2. DÜNYA SAVAŞI SONRASI AFRİKA

0

Afrika ülkeleri aşağı yukarı son 45 yıldır az gelişmişliğin vermiş olduğu çeşitli sorunlarla başa çıkmak durumunda kalmıştır.  Oluşan siyasi ve sosyal tahribata karşı önlem olarak ekonomik sorunların üstesinden gelmeye yönelmişlerdir. Bu sorunlara çoğu zaman sermaye ve teknoloji eksikliği çevresinden de bakılmıştır.

Yaklaşık son iki yüzyıldır doğal kaynakları ve insan potansiyeli yüzünden sömürülen Afrika birçok sosyal, siyasal ve ekonomik sorunlarla başa çıkmaya çalışmıştır.

Afrika’nın temel meseleleri genel olarak; doğal kaynakların sömürüsü, köle ticareti, salgın hastalıklar ve etnik çatışmalar olarak gözümüze çarpmaktadır. Afrika’nın geleceğini belirleyen en önemli şey ise doğal kaynaklarıdır. Aslında zenginlik getirmesi gereken bu kaynaklar Afrika’nın ‘kara kıta’ olarak anılmasını sağlamıştır.

Afrika’nın etnik çeşitliliği kendisi için bir zulüm nedeni olarak yaşamakta ve Afrika’nın sömürgecilerle olan bağı burada tarihin sayfalarına büyük yıkımlar olarak geçmektedir.

Afrika’nın sorunlardan ayrılıp (Tutsi-Hutu / Ruanda, Darfur) modernleşmesi demek sömürgelerden kurtulmuş olması demektir. Modernleşmek demek ülkeler için aşamalı olarak geçen bir süreçtir. Batı bunları aşamalı olarak geçerken Afrika bu süreci değişik bir biçimde geçmiştir. Bu Afrika’nın modernleşmediği anlamına gelmiyor, aksine modernlik tüm boyutlarıyla Afrika’da görülmektedir.

Bir devletin gelişmişliğini ve karakterini gösteren ekonomik değerler, coğrafi değerler ve jeopolitik konumudur. Ekonomik durumu coğrafi şartların elverdiği derecede değildir, yani Afrika’da çöller fazla olmasına karşın doğal kaynaklar yönünden zengin olması sömürü devletler karışmaksızın kendi kendine yetebilecek derecededir.

Çağdaş veri ve belgeler ışığında insanın ilk defa Afrika kıtasında ortaya çıktığı ve zamanla buradan yayılıp göç ederek Avrupa kıtasına yerleştiği de düşünülmektedir.

Tarihin en eski yerleşim yerlerinden biri olan Afrika 2. Dünya Savaşından sonra sömürgeciliğinde vermiş olduğu etkiyle modernleşme bakımından en geri kalmış kıtadır.

Afrika’da ekonominin temel kaynağı doğal olarak tarımsal üretime dayanmaktadır. Asya ve Latin Amerika’da büyüme ve gelişme stratejisi olan bu proje Afrika’da başarılı olamamıştır. Tarımsal üretimden de yeteri kazancı sağlayamayan kıtada yoksulluk ve açlık kronik bir sorun haline gelmiştir. Bu açlık yüzünden çok değil yakın bir tarih olan 2013’de Afrika’da 10.6 milyon çocuk yaşamını yitirmiştir.

Afrika’da asırlardır süren sömürgecilikte; Malcolm X’inde dediği gibi ‘eğer bir şey için ayak diremezseniz, her darbe sizi yere serebilir.’ Afrika yıllarca sömürüldü ve Batı’ya karşı hiçbir zaman ayaklanmadı. Bunun cezasını da yıllardır sömürülerek çekiyor.

Bundan yıllar hatta asırlar sene öncede durum aynıydı. Afrika yine sömürülüyordu. Afrika’nın bu duruma gelmesindeki tek neden; Amerikalılar, İngilizler ve Yahudiler ve bu sistemlerin Afrika’yı bir sömürü yeri olarak görmesinden kaynaklanıyordu. Tek istedikleri Afrika’nın doğal kaynaklarından faydalanmak değildi oradaki insanlardan ‘günümüzde bile’ bazı bölgelerde geçerliliğini koruyan kölecilik kavramı altında insanların potansiyel gücünden yararlanmak istiyorlardı. Bu devletlerin sebep olduğu soykırımlarda bunlara dahildir. Hutu ve Tutsiler arasında olan soykırımın tek sebebi bunlardır. Bu soykırım tarihe en büyük 2. Soykırım olarak geçmiştir.

Asırlar boyu sömürülmesi aslında oradaki insanların adaletten yeterince yararlanamadığının da bir kanıtıydı. Bunun en iyi örneği ise Ruanda’dır.

Aslında Afrika’da olan şey sömürgecilik değildir. Bir terör olayıdır. 2. Dünya savaşından sonra bölgedeki insan hakları ihlal ediliyordu ve tüm dünya bu terörizme sessiz kalıyordu. Bizce gerçek terörizmin asıl kaynağı kapitalizmdir. Kapitalizm ve emperyalizmin birleşmesiyle buralar sömürülüyor ve insanların ekonomik, sosyal ve hatta siyasal hakların ellerinden alınıyordu.

Son olarak bir örnek vermek gerekirse, Afrika’nın durumunu bununla özetlemek daha doğru olur. Afrika’da sömürü devletlerin fabrikalarında bizimde şuan yediğimiz ve ülkemizde satılan çikolatalar üretiliyor. Bu işçilerin günlük aldıkları para 7 Euro; ama ilginç olan da şu ki o ülkede bir çikolatanın fiyatı da 7 Euro’dur. İşte böyle bir ülkede nasıl adaletten bahsedebiliriz ki..

Tüm insanlık olarak, yürüyen ölüler olmayalım, ve şuan Afrika’daki bu olaylara sessiz kalmayalım. Çünkü oradaki insanların da hakları var ve onlarda özgür insanlar . . .

YUSUF TANER KILAVUZ

Yazar Hakkında

Yusuf Taner KILAVUZ

Istanbul Medeniyet University, Faculty of Political Science, Department of International Relations. tanerkilavuz@gmail.com

Yorum Yaz