BÜYÜLÜ ÜLKE HİNDİSTAN’DA 2 AY

0

Dünyanın kadim kültür ve medeniyetlerine ev sahipliği yapan Hindistan’a seyahatim, bir Temmuz günü başladı.

Kendine has iklimi, yemekleri, suyu, havası bir başka olan bu ülke, insana iliklerine kadar büyülü atmosferinden bir şeyler katıyor. Daha uçaktan iner inmez karşılaştığınız manzaralar, size dünyanın en ilginç ülkelerinden birinde olduğunuzu kanıtlıyor. Bir yanda at arabaları, yol kenarlarına tezgah açan mango ve muz satıcıları, bol yağlı kızartma yapan sokak lokantalarının yoğun kokusu, lüks otomobillerin arasından kıvrılan üç tekerlikli minik tuk tuk‘ların yolcu kapma telaşı, kornalar, sirenler ve daha niceleri… Hindistan, “karmaşa”nın ve “karmaşık”lığın iç içe olduğu esrarengiz bir diyar. 

Hindistan’ın öğrettiği ilk kural; sakinlik ve boşverme. Burada tanıklık ettiğim en ilginç durum buydu. İnsanlar gündelik hayatlarını sürürken gelecek kaygısı taşımıyorlar. Gayet rahatlar. Dünya bir gölgelik onlar için. Sadece 1 dolara günlük yaşantılarını sürdüren Hintliler, hayatı bir boşvermişlik içerisinde yaşıyorlar. Ama bunun altında derin manaların olduğu muhakkak. Zira bu yaşam biçimi, dünyaya tamah etmemenin izlerini taşıyor.

Güney Asya’nın bu koca diyarında pek çok tarihi hazine yatıyor. Cuma Mescidi, Kutub Minar, Humayun Tomb, Tac Mahal gibi Türk-İslam mimarisinin abidevi eserlerini ziyaret etmek mümkün.  Ancak Hindistan coğrafyasının incisi, uğruna canların kanlarını feda ettiği, rüyaların şehri Keşmir‘i anlatmayı başarmak mümkün değil. Dünyada cennet denecek türden eşsiz, denksiz bir mekan. Bu gözler, Keşmir gibi cenneti dünyada görmenin muradına erdi.

Hindistan’da her çeşit insana rastlayabilirsiniz. Hindu, Müslüman, Sih, Budist, Hristiyan hepsi bir arada yaşıyor. Hepsinin farklı giyim tarzları, ilginç yaşam biçimleri ve rengarenk kültürleri var. Çoğu birbirinin kültüründen etkilenmiş. Halide Edip‘in Hindistan’a Dair kitabında belirttiği gibi bu ülkenin; “Kültürü, zihni altüst edecek derecede karışık, engin ve zıt cephelidir.”

Ülkede temel problemlerin başında açlık ve temizlik geliyor. Çok ciddi bir kirliliğin olduğunu belirtmek gerekiyor. Pek çok insan sokaklarda yaşıyor, kaldırımlarda uyuyor.  Trafik de bir başka büyük sorun ancak insanlar bu duruma alışmış. Yaptığım pek çok yolculukta Hintlilerin trafikte son derece sakin kaldıklarına şahit oldum. Aslında “alışmışlık” durumunu ve var olanı “kabullenme”yi Hintlilerin genel karakteristik özelliği olduğunu söyleyebiliriz.

İklim şartları yaz aylarında aşırı nemli, boğucu ve yakıcı. Alışkın olmayanlar için oldukça zor bir iklime sahip Hindistan. Tüm kargaşa ve kaosun ortasında kızgın güneş ile baş etmek sorun olabiliyor. Bir de Türkiye’de yayınlanan Hint dizilerinden hareketle Hindistan hakkında yorum yapmak çok doğru değil. Ülkenin bambaşka bir yapıda olduğunu ancak gözlerinizle görünce idrak edebiliyorsunuz.

Hindistan’a yaptığım seyahati anlatmaya başladığım her platformda karşılaştığım ilk soru; İneklere tapıyorlar mı? Bir bakıma evet, bir bakıma hayır. Hindistan’da üç yüz milyondan fazla ilah var, dolayısıyla, kutsaliyet atfedilen pek çok şey mevcut. Hindistan’ı bir tanrı piyasası olarak görmek mümkün. Din tarihleri oldukça kapsamlı. İnekler ülkede, bizdeki deyimiyle, “mübarek” hayvan olarak kabul görüyor. Büyük bir saygı var ineklere. Ancak bu durum, ülke içerisinde aksaklıklara neden olabiliyor. Trafikte, çarşıda hatta kutsal mekanlarda inekler başıboş bir şekilde geziniyorlar.

İki ay kaldığım Hindistan’da pek çok cami, tapınak, müze gibi tarihi ve kültürel eserleri yakından inceleme fırsatım oldu. Hepsi ayrı bir ustalık ve incelik taşıyor. Yaşadığım en güzel tecrübelerden biri de Jaipur’da yaptığım fil seyahatiydi. Varanasi’de, Ganj Nehri kenarında katıldığım Hinduların ölü yakma ayini de unutulmazlarım arasında diyebilirim. Hindistan yemeklerinin, bol soslu ve bol baharatlı yapısının damak tadına hitap eden güzellikte olduğunu da ayrıca belirtmeliyim. Hindistan keşfedilmesi gereken ülkelerden biri ancak derinlerde kaybolma riski taşıyor.  Toparlayacak olursak, Hindistan’ın kültürü, insanları ve yaşantısının sizi içine çeken bir tarafı var. Son olarak, eşsiz bir deneyim ve bol anılarla döndüğüm Hindistan’ın, gerçek bir Doğu medeniyeti olarak zihnimin ve kalbimin müstesna ikonu olarak yerini aldığını söyleyebilirim.

Abdulkadir AKSÖZ

Yazar Hakkında

Abdulkadir AKSÖZ

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Siyasi Tarih(Hindistan&Latin Amerika) abdlkdraksz@gmail.com

Yorum Yaz