğrenciler İbranice konuşmak yerine İngilizce konuşuyorlardı. Halk ile iletişime geçtiğimizde de bizimle İngilizce konuşmaya çalışıyorlardı. Bu Hayfa Üniversitesinin en büyük dezavantajıydı. Başımızda bulunan rehberler (onlar madrih diyordu) bile İngilizce konuşuyorlardı. Dolayısıyla bu tarz dezavantajların olmayacağı bir yer arayanlara ise Kudüs İbrani Üniversitesi’ni tavsiye ediyoruz. Orasına gitmedik ama ismini çok duyduk. İbranice eğitiminin verildiği belki de en kaliteli yerdir.

Üniversite’nin Yaz İbranice Kursu’nda (Ulpan’da) bildiğim kadarıyla 6 kur bulunmaktadır. 9 ay İstanbul’da İbranice eğitimi aldıktan sonra gidince bizi oldukça ileri kurlardan başlattılar. Derslerimiz genelde sabah 9 öğlen de 1 arasında sürüyordu.  Hoca zamana oldukça riayet ediyordu ve derste çeşitli aktiviteler yapıyorduk.

Hayfa’da ve Üniversitede başımızı ağrıtacak pek olayla karşılaşmadık. En fazla bize “biz Türkleri Küdus’te namaz kılarken görüyorduk” dediler. Yani sizin burada ne işiniz var demeye getiriyorlar. Bu sual karşısında Rabbimizden temenni ediyorum ki Türkiyeli gençler sadece Kudüs’e namaz kılmak için gitmezler, İbranice öğrenmeye, dillerini, dinlerini ve kültürlerini de öğrenmeye giderler.

Üniversite’de yapılan faydalı faaliyetlerden biriside Homework Club dedikleri ve ev ödevlerinin yapıldığı bir zaman tayin etmeleriydi. O zaman diliminde (haftada birkaç gündü ve saat 16.00- 18.00 arası felan sürüyordu) Ana dili İbranice olan görevliler başımızda duruyordu ve bize anlamadığımız yerde yardımcı oluyorlardı. Ayrıca bu programda ücretsiz kahve ve içeçeğin yanı sıra bazı kekler, kurabiyeler vs veriyorlardı. Bu durum benim çok hoşuma gidiyordu.. Diğer bir güzel uygulamaları bazı günler pratik yapabilmemiz için 1 saatlik konuşma kursları açıyorlardı. Bu kursa katılmak isteyen var mı diye hocamız soruyordu. Orada başımızda bulunan kişi bize sorular soruyor ve bizi konuşturmaya çalışıyordu. Bu da güzel bir faaliyetti doğrusu.

Allah’a hamd olsun Cuma namazlarını kılabiliyorduk. Cuma namazlarından bahsedeyim şimdi. Cuma vakitlerinde dersimiz saat 12 civarında bitiyordu ve bizimde camiye yetişecek vaktimiz oluyordu. Otobüse binip belli bir süre ilerledikten sonra inip taksiye biniyorduk. Çünkü bizim okulun orası  ıssız bir yerde olduğundan taksi çağırmazsan gelmiyordu. Genelde İstiklal camisinde namazımızı kıldık. Cami imamıyla tanıştık. İyi insanlar cemaatleri de iyiler.

Onun dışında Tel Aviv’de de Hasan Bey camisine gittik ve ülkede birkaç tane daha cami bulunuyor. İnternetten araştırmalarım sonucu 18 civarında cami sayabildim. Lakin ne kadar doğru bir tespit bilmiyorum.

Hayfa’da Gezilmesi Gereken Turistik Mekanlar

İlk Önce Bahai Garden’den bahsetmek istiyorum. Karmel dağının eteklerine yapılan bu muazzam derecede büyük yapı oldukça işlektir. Hayfa’da çok Bahai bulunmasa da Bahai Garden’ın burada bulunmasının tarihten gelen sebepleri vardır. Dünya üzerine dağılmış halde bulunan Bahailerin 1986 yılında yapılan istatistiğe göre 4 milyon civarında olduğu söylenir. İran’da neşet eden Bahailer zamanla tehlikeli bulunduğundan İran’dan sürgün edildiler. 1844 yılında Mirza Ali Muhammed ilk olarak kendisini Bab yani kapı olarak ilan etti. Bab demesindeki mana ise kendisinin Mehdi’ye açılan kapı olduğunu söylüyordu. Daha sonra ise kendisinin Bab değil bizzat Mehdi olduğunu söylemeye başladı. İran’ın büyük şehirlerinde Bahailiği anlatmaya başladı. Bu hareket giderek tehlikeli bir hal aldığından 1850 yılında İran Şah’ı Nasireddin Şah tarafından kurşuna dizilmesi emredildi.

2017 Hayfa Bahai Garden gezimiz sırasında çektiğim fotoğraf. Ozan Dur/2017-Hayfa

3. Büyük şehir olan Hayfa’da bizim karşımıza çıkan mekanlardan birisi de Karmel dağının kendisidir. Karmel dağının kutsal bir tarafı da vardır. Karmel dağı milattan öncesi yüzyıllardan itibaren kutsal kabul edilmiş bir dağdır. Kenanlıların yüksek olan yerleri kutsal kabul etmek gibi bir adetleri olduğu söylenir. Dolayısıyla tarihin en eski dönemlerinden itibaren Karmel dağı kutsal kabul edilmektedir. Ayrıca Hristiyanlar, Yahudiler Hz. İlyas’ın bu dağda bir mağarada zamanını geçirdiklerinden bahsederler. Bundan dolayı Karmel dağında bulunan bir manastırın içinde Hz. İlyas’ın heykelini yapıp koymuşlardır. Hatta bazıları bu manastırın bulunduğu yerde Hz. İlyas’ın bulunduğuna inanırlar.

Karmel dağından da bahsettikten sonra yine Karmel dağının eteklerinde bulunan ve farklı mimarisiyle hemen dikkatlerinizi çeken Alman kolonisinden bahsetmek istiyorum. Hayfa’da bulunan Alman kolonisi 1868 yılında kurulmuştur. Christoff Hoffman bu bölgedeki kolonilerin tarihini araştırırken bilinmesi gereken önemli bir isimdir. Onun çağrısıyla bir grup Protestan mezhebinde insan Filistin bölgesine yerleşmeye başladı. 2. Dünya savaşında ise burada bulunan Almanlar İngilizler tarafından sürgüne gönderildiler.

Ben oraya gittiğimde koloninin uzaktan fotoğrafını çekmeyi unutmuşum. Şimdi size neden bu kapının fotoğrafını çektiğimi anlatayım.

Bu kapının üzerinde yazan yazı çok önemli olduğu için bu fotoğrafı çektim. Kapının üzerinde aşağı yukarı şöyle yazıyor. “Eğer seni unutursam Kudüs, sağ elimi unutayım.” (İf I forget you Jerusalem, may my right hand forget its skill”)

Bir Alman kolonisinde neden bu yazı yazıyor bilmiyorum ama orada yazılanların bir açıklaması elbette var. Bir müze gezimiz esnasında orada bulunan rehber bize Yahudi düğünlerini anlatmıştı. Tabi bu benim oldukça ilgimi çekmişti. Yahudi düğünlerinde kızlar bardak vesayre kırarak “Eğer seni unutursam Kudüs, sağ elimi unutayım” diyorlardı. Bu olayı orada tutduğum günlüğümden tekrar okudum. Şunları not almışım  “Görünen o ki Kutsal topraklar üzerindeki iddia insanlık var olduğu müddetçe devam edecektir. Kutsal topraklar tarihte defalarca el değiştirdi. Şuan biz de olmuyor olsa da tarihine baktığımızda uzun süre biz bu toprakların bekçiliğini yaptık. 70-80 sene Kudüs tarihinde çok değil diye düşünüyorum. Allah ilk kıblemizi tekrardan elde etmeyi nasip etsin inşaAllah” bu şekilde bilgisayarıma o gün hissettiklerimi yazmışım.

Nasip olursa ilerleyen yazılarımda yine Kutsal Topraklarda elde ettiğim tecrübelerden ve izlenimlerinden bahsetmek istiyorum

Ozan DUR

Yazar Hakkında

Ozan DUR

Medeniyet Yüksek Lisans Tarih Bölümündeyim. [email protected]

Yorum Yaz