EKONOMİK UÇURUM VE LİBERALİZMİN DÜŞÜŞÜ

0

Bu dönem; 1929 ekonomik bunalımla birlikte ülkelerdeki durumlar ve 19. yüzyılın sonundan 20. yüzyılın ortalarına kadar süren ekonomideki olumsuz gelişmelerdir. Aslında 19. yüzyılın sonuna doğru görülen ama 1. Dünya savaşını kaybeden devletlerdeki ekonomik bozulmalar aslında dünyanın nasıl bir ekonomik bunalıma gideceğini göstermekteydi. Kısa bir cümleyle açıklayacak olursak iki savaş arası dönemde(1913-1941) ekonomide olan dalgalanmalardır.

Bu dönemde yine belirtilere bakacak olursak Amerika’da azalan bir nüfus oranını görebiliriz. Savaş öncesi ABD’ye yerleşen insan sayısı 15 milyonken ekonomik dalgalanmaların baş göstermesiyle bu sayı 750 binlere kadar gerilemiştir. Yine bu ekonomik krizin patlak vermesi sonucu Amerika’daki Westinghouse şirketleri hisselerinin üçte ikisini kaybetmiştir. Bu dönemde tarıma yapılan destek ise, çiftçilere üretmemeleri için ödeme yaptılar.

1929 ekonomik buhranın öncüsü Keynes’dir. Ama şunu bilmeliyiz ki Keynes kapitalist ekonomiyi tamamen inkâr etmemiştir, bunda değişmeler ve iyileştirmeler yaparak bize tekrar göstermektedir. Bazı şirketler ve uzmanlar her yedi ya da her on yılda bir, bir ekonomik dalgalanma olacağını biliyordu ama böylesini kimse bilmiyordu. Zaten hiç kimse bu bunalıma bir çözüm bulamamıştır. Brezilya yine önemli bir devlet o dönemde kahve üretiminde fazlalık olduğu için artık madenlerde kömür yerine kahve yakılıyordu. Bu ekonomik bunalım krizden önce başlayan ve 1929 Wall Street krizinden sonra kapanan Amerika borçlarına ilişkindi. Bu bunalım Amerika’dan başlayıp tüm dünyaya yayılmıştır. Bu dönemde kısacası bilmemiz gereken üç şey var.

1. Kriz olmasa Hitler ve Roosevelt olmayacaktı.
2. Hiç kimse bu bunalıma kesin bir çözüm bulup durduramamış, sadece aldıkları önlem ve anlaşmalarla yavaşlatmışlardır.
3. Bunalım; endüstride, teknolojide vb. hem ülkelere hem de büyük şirketlerin çoğuna önemli zararlar vermiştir.

LİBERALİZMİN DÜŞÜŞÜ

Alman Sosyal Demokrat Partisinin 1 Mayıs madalyonunun bir tarafında Karl Marx diğer tarafında özgürlük anıtı vardı. Liberalizmin düşüşü, 2.dünya savaşı ile felaket çağı boyunca olmaktadır. Ama aslında iyice incelendiği zaman liberalizmin düşüşe geçmesi Adolf Hitlerle birlikte olmaktadır. Sağ tarafta olan Mussolini ve Hitler liberalizmin çöküşünü hazırlayan mimarlar olmuşlardır. Çünkü ikinci dünya savaşına kadar liberalizme karşı gelen hiçbir tehlike soldan olmamıştı. Büyük tehlike sağdan bekleniyordu.

Ve liberalizmin çöküşüne karşılık sağcılar bunun karşısına her ne kadar karşılamasa da faşizm terimini koymuşlardı. Faşizm, böylece yükselmeye ve dönem trend bir yaklaşımı haline gelmişti. Türkiye’de ırkçılık olarak geçen Faşizm Mussolini’ye göre ırkçılık değildir, bu anti-liberalizm olarak nitelendirilir, ve Hitler Mussolini’ye bunu bir borç olarak görüyordu ve saygı duyuyordu. Hitler, Almanya’da faşizmin olduğu dönemlerde o dönemin ünlü düşünürü olan Heidegger’in desteğinin farkında değildi veya önemsemiyordu.
Yine bu dönemde işçi hareketleri oluyordu. İşçi hareketlerinde yer alan komünistler çoğu yerde azınlık haldeydiler ama çoğunluk oldukları yerlerde de ezildiler.

Büyük çöküş olmasa faşizm dünyada bu kadar tanınır mıydı?

Tabi ki hayır. Çünkü büyük buhran olmasa Hitler olmayacaktı ve liberalizm belki de hala sürecekti, faşizm ortaya çıkmayacaktı. Peki, Mussolini faşizmi bunun için yeterli miydi? Bunun da cevabı hayır; çünkü İtalya tek başına dünya devi olacak güçte değildi ve İtalya’daki faşizm ,Almanya’daki gibi güçlü değildi.

YUSUF TANER KILAVUZ

Yazar Hakkında

Yusuf Taner KILAVUZ

Istanbul Medeniyet University, Faculty of Political Science, Department of International Relations.
tanerkilavuz@gmail.com

Yorum Yaz