ANAYASA MAHKEMESİ VE MARGOT WALLSTRÖM

0

ANAYASA MAHKEMESİ VE MARGOT WALLSTRÖM

2010-2012 yılları arasında Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin silahlı çatışmalar ve cinsel saldırılara karşı mücadeleden sorumlu özel temsilcisi Margot Wallström 14 Ağustos günü Twitter hesabından yazdığı mesajda Türkiye’den 15 yaşın altındaki çocuklara cinsel ilişki iznini iptal etmesini istedi. 2014 yılında Sosyal Demokratların İsveç’te iktidara gelmesiyle beraber İsveç Dışişleri Bakanlığına getirilen Wallström’ün bu mesajına kadar gelen süreç Anayasa Mahkemesi’nin Türk Ceza Kanunu’nun (TCK), çocuğun cinsel yönden istismarını düzenleyen 103. maddesinin birinci fıkrasındaki “15 yaşını tamamlamamış her çocuğa karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranışın cinsel istismar sayılacağına” ilişkin hükmü iptal etmesiyle başlıyor.

AYM’nin iptal ettiği Türk Ceza Kanunu’nun “çocukların cinsel istismarı” başlıklı 103. maddesi şöyle:

“1- Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismar deyiminden;

a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,

b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar, anlaşılır.

2- Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”

 Bafra’da bir çocuğun cinsel istismarı iddiasıyla açılan davaya bakan Bafra Ağır Ceza Mahkemesi, TCK’nın 103. maddesinin birinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurusunda, itiraz konusu kuralın, farklı yaş gruplarında tüm mağdurlara yönelik eylemler arasında ceza müeyyidesi bakımından herhangi bir ayrım yapmadığını öne sürdü. 4 yaşındaki bir mağdura yönelik cinsel istismar suçu ile 14 yaşındaki mağdura yönelik cinsel istismar suçunun ceza müeyyidesinin kademeli bir ceza anlayışı içermesi gerektiğini ifade etti. Suçun en nitelikli hali için en düşük yaşın 15 şeklinde belirlenmesinin suç ve cezada korunmak istenen hukuki yarar ile müeyyide arasındaki orantıyı bozduğunu savundu. AYM, TCK’nın, çocuğun cinsel yönden istismarını düzenleyen 103. maddesinin birinci fıkrasındaki “15 yaşını tamamlamamış her çocuğa karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranışın cinsel istismar sayılacağına” ilişkin hükmü, 6’ya karşı 7 üyenin oyu ile iptal etti. Kararın gerekçesinde daha önce Türk Ceza Kanunu’nun 103/2. maddesini iptalini örnek gösterdi. İki iptalinde söz konusu suçlarda mahkemelere olaya özgü takdir marjı tanımaması ve onarıcı hukuk kurumları öngörmemesi gerekçesiyle gerçekleştiğini belirtti.

İsveç Dışişleri Bakanının, sosyal medyada, “Türkiye’de 15 yaşından küçük çocuklara yönelik cinsel istismarın serbest bırakıldığı” yönündeki açıklaması tabii ki doğru değildir.  İşin doğrusu ise AYM’nin bu maddenin yeniden düzenlenmesi için TBMM’ye de bir süre verilmesi ve TBMM’nin bu kanunu çıkartacak olmasıdır. Şu anda Türkiye’de 15 yaşından küçük çocuklara yönelik cinsel istismar yine suçtur. İleri sürüldüğünün aksine anılan kararla on beş yaşından küçük çocuklara karşı işlenen cinsel istismar fiilleri suç olmaktan çıkarılmamıştır. Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinin (1) numaralı fıkrasında cezanın alt sınırı belirlenirken somut olayın özelliklerine göre ihtiyaç duyulabilecek kademelendirmeye imkân tanınmamış olunması, orantılılık ilkesine aykırı bulunmuş ve kural teknik hukuki nedenlere dayanılarak iptal edilmiştir. Nitekim iptal sonucu yasal boşluk doğmaması için iptal hükmünün Resmî Gazete’de yayımlanmasından altı ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.  İptal hükmü 13 Temmuz 2016 tarihinde yayınlanmıştır. Yasama organının belirlenen sürede iptal kararında belirtilen teknik hukuki sorunları karşılayacak yeni bir düzenleme yapma imkânı bulunmaktadır.

Bu konuya sadece İsveç Dışişleri Bakanı değil maalesef Almanya ve Avusturya basını da büyük yer verdi. Viyana Uluslararası Havalimanı’nın yolcu salonunda, Kronen Zeitung gazetesine ait elektronik panoda Türkiye’de 15 yaşın altındaki çocukların istismarına izin verildiğinin iddia edildi. Bu bir özensizlikten öte kasten Türkiye’yi karalamaya yönelik bir olaydır. Türkiye’deki her noktanın araştırılmadan Avrupa basını tarafından yer alması vahim bir durumdur. Türk hukuku 15 Temmuz gecesi büyük bir sınav vermiştir. Türk milleti adına karar veren Türk yargısı, adına karar verdiği millet ile ayağa kalkmış, hukuk sınavını büyük bir duruş ile vermiştir. Geçmiş darbe dönemlerinde darbecilerle birlikte hareket eden tüm kurumlar 2016 darbe girişiminde hukuka olan bağlılığını vakur bir şekilde göstermiştir. Avrupa Türkiye’deki büyük hukuk direnişini, halkın hukuk direnişini maalesef kasten anlamamaktadır. Fakat bizim de medyamız, iş dünyamız, üniversitelerimiz ve sivil toplum kuruluşlarımızla bütün gücümüzle Türkiye’nin hukuka olan bağlılığını anlatmamız gerekir.

İsveç Dışişleri Bakanının açıklamasından sonra Türkiye kamuoyunda büyük bir tepki oluştu. Türk Dışişleri Bakanlığı, Viyana havalimanındaki elektronik panoda yer alan habere, yazılı açıklama ile tepki gösterdi. Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Twitter’da Türkiye ile ilgili yanlış bilgiler paylaşan İsveç Dışişleri Bakanı Margot Wallström’e sert tepki gösterdi. Şimşek, “Açıkça yanlış bilgilendirilmişsiniz. Türkiye’de böyle aptalca bir şey yok. Lütfen gerçekleri öğrenin.” dedi. Wallström’ün attığı tweet nedeniyle İsveç’in Ankara Büyükelçiliği geçici maslahatgüzarı Hedvig Klara Erika Hogg Lohm Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldı. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise Wallström’ün iddialarını, “Bir dışişleri bakanına yakışmayan, yalan ve yanlış bilgi üzerinden yapılmış bir açıklama” olarak değerlendirdi. Adalet Bakanı Bozdağ, çocuklara yönelik cinsel istismar eylemlerinin cezalandırılması hususunda yasal bir boşluğun bulunmadığını bildirdi.

Bu süreçte Avrupa ülkelerinin gündeminin sahteliği bugünkü örnekleriyle de apaçık ortadadır. Birtakım ülkelerde Türkiye’deki vatandaşlarına destek olmak için toplanan insanlara güvenlik güçlerinin haksız muameleri, ülke yöneticilerinin “destek olmak için Türkiye’ye dönün” imaları ve Türk bayrağı sallamanın kışkırtma kabul edildiği haller açıkça hak ihlalleridir. Türkiye hukuk devleti olma yolunda geçmişteki hatalarını telafi ederek sağlam adımlar atarken Batı ise dayattığı insan hakları vurgusunun sadece kendileri için işlediğini göstermiştir. Darbe girişimi sonrasında aldıkları yalan haberlerle Türkiye hakkında tedirginlik duyduğunu söyleyen Batı, Türk parlamentosunda, Gölbaşı’nda olanları görememektedir.  Türkiye terör örgütleriyle aynı anda mücadele etmekte ve mücadelesini hukuk çerçevesinde yürütmektedir.

Abdulvahap DUMAN

Click here to read English version of this article : “TURKİSH CONSTITUTIONAL COURT AND MARGOT WALLSTROM”

Yazar Hakkında

Konuk Yazar

Yorum Yaz